1978/Mümtaz’er Türköne/Roman/436 sf/2*
“70’li yıllarda binlerce genç devlet içindeki iktidar oyununun çarklarını çalıştırmak adına feda edildi. Ülke bir kan banyosunun içinden geçti. 1978 yılı ve mart ayı, darbe şartlarını olgunlaştırmak adına, devlet içinde şeytan kadrosunda iş görenlerin, ölüm kusan tanrı kadrosuna atanmasının tarihidir. Bombalamaların ve toplu katliamların birden bire tırmanması verilmiş bir kararın ve uygulamaya konan planın eseriydi. Safça iyi niyetli duyguların peşindeki gençler bu iktidar oyununun kurbanları olarak seçildi. Yeni nesillere yaşanmış bu trajediyi ankatmak için bu romanı kaleme aldım.” diyor Mümtaz’er hoca. O yılları iliklerine kadar yaşamış ve 12 Eylül darbesinden de payıma düşeni almış biri olarak eseri okudum. Mümtaz’er hoca “Bâtıl şeyleri iyice tasvir, sâfi zihinleri idlâl eder.” prensibine değil, genel havaya uymuş. Kitapta roman kahramanları ve geçen hadiselerden çok hocanın o döneme ait analizleri mükemmel. Mesela; “Devlet şiddet kullanma tekeline sahip ölüm iktidarıdır; çarklarını-dişlilerini kanla çalıştırır. Şiddet gösterip hükmünü icra etmek için şiddet ortamına ihtiyaç duyar. Geleneksel tedavide kullanılan sülük gibi halkın kanını emer ve şişer. Kanı emilen halk da vücuttaki cerahatın azaldığını düşünüp rahatlar. Devlet içinde iktidar sahiplerinin en sevdiği şey bu yüzden isyandır, ayaklanmadır. Önce tahrik eder, sonra alevlenmesi için bekler. Arkasından olağanüstü kanunlarıyla silahlarıyla hapishaneleri ile balyozu tepelerine indirir. Ve hepsinde kargaşadan, azalan devlet otoritesinden ve düşmanların ne kadar kavi olduklarından şikayet edilir. Devletin gücünü göstermek için düşmanlara ve hainlere ihtiyacı vardır. Bu bize yabancı değil. Sürecin özeti gibi..