Puan vermedi·465 syf.··
2024 8. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 00:00
Bu incelemeyi nasıl yapacağımı epeyce düşündüm; netice yok. Kafama göre takılarak okurkenki hislerimi açıkça yazacağım. Kemal Bey, oldukça nefret ettiğim ve bir o kadar da acıdığım bir karakter. Kitabı genelleyecek olursam; “aşk, müze ve cinsellik üzerine bir kitap” derdim. Nitekim kitapta cinselliğin payı göz ardı edilemeyecek kadar büyük, bir noktada Füsun ve Kemal’in iliskisini var eden unsur. Kemal Bey’in Füsun’a saplantılı aşkı beni kitap boyunca çok yordu. Bencilliği, düşünce şeklinin şahsımca çarpıklığı beni öfkelendirerek kitaptan tiksinmeye kadar itti. Sibel’i hiçbir pişmanlık duymaksızın aldatarak, konfor alanını korumak için birlikteliğini sürdürmesi ve hatta hayatının kalanını onunla geçireceğine gönülden inanmış hâlde Füsun’la cinsel birlikteliğine devam edebileceğini düşünmesi bende tiksinti uyandırdı. Bu noktada, Kemal bana Füsun’a aşık olan bir adammış gibi gelmedi. Onun bedenini saplantı haline getirdiğini düşündüm. Öncelikle Sibel karakterine odaklanmak istiyorum. Kemal’in, Sibel’e aldığı Jenny Colon çantanın Sibel’in sahte olduğunu anlaması ve geri iade etmesi mevzuu… bu sayfalarda Sibel’in davranışını yanlış bularak eleştirmekle birlikte, Kemal’in bize bu anıyı anlatmasını hiç yadırgamamıştım. Fakat nişanlarında, çanta mevzuu konuşulduğu vakit Füsun’un “hediyenin ne olduğu önemli değil” tarzındaki konuşmasının bize anlatılmasında art niyet aradım. Kemal bu hikayeyi anlattığı vakit sanki hâlâ, kendince Füsun’a olan aşkını aklamaya çalışıyor gibi geldi. Füsun’un karakterinin, Sibel ile kıyaslandığında daha “iyi” olduğunu mu kanıtlıyordu kendince? Sibel’in Kemal’i iyileştirme çabasını ise kendi düşüncemle değil de, Kemal’in bize kitap boyunca anlatmış olduğu cinsellik ve modernlik düşünceleri ile bağdaştırarak yanlış bulmadım. Eğer sabit düşüncemle yetinseydim, Sibel’in gurursuzluğundan nefret ederek onu kitabın sonuna dek küçümseyecektim. Kemal’in Sibel’in bekareti ve modernliği hakkında anlatılarının bendeki asıl işlevi bu düşüncemi engellemek oldu. Sibel’i anladığımı hissettim, ona hak vererek yine Kemal’den nefret ettim. Kemal’in en sinirimi bozan üç düşüncesi ise, (bu noktada tıpkı onun gibi listeleme tekniğini kullanacağım) 1. Babasının cenzaesinde Füsun’u görebileceğini umması ve tek odak noktasının bu olması! (Belki de yalnızca Orhan Bey’e böyle anlatmak istedi, bilmiyorum) 2. Füsun ile sevişmeye devam ederek, Sibel ile evleneceğine cân-u gönülden inanması 3. Sokağa çıkma yasağından nefret etme sebebinin, Füsun’ların evinden erken ayrılacak olmasının verdiği huzursuzluk olması. Kitabın en sevdiğim kısmı, artık Füsun hikayesinin nihayete ulaşıp; Kemal’in Orhan Bey ile kitap ve müze hakkında konuştuğu kısımdı. Kemal Bey her ne kadar “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” demiş olsa da ben onun yaşadığı hayata üzülmekte buldum kendimi.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.