Koskoca 40 yıl, dile kolay.
Jean Louis, kaybettiği eşinden , onunla geçmişte yaşadığı güzel anılardan, mücadele ettiği zorluklardan, onun yokluğuyla birlikte başa çıkmaya çalıştığı şeylerden... bahsediyor. Ve bahsettiği olaylar cümleler o kadar gerçek ki hem size dokunuyor, içinizi acıtıyor hem de yüzünüzde tatlı bir tebessüm oluşmasına sebep oluyor.
Yer yer eşi hayattayken ona söyleyemediklerini anlatıyor yer yer bazı itiraflarda bulunuyor. Bir gün yazdıklarını eşi okur umuduyla yazıyor hep.
Kitapta çok etkilendiğim bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum. "Hatırlıyorum neredeyse her gece uyandığımda nefes alıyor musun diye bakardım ya da bedeninin soğumuş mu diye yoklardım." daha karısı hayattayken onu kaybedebilme korkusu yaşayan bir adam.
Bu durumu henüz yaşamamış olmamız bir gün yaşamayacağımız anlamına gelmiyor ve bazen unutuyoruz hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz ya da bazı şeyleri elbet bir gün yaşarız deyip erteliyoruz sevdiğimiz insanlara karşı. Şu an sevdiğiniz kim varsa o hâlâ hayattayken kıymetini bilin, ona söylemek istediklerinizi söyleyin, ona karşı olan sevginizi dolu dolu hissettirin.
Yazar bize yaşadığı acıyı o kadar içten bir dille aktarıyor ki tüm kitapları okumak istiyorsunuz. Sanırım ben tüm kitaplarını okuyacağım.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.