Gönderi

1/10
·130 syf.··
2024 9. kitabı
Güneş Ülkesi ANA BAŞLIKLAR 1-Dahhak’ın Campanella ve güneş ülkesine bakışı 2-İdeal ülke deyince ne anlıyorum. 3-Campanella kimdir? Hangi zaman diliminde yaşamıştır? Güneş ülkesi ne zaman yazılmıştır 4-Güneş ülkesinin nasıl bir ülke? 5-Güneş ülkesine eleştiriler 6-güneş ülkesinde din ———- 1-Dahhak’ın Campanella ve güneş ülkesine bakışı 1- Campanellanın, fikri ve davası için mücadele azmine ve çok ağır işkenceler görmesine rağmen ağzından tek kelime alamamalarına dikkat çekiyor. Zamanın çıldırtıcılığına karşı sabırla, temkinle işi âheste âheste götürmek de ayrı bir derinliktir. Bu yönüyle Güneş Ülkesi yazarı Campanella’yı takdir ederim. Campanella bir İtalyan düşünür ve yazarıdır. Savunduğu fikir ve düşünceler elbette şu anda konumuz değil. Ancak İspanya zindanlarında tam 27 sene çile çeken bu insan, merhum Necip Fazıl’ın ifadesiyle, elinin ifraz ettiği ter, demir parmaklıkları çürütmüş; fakat o, düşüncelerinden zerre kadar taviz vermemiş ve yetiştirdiği talebeleriyle fikirlerini istikbale taşımıştır. “Campanella’nın Güneş Devleti, akıl çapında, bir zeka harikası… Fakat ruh kökünden mahrum.” NFK Hakk’ın en şanlı kulları, bir an “belâ-yı dertten cüdâ[3]” kalmadılar; milletlerinin önüne düşüp onları aydınlığa çıkaranlar da… Günümüze kadar terütaze fikirleri ve orijinal tespitleriyle insanlığın ölümsüz rehberlerinden biri sayılan Ebû Hanife, saygısızca hırpalandı, zindanlara atıldı ve inim inim bir hayat yaşadı. Ahmet bin Hanbel, âdi bir insan gibi tartaklandı ve bayağılardan bayağı işkencelere maruz bırakıldı; hem de yıllarca!.. Serahsî, koca kâmûsunu (el-Mebsût) hapsedildiği kuyu dibinde telif edip meydana getirdi.[4] Ve daha çileli niceleri… Bu olgun ruhlar, âdeta preslerde sıkılıyor gibi işkencelere uğratıldıkça, başları gökler ötesi âlemlere yükseliyor ve aydınlanan gönülleriyle, milletlerin dirilişi yolunda, ebedî birer ışık kaynağı hâline geliyorlardı. Campanella, zindanda; Cervantes, esarette; Dostoyevski, kürek mahkûmu iken kendilerini keşfedebilmiş ve milletlerinin gönüllerinde ölümsüzlüğe ulaşmışlardı… 2- Campanellaya “Sen orada sahte ütopyanla oyalanadur, zaman israf ededur, birileri mükemmel medeniyetler, saadet asırları kurmuş senin haberin yok, haberin olsa beyhude uğraşmışım dersin” diyor. “Onlar hayal ededursunlar, Allah Resûlü, [hem de onların düşüncelerindeki mahzurlu yanları aşarak] asırlarca önce, pratikte bu cemaati yetiştirmiş ve daha sonrakilere, gökteki yıldızlara denk bir örnek olarak takdim etmişti.” Campanella’nın “Güneş Devleti”nde olduğunun ötesinde bir dünya. O, Güneş Devleti’ni yazıyor, ütopyadan bahsediyor orada. Sonra o, Osmanlıların o parlak döneminde, hatta parlak dönemi de değil, biraz güneşin guruba meylettiği dönemde… Güneş guruba meyletmiş, hava az serinlemeye başlamış, ikindi sonrası dönem. O dönemi sorgulayabiliriz; o kıvam, yavaş yavaş renk atmaya başlamış, matlaşmaya başlamış. O dönemde bile, Osmanlı Devleti’ne muttali olunca, “Ben, beyhude bu Güneş Devleti’ni yazmışım!” diyor. Düşünün!.. Evet, bir cümle ile Şecere-i Numâniye’yi özetliyor gibi, Muhyiddin İbn Arabi hazretlerinin Osmanlılar ile alakalı yazdığı kitap, Şecere-i Numâniye, onu hatırlatıyor O “Güneş Devleti”ni yazan insan, Osmanlı’ya muttali olunca diyor ki: “Ben, beyhude meşgul olmuşum! Bir yerde adamlar o dünyayı kurmuşlar!” Yani, Kanûnî’ler, Yavuz Cennet-mekân’lar, bir ölçüde Sarı Selim’ler… Sarı Selim, tam öyle miydi? Ama Edirne’deki Selimiye Camii’ni yaptıran, o; Kıbrıs’ı fetheden de yine o; yani düşüklerinden bir tanesi. Atın-katırın sırtında, dünya hakimiyeti tesis etme.. devletler muvazenesinde muvazene unsuru olma.. problemleri çözmede sihirli bir anahtar gibi, hemen o anahtarı o kilidin içine sokma ve çözme… Böyle bir dönemi yaşadıklarını duyunca, “Ben, beyhude bir Güneş Devleti yazmışım!” diyor, bir yönüyle kendisini suçluyor, israf-ı zaman ettiği üzerinde duruyor. Böyle ütopik bir toplum ve yapı esasen. Ütopik yazarlardan İtalyan Tomasso Campanella, yeryüzündeki özgür ve ideal devleti anlattığı ‘Güneş Devleti’ adlı eserini yazarken Osmanlı toplumunun 16. ve 17. yüzyıllardaki parlak haline muttali olduğunda “Osmanlı’yı görünce, ütopya yazmak suretiyle abesle iştigal ettiğimi anladım!..” demiştir. El âlem sizin yaşadığınız hayatı ütopyalarda aramışlardır, aramaktadırlar. Hem öyle bir huzur cemaati hâline getirdi ki, başkaları onları ancak ütopik eserlerde okuyabilir ve görebilirdi. İşte Eflatun’un “Cumhuriyet”i, Thomas Moore’nin “Ütopya”sı ve işte Campanella’nın “Güneş Devleti”… hepsi de Allah Resûlü’nün yetiştirdiği o rüyalar cemaatini arama, bulma sevdasıyla kaleme alınmış gibidir. Onlar hayal ededursunlar, Allah Resûlü, hem de onların düşüncelerindeki mahzurlu yanları aşarak asırlarca önce, pratikte bu cemaati yetiştirmiş ve daha sonrakilere, gökteki yıldızlara denk bir örnek olarak takdim etmişti. Kim onlara uyarsa, bir huzur insanı hâline gelecekti ve geldi de.. günümüzde bu gerçeği bütün çıplaklığıyla görüyor ve sahabe devrinin olurluğuna, daha bir inanıyor ve yeni aydınlık var oluşlar bekliyoruz. 3- “Yeniden şu yaşlı dünya yeşerebilir, acılar dinip, insanlar huzur bulabilir, “Campenalla’nın Güneş Devleti’ni geride bırakacak ölçüde imrendirici bir dünya kurulabilir.” bunun için fert fert ilgilenilmeli ve Campanella gibi senin de idealin olmalı ve davana sahip çıkmalısın” diyor Evet, Allah’ın izni ve inayetiyle Müslümanlar yeniden dünyada bir muvazene unsuru olabilirler. Hakkın, adaletin ve istikametin sesi soluğu hâline gelebilirler. Evrensel insanî değerleri yeniden ikame edebilir, temel hak ve özgürlükleri tesis edebilirler. Campenalla’nın Güneş Devleti’ni geride bırakacak ölçüde imrendirici bir dünya kurabilirler. Fakat şunun unutulmaması gerekir ki, mesele dipten ele alınmadıkça, inşa hareketine temelden başlanmadıkça ve aynı zamanda demokratik bir sürece bağlı kalınmadıkça muvaffak olunması mümkün değildir. 4- “Campanella gibiler ızdırabını çektiler, ütopya yazdılar ve devirlerinde anlaşılmasalar da kısa zamanda fikirleri Avrupa’da çığır açtı. Siz de sabredecek ve terörize olmayacaksınız ki Campanellanın sisteminin çok önünde yeni bir dünya inşa edebilesiniz”diyor. Batılı’nın, Merih’ten, Zühre’den gelmiş garip varlık olarak karşıladığı Campenalla ve Morenin iniltileri, hem gerçekten fersah fersah uzak oldukları hâlde, kısa zaman sonra Avrupa alıcılarında duyulur hâle geldi ve daha sonra pek çok milletleri çığırının sevdalısı hâline getirdi. Mü’minler, her zaman mü’mince davranacak, mü’mince tavır sergileyecek, dünya çapında, evrensel çapta kendi itibar ve kredilerini koruyacaklardır. “Haa gerçekten tiksinti uyaran şu insanlar var ama ütopyalara mevzu olabilecek şunlar da var! Campanella’nın Güneş Devleti’nde anlattığı insanların önünde, onun sisteminin önünde insanlar… Kuracakları sistemle insanlara huzur soluklatacak, hep oksijen yudumlatacak insanlar da var!.. Böyle bir hareket de varmış. ‘Dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönülsüz gerek!’ diyen insanlar da varmış!” dedirteceklerdir. İşte biz böyle davranmak, Müslümanlığın kendisine has o yüksek itibarını koruma adına, her şeye rağmen, canavarların canavarlığına karşı insanî değerlerimizi korumak mecburiyetindeyiz. Bütün bunları derken; “Güneş Ülkesini methetmiyor” “Güneş Ülkesinde ne güzel bir düzen kurulmuş” demiyor Tam aksine; “hem de onların düşüncelerindeki mahzurlu yanları aşarak” diyor Tekrar edecek olursak Benim anladığım kadarıyla Campanella’nın mücadele azmini beğenmiş Güneş Ülkesi ütopyası onda iz bırakmış İz bırakması Kitaptaki bütün fikirleri de beğenmesi manasına gelmiyor tabi. Eğer Güneş ülkesi her şeyiyle kafasına yatsa, İşte ideal ülke derdi. Tam aksine Asr-ı Saadeti Osmanlı’yı Anadolu’daki civanmertliği görse “abesle uğraşmışım” derdi diyor. //////////////// 2-İdeal ülke deyince ne anlıyorum. İDEAL DEVLET 1. Demokrasi ve Katılımcılık: Vatandaşların yönetime aktif olarak katılabildiği, seçimlerin adil ve özgür olduğu bir sistem. Halkın sesinin duyulması ve karar alma süreçlerine katılımı önemlidir. 2. Güçler Ayrılığı: Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız olduğu bir yapı. Bu, devletin farklı kollarının birbirini denetlemesini ve dengede tutmasını sağlar. 3. Adalet ve Hukukun Üstünlüğü: Herkesin kanun önünde eşit olduğu, adaletin bağımsız mahkemeler tarafından sağlandığı bir sistem. Hukukun üstünlüğü, keyfi yönetimlerin önüne geçer. 4. İnsan Hakları ve Özgürlükler: Temel insan haklarının ve özgürlüklerin korunduğu, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi hakların güvence altına alındığı bir yapı. 5. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik: Devletin faaliyetlerinin şeffaf olduğu, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığı, yöneticilerin hesap verebilir olduğu bir sistem. 6. Sosyal Adalet: Gelir dağılımında adaletin sağlandığı, sosyal hizmetlerin erişilebilir olduğu, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel hizmetlerin herkes için ulaşılabilir olduğu bir yapı. ——- Madem dünyanın süper ülkesi Amerika Amerika’nın devlet yapısı nasıl? Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dünyada güçlü olmasını sağlayan birçok faktör vardır ve devlet yapısı bu faktörlerden sadece biridir. İşte ABD’nin gücünü oluşturan bazı temel unsurlar: 1. Federal ve Başkanlık Sistemi ABD, federal bir cumhuriyet olup, 50 eyalet ve bir federal bölgeden oluşur. Başkanlık sistemi ile yönetilir ve güçler ayrılığı ilkesi sıkı bir şekilde uygulanır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden bağımsızdır ve bu da demokratik denetim ve denge mekanizmalarını sağlar12. 2. Ekonomik Güç ABD, dünyanın en büyük ekonomisine sahiptir. Gelişmiş sanayi, teknoloji ve hizmet sektörleri ile küresel ticarette önemli bir rol oynar. Ayrıca, doların uluslararası rezerv para birimi olması da ekonomik gücünü pekiştirir3. 3. Askeri Güç ABD, dünyanın en güçlü ve en modern ordusuna sahiptir. Küresel askeri varlığı ve savunma harcamaları, uluslararası ilişkilerde etkili olmasını sağlar3. 4. Teknolojik ve Bilimsel İlerlemeler ABD, teknoloji ve bilim alanında öncü ülkelerden biridir. Silikon Vadisi gibi teknoloji merkezleri, inovasyon ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinde dünya lideridir3. 5. Kültürel Etki Hollywood, müzik endüstrisi ve medya aracılığıyla ABD, küresel kültür üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Amerikan kültürü, dünya genelinde geniş bir kitleye ulaşır ve etkisini hissettirir3. 6. Diplomasi ve Uluslararası İlişkiler ABD, Birleşmiş Milletler, NATO ve diğer uluslararası kuruluşlarda etkin bir rol oynar. Diplomatik gücü ve müttefikleri ile küresel politikada önemli bir aktördür3. Bu faktörlerin birleşimi, ABD’nin dünya sahnesinde güçlü bir konumda olmasını sağlar. Devlet yapısı, bu gücün temel taşlarından biridir ancak ekonomik, askeri, teknolojik ve kültürel unsurlar da bu gücü pekiştirir. Başka bir konuda yardımcı olabilir miyim? ———— Dünyanın en özgür ülkeleri arasında genellikle İskandinav ülkeleri öne çıkmaktadır. Freedom House’un 2023 raporuna göre, Finlandiya, Norveç ve İsveç en özgür ülkeler arasında yer almaktadır12. Bu ülkeler, yüksek düzeyde siyasi haklar ve sivil özgürlükler sunmaktadır. Bu ülkelerdeki özgürlük seviyesinin yüksek olmasının nedenleri arasında şunlar bulunmaktadır: * Güçlü demokratik kurumlar ve hukukun üstünlüğü. * İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakların korunması. * Yüksek yaşam standartları ve sosyal refaha Bana BİR DEVLETİ YÖNETME YETKİSİ VERİLSE NELER YAPMAK İSTERDİM? 1-Gazete/TV/Sinema/Dizi/Tiyatro/Kitap ve dergi yayıncılığı/Sosyal medya vb Bütün mecraları kullanarak - İslam dinini, kural ve prensiplerini - Ahlak bilgisini - İnsan sevgisini - Ülke ve dünya barışı vb gibi konuları Dikte etmeden, baskılamadan, sevdirerek ülke insanıma vermeye çalışırdım 2-Sosyal kesinler arasında mesafe varsa bunu azaltmaya çalışırdım. Tembelliğe sebep olmadan, sosyal devlet anlayışını uygularım 3-Bütün ülkeleri takip edip Ülkem için faydalı olacak ne varsa Öğrenip kopyalayıp “ Amerika’yı yeniden keşfetmeden.“ uygulamaya çalışırım ///////////////////////// 3-Campanella kimdir? Hangi zaman diliminde yaşamıştır? Güneş ülkesi ne zaman yazılmıştır? Tomasso Campanella 1568 Napoli/1639 Paris 71 yıl Campanella‘nın yaşadığı yıllarda Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış ve güçlü bir devlet olarak varlığını sürdürüyordu. Osmanlılar, Avrupa, Asya ve Afrika’da geniş topraklara hükmediyordu Kilise öğretisine aykırı düşüncelere yer verdiğinden tutuklandı bir kaç ay sonra salındı. Sonra hristiyanlıkla ilgili düşünceleri bir Yahudi ile tartıştığı suçlaması ile yeniden tutuklanır. 27 yıl hapis yattı. Güneş ülkesi kitabını da hapiste yazdı 1634’te Fransa’ya sığındı GÜNEŞ ÜLKESI KITABINI YAZARKEN NEREDEN ETKILENDI? Campanella, Yünan yazar Jambulos/Lamboulos’un “Güneş Adaları” adlı eserinden etkilenmiştir. Bu eser Helenistik dönemin önemli ütopyalarından biridir. Helenistik Dönem, M.Ö. 323 - M Ö 31 arası Bu eserde, sınıfların ve sömürünün olmadığı, doğanın cömert olduğu ve insanların çalışmadan her türlü ürüne erişebildiği bir toplum tasvir edilir1. Evlilik ve miras gibi kavramların olmadığı bu adalarda, toplumsal mülkiyet ve eşitlik ön plandadır1. Herkesin mutluluktan, bolluktan ve hayat zevklerinden eşit pay aldığı bu ekvator Adası’nda güneş her yere eşit dağılır. Adaları çeviren su bile tatlıdır. Güneş ülkesi 1602’de yazılıyor Carl Marx 5 Mayıs 1818’de dünyaya geliyor Sosyalizm 19. Yüzyılda şekilleniyor ve Güneş ülkesinden de esinleniyor … Fikirleri ve eylemleri sebebiyle engizisyon cehennemine atılır. İşkence ve 27 yıllık tutukluluk dönemi yaşar. Akıl almaz işkenceler görür. Ağzından tek kelime alamamışlardır Fikirlerinden asla vazgeçmemiştir /////////////// 4-Güneş ülkesi nasıl bir ülke? A-YÖNETİM En üstteki: Metafizikus/Hoh; (Baş rahip) diye de geçiyor Buradaki dinin Hristiyanlıkla bir alakası yok Baktım bazı yorumcular Tepedeki Hristiyan baş rahip diyor yanlış Hristiyanlıkta: Kadının ortak olması Aile müessesesinin olmaması Annenin çocuğunu yetiştirememesi Özel mülkiyet yasağı vb yoktur Dini, manevi ve dünyevi işlerde en büyük ve yüksek düzeydeki güç sahibi odur; bütün SORUNLAR, anlaşmazlıklar onun yargılarına göre karara bağlanır. Bas rahip olmadan hiçbir şey yapılmaz. Güneş devletinin bütün devlet işlerini çekip çevirir. Onun istek ve iradesine ötekiler kendilerinden uyarlar. (Y: yani diktatör) Veraset yoluyla geçen bir yönetim olmamakla birlikte, Bir tür din adamları yönetimidir bu. (Y: Tezata bak ki devleti din adamları yönetiyor Eğer bu din adamları Semavi dinlere ait bir adam olsa Kadının ortak olmasına, bildiğimiz manada aile müessesesinin yıkılmasına müsaade etmezler) Bütün halkların tarihini, din ve kurban ritüellerini, adetlerini, törenlerini, ayrıca hem Cumhuriyetlerin hem de monarşilerin yasalarını etraflıca bilmeyen kimse, baş rahip rütbesi sahip olamaz. Baş rahip olmak için 35 yaşına gelmesi gerekir Ondan daha akıllı ve yönetmeye daha uygun biri çıkmadığı sürece bu resmi görev ömür boyu devam eder (Y:Tam diktatörlük) Öteki üç yönetici ; GÜÇ KUDRET Savaş ve barışla ilgili her şey ve bütün askerlik işleri BİLGELİK serbest meslekler ve sanatlar, mekanik sanatlar ve bilim, bunlarla ilişkili makamlar ve eğitim kurumları SEVGİ Üreme, anlayacağın kadınların ve erkeklerin, birlikteliklerinden en iyi soyun üreyeceği biçimde aile kurmalarına gayret etmeye kadar. Başka; Yeni doğanların eğitimi ve yetiştirilmemeleri, hekimlik, eczacılık, ekin ve hasat, meyve toplumu, tarımcılık ve hayvancılık, yiyecek ihtiyaçlarını giderilmesi, yemeklerin sağlanması, kısaca beslenme, giyim kuşam her şey. Güneş ülkesinin özellikleri: ————————————— . Özel mülkiyet yok: Evler, yatak odaları, yataklar ve diğer şeyler herkesin ortak malıdır. Güneş Ülkesi‘nde evler altı ayda bir değişir. Tommaso Campanella’nın Güneş Ülkesi’nde tasvir ettiği toplumda bireysel mülkiyet yoktur; her şey ortak kullanımdadır. Bu anlayış doğrultusunda, insanlar altı ayda bir evlerini değiştirirler. Bu uygulamanın amacı, bireylerin özel mülkiyet duygusunu ve eşyaya bağımlılıklarını ortadan kaldırmak, herkesin eşit yaşam koşullarına sahip olmasını sağlamaktır. . Aile yok . Kadın ortak/kadın süslenmez . Çocuk büyütme devletin işi .Çok mutlular: (Y: Cenovalı’dan en enteresan bir:)Kimse bir başkasından armağan almadığı halde, sevgilerinin nasıl da büyük olduğu görülmeye değer, çünkü ihtiyaç duydukları şeyi alıyorlar. Yöneticiler, kimsenin hak ettiğinden ve gereğinden fazlasını almamasını, ama kimsenin de ihtiyacı olandan yoksun kalmamasını sağlar. (Y: eğer böyle olsaydı sosyalizm ve komünizm Çökmezdi) Ne hırsızlık, ne cinayet, ne ayıp, ahlaksızlık, ne kan bağı olanla ilişki kurma, ne eşi aldatma, hele bizlerin karşılıklı birbirimizi suçlamamıza sebep olan utanç verici suçlardan birini yapmazlar. (Y: bunlar insanın yaratılışına ters) DÜNYA İLE İRTİBATLILAR Bütün dünya dillerini bildiklerini ve araştırmacıları ve elçileri maksatlı olarak bütün dünyaya saldıklarını, bunların halkların gelenek ve göreneklerini, törenlerini, adetlerini, ülkeleri ve orada yaşayan insanları, hükümet biçimlerine ve tarihlerini, oralarda iyi ya da kötü nelerin olup bittiğini inceleyip öğrenmekle görevlendirdiklerini söylediler. (Y: Bu ne sağlıyor bu elçiler geriye dönünce görüp yaşadıkları her şey hakkında rapor veriyor ve bu bilgilerden gerekli yarar ve sonuçlar çıkarılıp uygulamaya geçiyorlar. Bu harika bir şey.) YÖNETICILER NASIL SEÇILIYOR? Ne kadar Erdemli ise o kadar yönetici olur. Gurur, cesaret, iffet ve cömertlik, ceza-i ehliyet, vicdan, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık, müteşekkirlik, neşelilik, gayret, serinkanlı, akıllılık ve benzeri. Okuldayken bu erdemlerden hangisini daha çok eğilim gösterdiklerine bakılarak, eğitimden sonra uygun resmi görevlere yönetici olarak atanırlar. Güneş kentliler hiçbir zaman gerçek para kullanmayıp, bunun yerine hayali parayı dolaşıma sokmuşlardır. Müzik; sesleri erkeklerinkine göre daha ince ve sevimli olduğu için Kadınlara ve bazen de çocuklara bırakılmış Doktorlar o gün hangi yemeklerin yapılacağını, yaşlılara, gençlere ve hastalara göre belirleyip aşçılara bildirirler Güreş okullarında, güreş meydanlarındaki jimnastik oyunlarında ve beden eğitiminde, kadınlar ve erkekler, antik Yunanlılar gibi çırılçıplaktırlar ve gözetim yapan yüksek memur Kimin üreme yeteneği olduğunu, kimin iktidarsız olduğunu, hangi erkek ile kadının bedenlerinin ve uzunların yapısı bakımından birbirine uyduğunu düştüğünü tespit eder. Güneş Devleti’nde kamusal hizmetler, sanatlar, zanaatlar ve işler herkese paylaşılmıştır, böylelikle her kişinin zorunlu çalışma süresi 4 saati geçmez. Geri kalan zamanı hoş incelemelerle, öğrenmekle, tartışmalarla, okuyarak, anlatarak, yazarak gezinti yaparak zihinsel ve bedensel alıştırmalarla, zevk içinde geçir Oturarak oynanan zar, Satranç gibi oyunlar yasaktır. Top, ok ve mızrak atma oyunları oynarlar Büyük ve Çetin Yoksulluğun insanları kötü niyetli, riyakar, ikiyüzlü ve hilebas,, hırsız,, entrikacı,, yalancı, yer yurt tanımayan birine dönüştürdüğüne, yalancı tanıklığa, iftiracılığa ve benzeri neden olduğuna inanırlar Zenginlik ise insanı terbiyesiz, utanmaz, kibirli, cahil, hain kılar. İlgisizliğine rağmen kendini bir şey sanan, boş boş böbürlenen, utanmaz, insafsız katı yürekli ve benzeri biri olup çıkmalarına yol açar Güneş ülkesinde herkes ihtiyacı olana herkes kadar sahip olduğundan zengin, ama kimsenin kendi mülkü olmadığı için herkes yoksuldur. Ülkelerine dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen tüccarları kabul ederler ve bu tüccarlarda kentin ihtiyaçlarından arta kalan malları alırlar. Güneş kentin insanları para kabul etmez, malları ihtiyaç duydukları şeyler karşılığında takas ederler Tarım, en büyük itibar gören alandır ve çok yaygındır, Ekilmemiş tek karış toprak yoktur. At, öküz, koyun, köpek ve diğer her türlü evcil hayvanın çiftleştirilmesi ve yetiştirilmesi, onların nazarında Hazreti İbrahim’in devrinindeki gibi en saygı duyulan işlerden biridir Diğer ulusları, farklı ülkeleri, onların mallarını ve ürünlerini tanımak için denize açılırlar. Hristiyan kurumlarına hayranlık beslerler, kendileri ve bizim için havarilere yarışır bir hayatın özlemi içindedirler. Yiyecekleri etten, tereyağında, baldan, peynirden, bahçelerinde yetiştirdikleri otlardan ve çeşit çeşit sebzelerden meydana gelir Mideleri hep aynı şey yemekten Bıkmasın ve bedenleri zayıf düşmesin diye, yedikleri şeyi, haftada üç kez değiştiriyorlar. Bir gün et, ertesi gün balık ve üçüncü gün sebze yiyor, bunun ardından tekrar ete dönüyorlar Ölülerini yakarlar Salgından ve vebadan korktuklarından, ayrıca ölünün kutsallaştırılıp ona Tapınılmasına fırsat vermemek için ölüleri gömmeyip yakarlar. Ölülerin yakılmasının gerekçesi, vücuda olan bağımlılığı ve fiziksel kalıntılara duyulan saygıyı azaltmaktır. Bu yöntem, aynı zamanda hijyenik bir uygulama olarak da görülür. KISAS Suç, kasten ağır yaralama ya da adam öldürme suçsa bu durumda göze göz dişe diş ilkesi geçerlidir. Birinin gözünü çıkartmış olanın da gözü çıkartılır ve benzeri. Ölüme mahkum edilmiş olanların cezası halk tarafından kılıçla başı kesilerek ya da taşlanarak infaz edilir. Taş kullanılacaksa ilk taşı suçlamayı yapmış olan kişi ya da kişiler ile şahitler atar . Kadınların saçları uzundur, onları tepeden topuz yaparlar Erkekler saçlarını kazıtır, sadece tepelerinde küçük bir tutam saç bırakırlar //////////////// 5-Güneş ülkesine eleştiriler GÜNEŞ ÜLKESİNDE DİKKATİMİ ÇEKEN 1- Herkes mutluymuş Din seçme hakkın yok Eş seçme hakkın yok Çocuk büyütme hakkın yok Yemek seçme hakkın yok İş seçme hakkın yok Evin bile her altı ayda bir değişiyor Satranç oynaman bile yasak Kavun karpuz seçer gibi seni seçip eşleştiyorlar Kıyafetler tek stil ve tek renk Mao dönemi gibi ve hiç kimse sıkılmıyor muş ve adı Güneş ülkesi İnanırsan 2-Özel mülk yok Bizdeki mülkiyet fikri, bizlerin bireysel evlere, kendimize ait çocuklara ve eşlere sahip olmamızdan ileri gelmektedir. Onlara göre bir oğlumuz zenginliğe ve şerefe ulaştırbilmek ve ona mirasçılık olarak fazla fazla mal mülk bırakmak için, kamusal varlıkların, malın mülkün haydutlarına dönüşürürüz. Özel mülkiyeti bencilliğin nedeni, bencilliği de özel mülkiyetin nedeni olarak gören kampanella, özel mülkiyete eşi, aileyi de dahil etmiştir. Campanelladan da ilham alan Sosyalizm ve komünizmde kadınların ortak mülkiyet olarak görülmesi söz konusu değildir. Bu ideolojiler, kadınların toplumsal eşitliğini ve özgürlüğünü savunur ve aile yapısının korunmasını hedefler. (Y: Hospitalario’dan mükemmel bir soru:) İyi de bu şartlar altında, kimse çalışmak istemeyecektir; çünkü herkes geçimini, beslenmesini başkasının emeğine bağlamış olacaktır? Şurası da bir gerçektir ki, hiç kimse neticede kendi inisiyatifine geçmeyecek ve kendi evlâdına miras olarak intikal etmeyecek bir üretim için, bir başkasından daha fazla çalışmaz. Nitekim bu, komünist ülkelerde açıkça görülmüştür. Öyle ise, ferdi çalışmaya teşvik edici faktörlerden biri olarak özel mülkiyet gereklidir ve İslâm böyle fıtrî bir arzunun asla önüne geçmemiştir. HE İslam’da, mülk sahibi olan kişinin bu mülkü başkalarına zarar vermeyecek, haksızlık etmeyecek şekilde kullanması gerektiği vurgulanır. Aynı zamanda sadaka, zekat gibi ibadetlerle malın sosyal paylaşıma açılması da önemlidir. insanın mülk edinme isteği fıtratına uygundur, ancak bu mülkiyetin nasıl kullanıldığına dikkat edilmesi gerekir. İslam’da özel mülkiyet, kişinin ahiret sorumluluğu altında kullanılması gereken bir emanettir. Yapay Zeka Ütopyalar dışındaki, Gerçek hayatta ise, aile yapısı ve özel mülkiyet, hemen hemen tüm toplumlarda temel sosyal yapılar olarak kabul edilmiştir. Ulusların düşüş kitabından Stalin dönemi Kolektif çiftlikler insanların sıkı çalışmasını sağlayacak teşviklerden tamamen yoksundu, dolayısıyla üretim düzeyi çok hızlı bir biçimde düştü. Üretimin o kadar büyük bir kısmına el konuldu ki, yeterli yiyecek bulunamıyordu. İnsanlar açlıktan ölmeye başladı. Nihayetinde, zorunlu kolektifleştirme süresince muhtemelen 6 milyon insan kıtlık yüzünden öldü ve yüzbinlerce insan öldürüldü ya da Sibirya’ya sürüldü. Komünist Parti kurulduğu günden itibaren istediğini elde etmek için yalnızca havuç değil sopa da kullanmıştı, hem de büyük sopalar. Ekonomik verimlilik için de durum çok farklı değildi. Eksiksiz bir yasa sistemiyle, işten kaytardığı fark edilen işçilere cezai müeyyideler getirilmişti. Örneğin, Haziran 1940’da çıkarılan bir yasa izin alınmadan 20 dakika için bile işte olmamayı, hatta işte olup avarelik etmeyi işe devamsızlık olarak tanımlıyor ve bunu da altı ay ağır iş ve ücrette yüzde 25 kesintiyle cezalandırılabilecek bir suç sayıyordu. Buna benzer bin bir çeşit müeyyide getirildi ve şaşırtıcı bir sıklıkla uygulamaya koyuldu. 1940 ile 1955 arasında 36 milyon insan, yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri, bu tür suçlardan suçlu bulundu. Bunların 15 milyonu hapse atıldı ve 250 bini vuruldu. Her yıl 1 milyon yetişkin iş ihlali nedeniyle hapse atılıyordu. Stalin’in Sibirya’daki kamplara sürgüne gönderdiği 2,5 milyon insan da cabası. Yine de işe yaramıyordu. Birini fabrikaya gönderebilirsiniz fakat vurmakla tehdit ederek insanları iyi fikirler düşünüp bulmaya zorlayamazsınız. 3-Kadın ortak Burada kafası iyi karışıktır. İşi daha da ileriye götürerek Sağlıklı, iyi bir soy oluşturmak için Eşleştirmeleri tepeden birileri yapar Ekmeği paylaşırsın Suyu paylaşırsın Meyveyi paylaşırsın Kadını Paylaşmak Hiçbir semavi dinde yoktur (Hatta semavi olmayan bir çok dinde de yoktur) Aile müessesesi Kutsaldır Çocuk Ailede anne babanın yanında büyür Kadın süslenmez, Çünkü Güneş Ülkesi’nde bireylerin dış görünüşe ve kişisel süslenmeye değil, erdemli, sağlıklı ve doğal bir yaşama önem verildiği söylenebilir. 4-Anne emzirme sonrası çocuğu sevgiyle yöneticilere veriyor ve ilişik kesiyormuş Aile ve sahiplenme olmayınca çocuk daha iyi büyüyormuş Anne çocuğu Emzirir, emzirme bittikten sonra anne çocuğunu görevlilere teslim eder. Ve çocukla ilişkisi biter. 6-İnsanı tanımıyor/Robotla karıştırıyor Olumlu Özellikler Sevgi: İnsan, sevgi duygusuyla yaratılmıştır. Bu duygu, Allah’a, ailesine, arkadaşlarına ve diğer insanlara karşı Merhamet: İnsanlar, başkalarına karşı merhametli olma kapasitesine sahiptir. Bu, yardımlaşma ve empati gibi davranışlarla kendini gösterir. Adalet: Adalet duygusu, insanın doğru ve yanlış arasındaki farkı ayırt etmesine yardımcı olur ve adil davranışlar sergilemesini sağlar. Sabır: Zorluklar karşısında sabırlı olma yeteneği, insanın güçlü bir karakter geliştirmesine yardımcı olur. Şefkat: Olumsuz Özellikler Kıskançlık: İnsanlar, başkalarının sahip olduklarına karşı kıskançlık duyabilirler. Bu duygu, kontrol edilmediğinde olumsuz sonuçlara yol açabilir. Haset: Haset, başkalarının sahip olduğu iyi şeyleri kıskanma ve onların bu nimetlerden mahrum kalmasını isteme duygusudur. Öfke: İnsanlar, haksızlık veya hayal kırıklığı karşısında öfke duyabilirler. Bu duygu, kontrol edilmediğinde zarar verici olabilir. Unutkanlık: Kur’an’da insanın unutkan olduğu belirtilir. Bu, insanın zaman zaman sorumluluklarını ve görevlerini unutabileceği anlamına gelir. Bu özellikler, insanın hem iyi hem de kötü yönlerini yansıtır ve her biri, doğru şekilde yönlendirildiğinde insanın manevi gelişimine katkıda bulunabilir. Campanella İnsanı tanımamış /////:/:://///////// Güneş ülkesinde din DİN ——————- Tapınak var “Şaşırtıcı olan, onlara vahiy inmemiş olduğu halde” Hristiyan değiller Bir yerde önce diz cokup doğru bir karar alabilmek için Tanrı’ya dua ederler diyor En çok da, sinsi, sürekli ateşten korkarlar. Bunları iyileştirmek için yıldızlardan, çeşitli şifalı otlardan medet umarlar, Hasta olduklarında Tanrı’ya yakarırlar Hoh En tepe din adamıdır Bütün güneş ülke vatandaşları Bütün gunahlarini Din adamlarına itiraf ederler Din adamı da o kişinin gunahini affedip vicdanını temizler (Y: bunu kiliseden çalmış) 24 din adamı Tapınağın bitişiğindeki evlerde otururlar Ve günde dört kez Sabah sabah, öğlen, akşam üzeri ve gece yarısı ilahiler okurlar Din adamları; Cinsel birleşmenin Ekip biçmenin ve bağ bozmanın Zamanını da belirlerler Din adamları Tanrı ile canlı bağ İnsanlarla tanrı arasında Tercüman ve arabulucudurlar Ve Hoh bu din adamlarının arasından seçilir Yemeklerden sonra Tanrı’ya müzik eşliğinde şükranlarını sunar, methiyeler düzenlerler Dualar, yüzler dört yöne çevrilerek edilir. Sabahları Doğu’ya, sonra batıya, ardından güneye en sonda kuzeye. Akşamlarıysa önce batıya, sonra Doğu’ya, ardından kuzey ve güneye dönülerek ibadet edilir. Tanrıdan önce kendileri, sonra da bütün halklar için sağlıklı bir beden ve sağlıklı bir akıl ve ebediyen bahtiyar bir hayat dilerler. Dünyanın ebediyen var olmuş olmayıp yaratıldığına inanırlar. Güneşi saygıyla onurlandırırlar, ancak ne ona ne de başka bir cisme tapmayı akıllarından geçirmezler. Tanrının sözcüsü olarak gördükleri meleklerin canlı ikamet yerleri olan yıldızlara seslenirler. Güneş baba, toprak ise anadır Kendilerinin, büyümenin dışında herhangi bir yasası, maksadı bulunmayan dünyanın üzerinde tesadüfen doğduğuna ve tesadüfen yaşadığına inanırlar Oysa tanrı için güneş, yıldızlar, dünya sadece birer araçtır ve tanrı bizleri bütün o bilgeliği ve Kadir-i Mutlaklığıyla çok daha büyük bir maksatla yaratmıştır. Böyle olduğu için sadece onun sayesinde varız ve bir BABAYA olduğu gibi borçlu ve müteşekkiriz ve her şeyin sadece ondan geldiğini kabul ederiz (Y: Hristiyan öğretilerini kullanıyor ama dinleri Hristiyanlık değil) Güneş ülkesi sakinleri ruhun ölümsüzlüğü konusunda hiçbir kuşkuya yer vermezler. İnançlarına göre bu hayatın ardından, bu dünyada iyi ya da kötüden hangisine daha çok eğilim gösterdiklerine bağlı olarak, iyi ya da kötü meleklere katılacaklarına inanırlar. Güneş ülkesi insanları Öteki dünyadaki ceza ve ödül yerleri konusunda bizlerle (BİZLER) hemen hemen aynı görüşe sahiptirler. Şaşırtıcı olan, onlara vahiy inmemiş olduğu halde, onların da bizler gibi Tanrı’yı, baba oğul ve kutsal ruh üçlüsü olarak tekleştirip ona tapmaları, Tanrı en yüce güçtür diyorlar. En büyük bilgelik ondan kaynaklanır. Böylece tanrı ve bilgelik tek ve aynı şeydir ve bu ikisinin oluşturduğu teklikten de en yüce sevgi çıkar. Sevgi, güç ile bilgiyi birleştirir. Çünkü var olan bir şeyden doğan şey, kendisinden çıka geldiği şeyin yapısına katılmak durumundadır. Bu arada onlara bize olduğu gibi vahiy inmediği için, tanrının o üç kimliğini birbirinden ayırt etmeyi beceremezler. Ama her şeyin değişmez, mutlak tanrısal tekten çıktığını, Tanrı’dan kaynaklanan ve onunla ilişkili her şeyin gene Tanrı’nın kendisi üzerinden gerçekleştiğini bilirler. Hospitalario: Âdem’in günahı konusunda ne düşünüyorlar? Cenovalı: Âdem’in o büyük günahının bir başına böylesine büyük bir altüst oluşa ve aksaklıklara yol açmış olduğuna inanan Hristiyanlara gıpta ediyorlar. Güneş ülkelere göre babalarınıngahlarından çocuklar kesinlikle sorumlu değildirler Tanrı’yı eserleri içinde aramaya kalkmayan, onu orada bulup ona hayran olup, onu orada teşhis edemeyen, onun yasalarına kesin bir şekilde uyup kendisine, sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına yapma diyen felsefesine bağlı kalmayan kimse bunu yapmakta zorlanacaktır Çocuklarımızdan ve öteki insanlardan bizleri sayıp sevmelerini isteyen ve onlara gösterdiğimiz çok az iyiliğin karşılığını bekleyen bizler, bize her şeyi vermiş, yaşarken, çalışırken bizi neysek o yapmış olan Tanrı’ya ne büyük bir hürmet ve şükran borçluyuz.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Can Yayınları · 19954,667 okunma
·
1.148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.