Körlük/Jose Saramago/4*/336 sayfa
Kitapta, körlüğün salgın bir hastalık gibi yayıldığı ülkede korku ve paniğin hâkim olması sonucu ahlaki değerlerin çökmesi anlatılıyor.
Bir ülke düşünün, insanlar yavaş yavaş
görme duyularını kaybediyorlar
ve onları görenlere hastalığı bulaştırıyorlar.
Günümüzde de görmeyen insanlar var
fakat onlar hastalık bulaştırmıyor
ve yakınları onlarla ilgileniyor.
Orijinal bir eser. Beni etkiledi. Çok beğendim.
Rahatsız olduğum tek şey, cinsellikle ilgili olan sayfalar. O sayfalarda insanlığınızdan utanıyorsunuz.
KİTABA HAS ÖZELLİKLER
Eserde nokta ve virgül dışında imla kurallarına uyulmamış, yazar herşeyi cümle içinde anlatmış.
Eserde kişi isimleri yok. Onun yerine, Kahramanlar,
Gözyaşı yalayan köpek,
Şehla Çocuk,
birinci kör,
1. körün karısı ,
doktor,
doktorun karısı,
koyu renk gözlüklü kız,
gözü siyah bantlı yaşlı adam gibi ifadelerle anılmış.
Dr karısının kör olmaması;
Yazarın, Bir tanığa ihtiyaç duymasından
veya
Gören biriyle aksiyon sağlamak istemesinden olabilir.
KİTAPTAN ÇIKARILACAK DERS
1. Göz ne büyük nimet: “Şimdiye kadar bizim içimizde yaşayan ya da bizi şimdiye kadar yaşatan ve bizi biz yapan duyguları gözlerimize borçluyuz, gözlerimiz görmeseydi bambaşka duyguları sahip olurduk, bu nasıl olurdu, duygularımız ne yönde değişirdi bunu bilemeyiz.”
2. Ülfet ve alışkanlık sebebiyle kıymetini bilemediğimiz elimizin altında olan her şey büyük bir nimet. Ev, eş, su, ekmek, temiz hava, tuvalet, duş alabilmek, temiz çamaşır, radyo-müzik, kitap…bunları say say bitmez. Olmayınca, Kuru ekmeğin kokusu o kadar nefis geliyor ki. “SOKAKTA YAĞMUR YAĞARKEN doktorun karısı evlerin musluklarından bu kutsal sıvının bir damlasının bile akmayacağını düşünememişti, işte size uygarlığın kötü taraflarından biri, insan evinde musluğundan sürekli akan suyun rahatlığına alışıyor ve bunun gerçekleşmesi için, birilerinin dağıtım vanalarını açıp kapaması gerektiğini, bentler, barajlar kurularak elektrik enerjisi elde etmek gerektiğini, suyun debisini düzenleyen, havuzlann dolmasını sağlayan bilgisayarlar gerektiğini, bütün bunları yapmak için de gören gözler gerektiğini unutuyor.”
3. İnsanların gerçek karakteri normal zamanlarda değil eserdeki gibi olağanüstü zamanlarda ortaya çıkıyor ve herkes karakterinin gereğini yapıyor.
4. “İnsan, gerçek dostlarını kara gününde, yaşadığı o talihsizlik anında tanır.” cümle doğrudan kitaptan.
5. Akıl hastanesindeki körler karantinası mikro bir toplum. Laboratuvar gibi. Akıl hastanesinde körler arasında yaşananlar, şu anda içinde bulunduğumuz normal hayatta yaşanmıyor mu? Dünya nimetleri bütün insanlara yetecekken açlık çekilmiyor mu? En ufak bir salgın haberinde raflar boşalmıyor mu? Birileri birilerinin malına çökmüyor mu? Hayvani istekleri sebebiyle kadınlara bir meta gibi davranılmıyor mu? bencillik ve sadece kendini düşünme sebebiyle doğruluk, dürüstlük, ahlak rafa kalkmıyor mu?
7. 7. Salgınlar çok tehlikeli. KORONA; En son korona salgınında 6,9 milyon (raporlanan) 15 milyon (tahmini) kişi öldü. KARA VEBA; orta Çağ karanlık denmesinin sebeplerinden biri. 1346 ile 1353 yılları arasında Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’da 100 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. İSPANYO GRİBİ: yaklaşık 50 milyon insan öldü. Gibi….