Fatih Yaşlı’nın Halkçı Ecevit adlı çalışmasının, Bülent Ecevit’in siyasal çizgisini tarihsel materyalist bir perspektiften ele alması bakımından önemli bir katkı sunduğunu belirtmek gerekir. Buna karşılık Mustafa Çolak’ın Bülent Ecevit: Karaoğlan kitabı daha çok liberal bir çerçeveye yaslanmakta; yer yer Türkiye siyasetini açıklarken merkez-çevre yaklaşımının izlerini taşımaktadır. Bu durum, iki eserin aynı siyasal figüre farklı metodolojik ve kuramsal pencerelerden bakmasına olanak sağlamaktadır.
Bununla birlikte, Çolak’ın çalışması Ecevit’in yaşam öyküsünü ve siyasal serüvenini bütünlüklü bir biçimde özetleyebilmesi açısından başarılı bir eser olarak değerlendirilebilir. Kitap yalnızca Ecevit’in kişiliğini, karakter özelliklerini ve siyaset anlayışını anlamaya imkân vermekle kalmamakta; aynı zamanda Türkiye siyasal tarihinin kritik dönemeçlerini de okuyucuya sunmaktadır. Ecevit’in gazetecilik yıllarından CHP içerisindeki yükselişine, “ortanın solu” söyleminin inşasından demokratik sol anlayışının şekillenmesine kadar uzanan süreç, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümleriyle birlikte ele alınmaktadır.
Bu yönüyle eser, yalnızca bir siyasetçi biyografisi olmanın ötesine geçmekte; Cumhuriyet sonrası Türkiye’nin siyasal gelişim çizgisini Ecevit ekseninde takip etmeyi mümkün kılan bir çalışma niteliği kazanmaktadır. Her ne kadar kuramsal çerçevesi bakımından eleştiriye açık yönleri bulunsa da, Ecevit’i ve onun içinde şekillendiği tarihsel bağlamı tanımak isteyen okurlar için faydalı bir giriş kitabı olduğu söylenebilir.
Mustafa Bülent Ecevit Türk gazeteci, şair, yazar, çevirmen ve siyasetçidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eski başbakanı, çalışma bakanı, devlet bakanı ve başbakan yardımcısıdır.
Türkiye'nin yarım asrında izi olan Bülent Ecevit'in fikir, siyaset ve hayat
hikâyesini anlatan kitabi okuduk.
Madem ecevıt'i tanıyoruz onun bır şiiri yazalım
insan
elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı
elbette senden doğru söyliyecekti
yazdığın şiir
elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü
sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel.. Bülent Ecevit
1950'lerden 60'lara uzanan dönemde, CHP'nin "Ortanın Solu"na dönmesinin öncülerindendi. 12 Mart 1971 darbesine karşı tutumuyla, CHP'de tarihî bir kopuşu gerçekleştirdi ve lider oldu. 70'lerin ardından, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, CHP'yi terk ederek kurduğu Demokratik Sol Parti'yle kendine yeni bir rota çizdi ve bu rota onu 1990'ların sonunda başbakanlığa götürdü.
Bu dönemde ideolojik serencamı çok tartışıldı. Faal gazetecilik deneyiminden gelen, şair ve entelektüel kimliği olan, romantik imgesi ve karizması bu vasıflarıyla tamamlanan, sıra dışı bir siyasetçi portresi... Elinizdeki kitap, Türkiye'nin yarım asrında izi olan Bülent Ecevit'in fikir, siyaset ve hayat
hikâyesini anlatıyor. Bülent Ecevit Karaoğlan
Ülkenin en eski ve devlet kurucu hüviyeti taşıyan partisi CHP'nin üyeleri ve taraftarları, 1970'lerde "Ecevitçi" diye anılıyordu - bu durum, Bülent Ecevit'in etkisini özetlemeye yetecektir.
Bülent Ecevit' e farklı bir bakış açısından bakılmış.. Ecevit' i gerçekten tanımak isteyenler için kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ecevit'in bilinmeyen yönlerini keşfetmek diyebiliriz.
Bülent Ecevit çocukluğumuzun Türkiye'sinde önemli bir figürdü bizim jenerasyon için. Biz onu; 28 Şubat sürecindeki duruşuyla, Merve Kavakçı'ya mecliste had bildirmesiyle, 99 depremindeki acziyetiyle, Öcalan'ın yakalanma süreciyle, 2001 kriziyle, Clinton karşısındaki duruşuyla ve yürüyemeyecek halde ülkeyi yönetmeye çalışmasıyla hatırlıyoruz.
Halbuki o öldükten sonra gerçek Ecevit'i tanıma fırsatım oldu. Kentlerde Halkçı Ecevit, kırsal'da Karaoğlan'dı. 1972 yılında CHP kongresinde İnönü'ye karşı aldığı zafer bir devrin kapanışıydı. O efsanevi kongrede İnönü'nün yaptığı konuşmaya karşı yaptığı konuşmada cümlelerini şöyle bitiriyordu: "Demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, yoksa kapı kulları mı olacağız? Karar sizindir..."
Genel başkan olduğunda toprak reformundan, işçi haklarından, sömürüye son vermekten ve düzeni değiştirmekten bahsediyordu. CHP'ye çok partili düzende en yüksek oy oranlarını kazandırdı. Ortanın Solu kavramını savunarak CHP'yi sola çekti. Komünizm ve Sosyalizme karşı liberal solu savundu. Vicdan hürriyeti ve dini görüşlere olan saygılı yaklaşımı ile CHP'nin halk nezdindeki itibarını düzeltmeye çalıştı. En büyük şansızlığı belki de şuydu. Kıbrıs zaferinden sonra çok erken istifa edip erken seçim hesaplarının muhalefet tarafından engellenmesi, tek başına iktidar olamaması, askerlerin komünizm geliyor korkusundan dolayı solu baskılaması, Maraş ve Çorum katliamları ve Abdi İpekçi suikastıyla CHP'nin 70'li yıllardaki ivmesi engellenmiştir.
Askeri darbeler olduğunda iktidarda sağ partiler vardı. Ama darbe aslında sola karşı yapıldı ve yine sağ partilerin işine yaradı. 60 darbesi olmasa zaten Demokrat Parti seçimle iktidarı kaybedecekti. 80 darbesinde sol örgütler ve sosyalist harekete büyük bir darbe indirildi. Ve
Geçmişten güç alınır geçmişten ders alınır ama geçmişe dönülemez.. Hem devlet adamın hem Başbakan hem şair oluşumun tek bedende var olma hali üç ayrı kişiliğin sentezi ve üç ayrı kişiliği ülke siyasetini ve devleti götürdüğü hal 70 -2000 ler arası siyasi gelişmelere yakından tanık olmak keyifliydi tatmin edici bir biyografi Ecevit ruhun şad olsun
Ecevit’i 1980 sonrası tanıyan sol eğilimli genç kuşakların takdir edebileceği en önemli erdemi “Robespierre’vari yozlaştırılamazlığı” ve “siyasette geçmiş onca yıla rağmen mütevazı mal varlığı”ydı. Gerçekten de politik kariyeri göz önüne alındığında Ecevit’in en dikkat çeken özelliklerinden biri dürüst ve siyasetin kirine bulaşmamış temiz bir politikacı olmasıydı. Siyasette adını duyurmaya başladığı andan itibaren sade yaşantısı ve mütevazı kişiliğiyle ön plana çıkmıştı. Lüks makam aracı istemeyen ve Başbakanlık Konutu’nun sadece bir odasını kullanan bir başbakan olarak gazetelere haber oluyordu. Bir lokma bir hırka” düsturunu yansıtır biçimde, hiçbir zaman “malda mülkte, parada pulda” gözü olmadı. Geride bıraktığı mal varlığı, Ankara Oran’da bir daire ve Gölbaşı’nda küçük bir arsadan ibaretti.
Eğitim: Ph.D 1999, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Araştırma Alanları: Birinci Dünya Savaşı’nda Alman İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı’nda Türk-Alman İttifakı, İttihat ve Terakki Cemiyeti.
Seçilmiş Çalışmaları: “XVI. Başlarında Merzifon Kazası (1515-1520)” adlı (1991) yüksek lisans ve “Alman arşiv belgelerine göre Alman İmparatorluğu’nun doğu politikası çerçevesinde Kafkasya politikası (1914-1918)” adlı (1999) doktora tezlerini yazdı. Savaşanların Gözüyle Türk-Alman İttifakı 1914-1918 (2018), Enver Paşa: Komitenin Kahramanı (2019), Talat Paşa: Komitenin Ruhu (2020) yayınlanmış kitap ve editörlük çalışmalarından bazılarıdır.