Puan vermedi·331 syf.····Okunma: 25 Aralık 2024 13:01 "İnsanların kör oluşu, gözlerinin kapanmasından değil, içlerindeki ışığın sönmesindendir."
Yazıya bu alıntı ile başlamak istedim. Okurken etkilendiğim sözlerden biriydi...
Körlük , yazarın kaleme aldığı ve beni derinden etkileyen bir eser. Kitabın konusu , bir anda ortaya çıkan ve herkesi etkisi altına alan bir körlük salgınından ibaret. Ancak bu körlük, fiziksel bir engelden çok daha fazlasını temsil ediyor; insanın körleşen vicdanını, varlıklarını ve toplumsal düzeninin nasıl bir anda yok olabileceğini düşündürüyor.
Roman boyunca insan özelliklerinin en ilkel yanlarıyla yüzleşiyoruz. Kaosun içinde ahlak, merhamet ve düzen tamamen bozulurken, insanların kendi çıkarları uğruna neler yapabileceğini görmek mümkün. Okumak için çok beklemiştim... Keşke daha erken gözümü açabilseydim diyorum kendime. Başka bir güzel noktaya değinmek gerekirse; yazarın, karakterlere isim vermemesi çok etkileyici bir detay. Bu durum herkesin aynı karanlık dünyaya ait olduğunu hissettiriyor.
En çok ilgimi çeken şeylerden biri de, “gören” birinin (doktorun karısı) bile çaresizlik içinde olduğu sahnelerdi. Ancak bazen her şeyi görüp anlamanın insanın ne kadar zor şeyler yapabileceğini gösteriyor. Kitap sadece bir hikaye değil; aslında insanlığın üzerine bir eleştiri ve derin bir mesaj taşıyor. Anlayabilene... Ve okumak isteyen okur varsa mutlaka okuyun.. Bakmak yetmek sonuçta. Anlamak için gerçekten görebilmek gerekiyor...
Ve ufak not:
Bu kitap, insanın en temel değerlerini sorgularken, bireysel ve toplumsal açıdan nasıl daha iyi olabileceğimizi düşünmeme neden oldu. Sadece okunmayacak, hissedilecek ve üzerine uzun uzun düşünülecek bir eser. Okuyan okurlar özeleştiri yapmayı unutmayın.. Esen kalın :)