Semerkant/320 sf/Amin Maalouf
1949 Lübnan doğumlu/75 yaşında
1988’de yayınlanan Semerkant ikinci romanı
Nasır han/
Karahanlılar Devleti
840-1212 yılları arasında Orta Asya ve Maveraünnehir'de hüküm süren bir Türk Hanedanıdır.
—
Ebu Tahir/Kadı/karahanlılar devleti
Nasır han/karahanlılar devleti
Ömer hayyam/İranlı/rubaiyat/eseri
Hasan Sabbah/İranlı
Melikşah/Selçuklu Devleti’nin hükümdarı
Nizamülmülk/iranlı/Selçuklu dev. baş veziri/melikşah tarafından Hasan sabaha öldürtürülülüyor
Terken hatun/Melikşahın eşi
—
İkinci bölümden sonra kitap durağılaşıyor
Ömer hayyam kaldığı kervansarayın sahibine dua etmek için isim öğrenmek istiyor fakat isim bile verilmiyor.
——-
DAHHAK:
Günümüzde bazı insanların, kendilerine Mevlâna, İmam Gazzâlî, İmam Rabbânî gibi kimselerin bir şeyler dikte ettirdiğini söylemeleri Hasan Sabbah’ı akla getiriyor. Ona da evvelâ bu türlü esintiler gelmeye başlamış ve ilerleyen zamanlarda tamamen yoldan çıkmıştır. Bugün bu iddialarda bulunanların sonlarının da pek hayırlı olacağını zannetmiyorum. Esasen Hasan Sabbah, Selçukîlerin ilk yıllarında Nizamülmülk gibi büyük kimselerin de arkadaşıydı.
Muvazenesini bulamadığından dolayı materyalizm bataklığına saplanan Ömer Hayyam da aynı devrin insanıdır. Menşei aynı olmasına ve ilim adına İslâm dünyasına pek çok şey kazandırmasına rağmen materyalist düşünceden kurtulamamıştır. Şiirlerinde insanlara, sınır tanımaksızın hayattan kâm almayı öğütler. Bir şiirinde şöyle der,
Geçmiş günü beyhude yere yâd etme
Bir gelmemiş an için de feryâd etme
Geçmiş gelecek masal bütün bunlar hep
Eğlenmene bak ömrünü berbad etme!
Aynı medresenin talebelerinden Hasan Sabbah da gözü kapalı spiritüalizme dalmış ve kendisini bir daha da kurtaramamıştı. Habis ruhların tasallutuna maruz kalan Hasan Sabbah’a önce müceddit olduğuna dair esintiler gelmiş, sonraları kendisinde bazı garip hâller de müşâhede etmesiyle birlikte iyice yoldan çıkmıştır. Onu adeta maskara haline getiren bu habis ruhlar kendisine sahte cennet ve cehennemler yaptırarak binlerce sünnîyi kılıçtan geçirmesine sebep olmuşlardır. Karmatî hareketi de böyle başlamıştır. Tarihte habis ruhların tasallutuna maruz kalmış, Kur’an ve Sünnet’in beyanatının dışında yeni şeyler ortaya koyan, kendilerince yeni bir çığır açan insanların misalleri pek çoktur.