“Serbest piyasa ekonomisi”, “hür teşebbüs”, “orta direk”, “köşeyi dönme” gibi 1980’li yıllarda yaygınlaşan terimlerin ideolojik içerikli olduğu açıktır. Bu ideolojik sloganlara, özellikle ANAP iktidarı döneminde tedavüle çıkarılan, “sigaranın –ve tüketim mallarının– serbestçe ithali, vurguncu ve karaborsacı kazançlarını ortadan kaldırdığı için gelir dağılımını düzeltir”; “yüksek faiz, tasarrufları artırdığı ve tasarrufçuyu ödüllendirdiği için hem toplumun, hem halkın çıkarınadır”; “cebinde on dolar bulunan vatandaşın mahkemelerde sürünmesini biz önledik”; “bir ülkenin başarısı ve gelişmişliği kredi itibarının yüksekliği ile ölçülür”; “KİT’lerin özelleştirilmesi mülkiyeti halka yayacaktır” gibi bir dizi klişeyi de eklemek gerekir. Bilimsel içerikleri olmamakla birlikte bunların etkili çevreler, profesyonel gruplar, hatta akademik camia içinde hızla kabul gördüğünü saptıyoruz. Sermaye çevreleri bu klişelerin dayandığı görüşlerin, sayıları ve etkinlikleri bu dönemde hızla artan oda, dernek ve vakıflar aracılığıyla kamuoyunda yerleşmesini sağladılar. Büyük sermayenin giderek daha fazla etkisi ve denetimi altına giren yayın organları, TV ve radyo bu ideolojik tavırların yerleşmesinde kilit roller oynadılar.