6/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
Roman ikinci Dünya Savaşı sonrasında Kırgızistan’da bir köyde, bir kolhoz yönetimi ile, kolhoz‘un hayvanlarına yaylada çobanlık yapan inançlı bir komünist olan Tanabay‘ın çatışması üzerine kurgulanmıştır. Romanın ikinci Dünya Savaşı sonrasında Kırgızistan’da bir köyde, bir kolhoz yönetimi ile, kolhoz‘un hayvanlarına yaylada çobanlık yapan iyi bir komünist olan Tanabay‘ın çatışması üzerine kurgulandığı doğru mu? Cengiz Aytmatov’un babası Törekul Aytmatov 1937 yılında Stalin döneminde tutuklandığı ve 1938’de kurşuna dizildiği doğru mudur? Eser ilk kez Kırgız Türkçesinde GÜLSARAT adıyla 1962-1963’te yayınlanmıştır. Komünizm ise 1991 yılında çökmüştür. Babası kurşuna dizilen Cengiz Aytmatov böyle bir eseri hangi cesaretle yazabilmiştir? Sovyetler birliğinin 1928 yılında özel mülkiyeti kaldırıp, küçük çiftliklere el koyup, birleştirerek kolhozları oluşturduğu ve bunu tarımsal üretimi artırmak ve Sovyet ekonomisini güçlendirmek için yaptığı doğru mudur? Elveda Gülsarı kitabı aslında, komünizmin çökeceğine işaret midir? Kahramanımız Tanabay’ın Komünizme bütün ruhuyla inandığı ve kendi abisini Sibirya’ya sürgüne gönderdiği doğru mu? 1940 ile 1955 arasında 36 milyon insanın, (yetişkin nüfusun yaklaşık üçte birinin) komünizmi oturtmak için suçlu bulunduğu ve bunlardan 15 milyonunun hapse atıldığı ve 250 bininin vurulduğu doğru mu? Bu ve benzeri soruların cevabı bu videoda.. KISA NOTLAR: 12 Aralık 1928’de doğdu 10 Haziran 2008’de vefat etti 80 yıl yaşadı … Babası Törekul Aytmatov önemli bir devlet adamıydı. 1937 yılında Stalin döneminde tutuklandı ve 1938’de kurşuna dizildi. Annesi Nagima ise Tatar kökenli bir tiyatrocuydu. … Babası at yetiştiriciliği de yapmıştı Bu yüzden Cengiz Aytmatov atları çocukluğundan biliyordu … STALİN Stalin, Sovyetler birliğini 1924’ten 1953’teki ölümüne kadar 29 yıl yönetmiştir. … KOLHOZ SİSTEMİNE GEÇİŞ Sovyetler birliği 1928 yılında özel mülkiyeti kaldırıp, küçük çiftliklere el koyup, birleştirerek kolhozları oluşturdu. Amaç tarımsal üretimi artırmak ve Sovyet ekonomisini güçlendirmekti. … YAYIN TARİHİ Kırgız Türkçesinde GÜLSARAT adıyla 1962-1963’te yayınlanmış Türkiye Türkçesine ilk olarak 1969 yılında “kopar zincirlerini gülsarı” adıyla Fransızcadan Tahir Alangu çevirmiş Daha sonra “elveda gülsarı” adıyla değişik yayınevleri tarafından yayınlanmıştır …. ALTI YIL ASKERLİK Onbaşı Tanabay Bakasov yurdun birçok yerinde askerlik yaptı. Çin'de Kvantung ordusunun tesliminden sonra da terhis oldu. Dile kolay, yurdun dört bir köşe­sinde şöyle böyle altı yıl taban tepmişti... … YILKI ATLARI Yılkı atları, genellikle yaşlanmış ve artık iş gücünden düşmüş olan atlara verilen isimdir. Bu atlar sahipleri tarafından kış aylarında serbest bırakılır ve eğer hayatta kalırlarsa yazın tekrar alınırlar. Veya Doğada özgür bir şekilde dolaşan ve yabanileşmiş atlardır. Türkiye’de; Spil dağı, Erciyes dağı, Kapadokya vb. bulunurlar. ROMAN NASIL ORTAYA ÇIKTI? Roman Sovyetler birliği dönemindeki Kırgızistan’da geçiyor. “Sovyet devrimine gönülden inanmış Kırgız gençlerin yaşadıkları zorlu hayatı ve hayal kırıklıklarını” ve “Sovyet rejiminin bireyler üzerindeki etki ve dönemin toplumsal değişimlerini” anlatıyor. 1953’te Stalin ölümünden sonra Sovyetler birliği komünist Partisi sekreterliğine getirilen Kuruşçev’in savaş sonrasında yaşanan sorunlardan Stalin’i sorumlu tutan politikasının “Elveda Gülsarı’nın” ideolojisini belirlediği görülüyor. Zira; Kruşçev, Stalin’in özellikle tarım politikalarını sert bir şekilde eleştiriyor. Onun kolektivizasyon politikalarının, kırsal bölgelerde büyük sıkıntılara ve üretim düşüşlerine neden olduğunu savunuyor ve bu politikaların sonucunda, özellikle savaş sonrası dönemde Sovyet halkı kıtlık ve açlık çektiğini dile getiriyor. Haklı da. Bakın Ulusların düşüşü kitabından Stalin dönemine ait bir paragraf Kolhozlar yani Kolektif çiftlikler insanların sıkı çalışmasını sağlayacak teşviklerden tamamen yoksundu, dolayısıyla üretim düzeyi çok hızlı bir biçimde düştü. Üretimin o kadar büyük bir kısmına el konuldu ki, yeterli yiyecek bulunamıyordu. İnsanlar açlıktan ölmeye başladı. Nihayetinde, zorunlu kolektifleştirme süresince muhtemelen 6 milyon insan kıtlık yüzünden öldü ve yüzbinlerce insan öldürüldü ya da Sibirya’ya sürüldü. Eksiksiz bir yasa sistemiyle, işten kaytardığı fark edilen işçilere cezai müeyyideler getirilmişti. Örneğin, Haziran 1940’da çıkarılan bir yasa izin alınmadan 20 dakika için bile işte olmamayı, hatta işte olup avarelik etmeyi işe devamsızlık olarak tanımlıyor ve bunu da altı ay ağır iş ve ücrette yüzde 25 kesintiyle cezalandırılabilecek bir suç sayıyordu. Buna benzer bin bir çeşit müeyyide getirildi ve şaşırtıcı bir sıklıkla uygulamaya koyuldu. 1940 ile 1955 arasında 36 milyon insan, yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri, bu tür suçlardan suçlu bulundu. Bunların 15 milyonu hapse atıldı ve 250 bini vuruldu. Her yıl 1 milyon yetişkin iş ihlali nedeniyle hapse atılıyordu. Stalin’in Sibirya’daki kamplara sürgüne gönderdiği 2,5 milyon insan da cabası. Yine de işe yaramıyordu. Birini fabrikaya gönderebilirsiniz fakat vurmakla tehdit ederek insanları iyi fikirler düşünüp bulmaya zorlayamazsınız. Sonuç olarak, Kruşçev’in eleştirileri ve reformları Stalin’in kişisel baskıcı yönetimine yönelikti, fakat Sovyetler Birliği’nin komünist sistemini sürdürdü. Bu sistem, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar devam etti.
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,2bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.