Ecevit’i 1980 sonrası tanıyan sol eğilimli genç kuşakların takdir edebileceği en önemli erdemi “Robespierre’vari yozlaştırılamazlığı” ve “siyasette geçmiş onca yıla rağmen mütevazı mal varlığı”ydı. Gerçekten de politik kariyeri göz önüne alındığında Ecevit’in en dikkat çeken özelliklerinden biri dürüst ve siyasetin kirine bulaşmamış temiz bir politikacı olmasıydı. Siyasette adını duyurmaya başladığı andan itibaren sade yaşantısı ve mütevazı kişiliğiyle ön plana çıkmıştı. Lüks makam aracı istemeyen ve Başbakanlık Konutu’nun sadece bir odasını kullanan bir başbakan olarak gazetelere haber oluyordu. Bir lokma bir hırka” düsturunu yansıtır biçimde, hiçbir zaman “malda mülkte, parada pulda” gözü olmadı. Geride bıraktığı mal varlığı, Ankara Oran’da bir daire ve Gölbaşı’nda küçük bir arsadan ibaretti.