E.

E.
@Diyalektik_adam
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran
“Marksizm seküler bir dindir” söylemi, özellikle liberal çevrelerin sıkça tekrarladığı bir iddiadır. Oysa Marksizm kimileri için gerçekten dogmatik bir inanç sistemine dönüşebilirken, kimileri için dünyayı anlamaya ve açıklamaya yarayan, eleştiriye ve güncellenmeye açık bir yöntemdir. Bir diğer yaygın iddia ise “Marksizm arkaiktir” söylemidir. Bu görüşü dillendirenler çoğu zaman Marksizme karşı ideolojik bir konum alan çevrelerdir. Ancak burada basit bir soru sormak gerekir: Eğer Marksizm gerçekten bu kadar eski, etkisiz ve tarih dışı kalmış bir düşünceyse, neden hâlâ ona karşı mücadele etme ihtiyacı duyuyorsunuz? Neden sürekli gündeme getiriyor, eleştiriyor ve ona karşı ideolojik pozisyon alıyorsunuz? Etkisiz olduğu iddia edilen bir fikre karşı bu kadar yoğun bir çaba harcanması başlı başına düşündürücü değil midir?
Düşünce
Ecevit 1990’dan sonra radikal söylemleri ve halkçı programı terk edip daha milliyetçi bir dil ve devletçi bir duruş benimseyerek sol bir tutumdan siyasal merkeze doğru tedrici bir değişim geçirdi. (..) Ecevit, 1990’lı yılların başından itibaren ise iç ve dış politik gelişmelerin etkisi ile daha merkezci, devlet yanlısı bir siyasal pozisyona geçti. Soğuk savaşın bitmesi, Kürt sorunu ve irtica tartışmalarında kendini dışa vuran değişim, Ecevit’in politik hayatının son döneminin belirgin özelliği haline geldi.
Alıntı
Rahşan Ecevit, 1970’lerde başkanlığını yaptığı Köylü Dernekleri aracılığıyla köy okullarına yolladığı kitap kutularını tek tek kontrol ederek, her okula en az bir tane Türkçe mealli Kuran-ı Kerim gönderilmesini şart koşmuştu. Bunu “toplumun gerçekleri okuyarak öğrenmesi ve din takiyecilerinin peşine takılmaması için” yaptığını belirtiyordu.
Alıntı
Cezaevi günlerinden sonra Avrupa gezisine çıkan Ecevit, İskandinav ülkelerini incelemiş ve buradaki sosyal adalet ve kalkınma pratiğinin Türkiye’ye uyarlanabileceğini düşünmüştü. Ecevit’e göre Türkiye gibi İskandinav ülkeleri de yeraltı ve yerüstü zenginlikten mahrumdu, ancak kalkınmayı, özgürlükçü demokrasi ve sosyal adaletle birlikte başarabilmişlerdi. ‘Bu açıdan bakıldığında Türkiye için ve benzer durumdaki ülkeler için, en azından gelişmenin kalkış noktasına varmış ülkeler için, İskandinav ülkelerine özenmek aşırı hayalcilik sayılmaz’ dı.
Alıntı

E.

, şu anda okuyor
%78 (242/307 syf.)
Mustafa Çolak
8.2/10 · 58 okunma