Margo. Adını unutacağımdam şüphem yok ama yaptıklarını asla unutamayacağım!
.
.
Kitabın yazarı #tarrynfisher demiş ki; eğer çocuklarına eziyet eden ebeveynlere, kadınlara tecavüz eden sapıklara gerçekte ceza veremiyorsam; ona kitap karakterim Margo ceza versin. Evet evet Margo o kişilerin yaptıklarını kanıtlayacak deliller bulamadığı için üç kişinin canını, bir kişinin de erkekliğini alıyor. Seri katil bir kız ve hapse düşmeyecek kadar da akıllı.
(Washington. Seattle.) Bone ismini verdikleri mahallede hayata gözlerini açan Margo çok mutsuz bir çocukluk geçirir. Fahişe bir annesi ve bir de içine başını soktuğu Obur Ev'i vardır. İkisinden de nefret ediyordur. Margo'nun babası mı? Şeyine düşkün bir belediye başkanı. Evlilik dışı sahip olduğu çocuğu Margo umurunda değil. Margo tekerlekli sandalyeye mahkûm olan yakışıklı Judah'la arkadaş olduktan sonra bir parça mutluluk hissetmeye başlar.
Annesi ölür, birilerini öldürür, bir ara Bone'u terk eder ama görür ki tüm bu pislikler sadece Bone'da yaşanmıyor. Başka bir yerde yine öldürür.
.
.
.
Konudan konuya hızlı geçişler olan bir kitap. Ama sürükleyici mi; evet! Bir seri katil kız hayatını, yaptıklarını anlatıyor, kötü insanlara acımıyor. Mesela, evladını sevgilisinin yakarak imha etmesine göz yuman ve ardından yine o adamla mutlu mesut yaşayan kaltağı yaktı diye Margo'ya kızamam. Etkileyici bir kitap; ne bileyim sevdim. Hayatı yaşanılmaz yapan içindeki insanlar. Yoo Margo gibiler değil; Margo'nun cezalarını verdiği kişiler gibiler.