Claire, biri yirmi (Caitlin) biri üç buçuk (Esther) yaşında iki kız annesidir. Büyük kızı babasını hiç tanımamıştır, babası da bir kızı olduğunu bilmiyordur. Claire üniversitedeyken hamile kalmış ve hayatındaki adamla devam edemeyeceğini anlayarak ondan uzaklaşmıştır.
Claire on beş yaşında bir kız annesiyken hayatının aşkı Greg ile tanışır. Greg Claire'in evini tadilat eden bir ustadır ve Claire'den on yaş küçüktür. Birbirlerinden hoşlanırlar ve Claire ikinci çocuğunu dünyaya getirir. Greg mükemmel bir eş, mükemmel bir insandır.
Claire ailelerinde kalıtsal olan Alzheimer hastalığına yakalanır ve hayatı alt üst olur. En basit şeyleri bile unutur ve çılgınca şeyler yapar. Yakında her şey hafızasından silinecektir Ve ne zaman öleceğini ise öngeremiyordur. Psikoloğunun önerisine uyarak bir deftere anılarını yazmaya başlar. Sadece Claire değil tüm ev halkı yapar bunu.
Claire çok sevdiği kocasına bu hastalıktan sonra nasıl davranacak? Claire'nin annesi Ruht, kızı için ne gibi mücadelelere girecek?
Caitlin babasını bulacak mı? Annesi gibi genç yaşta evlenmeden hamile kalan genç kadın bebeği dünyaya getirecek mi? Greg'in karısı için mücadelesi ne zamana kadar devam edecek.
Evlenmeden anne olmak normalleştirilmemiş olsaydı kitap daha çok hoşuma gidecekti. Ama tabi o da var olan bir şey. Bir insanın en sevdiği kişilerin adlarını bile unutuyor olması çok acı. Ölümün kendisine yakın olması da öyle. Claire öleceği için değil sevdiklerini terk edeceği için üzgün. Yazarın bu on birinci romanıymış. Duygusal bir kitap, severim bu tarzda romanlar okumayı. Sıkmadı beni.