Yazarımız okurunu geçmişten geleceğe bir yolculuğa çıkarıyor.
Bende ki hisleri çok farklı oldu kitabın..
Bu kadim topraklar bu necip millet ne çok imtihandan sıkıntıdan geçmiş ama toprağından vatanından asla vazgeçmemiş…
İnsanoğlu var olduğu günden beri hep kavgalar süregelmiş haklı ve haksız hep taraflar olmuş sonuçta olan hep insana olmuş…
Romanın ana karakteri Şehzade dede Midilli göçmenlerinden gönlünde ruhunda dilinde hep Midilli merakı hasreti yanan bir insan dedeleri babası annesi onca sıkıntının,zulmün içerisinden doğup büyüdükleri anılar biriktirdikleri memleketlerini topraklarını zorla bıraktırılarak ana vatana geliyorlar. Evet buna mübadele diyorlar Türkiye’de ki Rumlar Midilli’ye Midilli’de ki Türkler Türkiye’ye getiriyorlar.
Nice zorluklarla anadoluda İzmir’de Dikili’de bir hayat kuruyolar.
Şehzade dede çocukluğundan itibaren büyüklerinden hep midilliyi dinlemiş hasretini çekmiş hatta aşkından bir yolunu bulup araya kaynayan Midilli de kalan göç etmeyen dayısını hep merak etmiştir.
Şehzade’nin iki evladı dünyaya gelmiş Mahir’i vatan için şehit düşmüş Tahir’i yanında kalmış tek torunu Murat dünyaya gelmişti.
Şehzade her daim toprağın çok kıymetli olduğu topraksız olanın vatansız olduğunu dile getirmiş insanların şirketlere arsalarını satıp otel ve yazlıklar yapıldığı Dikili’de kendi arazisini Afşın beyim tüm hainliklerine rağmen satmamış direnmişti.
Romanın sonlarına doğru gözleriniz dolabilir dikkatli olun
Şehzadenin torunu Murat askerdedir ve sevgilisi Burcuyu çok sevmektedir tabi ki Burcuda onu bu aşk dillere destan olacak okuyunca göreceksiniz.
Yazarımız güncel konular üzerinden mesajlarını devamlı olarak cümle aralarında vermiş tüm siyasi konulara az çok girmiştir
Cümlelerimin sonuna gelirken kitabımızdan da anlaşılıyor ki iyilik merhamet kaybediyor olarak gözüksede sonunda kazanan hep onlar oluyor.