·419 syf.····Okunma: 24 Aralık 2024 16:37 Alıklar Birliği daha önce okuduğum kitaplara benzemeyen bir kitap.Olay örgüsündense diyaloglara dayalı bir metin var karşımızda.Kitabın arka kapağındaki yazı beni kitaba çeken sebeplerden biri olmuştu:”Dünyayı eşcinsellerin kurtaracağını düşünüp eşcinsellerden oluşan bir topluluk kurmayı düşünen bir adam”.Kitabın ana konusu bu zannederken aslında bambaşka konuların üzerinde durulduğunu kitabı yarıladıktan sonda öğrendim.
Annesi ile beraber pek de iç açıcı olmayan bir evde yaşayan,dünyadaki her şey hakkında bir görüşü olan,narsist,bencil,duygularını belli etmeyen 30 yaşındali Ignatius’un çevresinde gelişen olayları anlatıyor Alıklar Birliği.Ignatius kendinden nefret ettirip aynı zamanda sevdiren bir antikarakter.Bir yandan söylediklerine katılıyorsunuz ancak düşüncelerini eyleme döküş şekli çok absürd ve farklı.Kitapta Ignatius’un annesinin borçlarını ödemek için iş arayışını,eski kız arkadaşıyla olan mektuplaşmalarını ve annesiyle olan ilişkine tanık oluyoruz.Aslında çok ilgi çekici bir antikarakter Ignatius ve bunu size ilk sayfalarda bile hissettirmeye başlıyor.
Alıklar birliğini okumaya başlar başlamaz hayatımda olan ama pek de yakın olmadığım bir arkadaşımı Ignatius ile bağdaştırdım.Tip olarak benzemese de karakter olarak neredeyse tıpatıp aynısı olduğunu söyleyebilirim.Ve bu bir rastlantı değil.Ignatius gibi karakterler kitabın yazıldığı dönemde nadir rastlansa da şuan içinde bulunduğumuz zaman diliminde neredeyse her gün görebileceğimiz tipler.Özellikle ülkemizde kendine veya bir başkasına yararı olmayıp kendini muhteşem ve bulunmaz hisseden insan sayısı çokca fazla.
Alıklar Birliğini ne sevdim ne de sevmedim.Çok ortada kaldığım bir roman benim için.Güldürme ve düşündürme yönünden beni yakaladığını söylesem de diyaloglar ve gereksiz uzatılmış olaylar bazen kitaptan kopmama sebep oldu.Ve uzun zamandır bir kitabı bu kadar uzun sürede okumadım.Bu bile sevmediğimin göstergesi olabilir mi?Yoksa ben de Ignatius gibi her şeyden nefret etmeye başladım?