Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 27 Aralık 2024 19:53 Serinin 3. kitabını da çok şükür hatmeder gibi okuduk bitirdik. Malander için demiştim sanki Harry Potter gibi olmasa da ona yakın bi seri diye bu kitapla bu düşüncemi daha da güçlendirdim. Kitabı okurken nedense hep beyaz perdede hayal ettim. Hatta şurası şöyle burası böyle çekilirdiye varana kadar düşündüm. Zengin bir kitaptı bence konu olarak da hayal gücü olarak da. Ne yalan söyleyeyim serilerin hep birinci kitapları baş tacı olur ama bu serinin üçüncüsü olan Shadowghast beni kendine bağladı. Umarım hayal ettiğim gibi o dev ekranlarda da izleyebilirim.
Demirbaş kahramanlarımız malumunuz ki yine değişmiyor. Herbie ve Violet. Bu ikili bu sefer de kasabaya gelen ve Kasvet Gecesi etkinliğini kasaba sorumlularından alıp gösteri yapacak olan Caliastra ile tanışıyorlar. Kendisini Herbie'nin teyzesi olarak tanıtan bu kadın Herbie için masum gelirken Violet için gizemli geliyor. Onlar Caliastra'yı anlamaya çalışırken kasabadan insanlar yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Belki tüm bu kayboluşlar Shadowghast(Karakasvet) onların gölgelerini çaldığı içindir ya da belki de Caliastra da Karakasvet'le çalışıyordur bilemeyiz! Kasabayı yine kimin kurtaracağını da az buçuk biliriz ama Karakasvet'i deliğinden çıkaran kimdi peki?
Şu ayrıntı da ilgimi çekmedi değil. Malamender, Violet'in ailesini bulma amacıyla kasabaya gelmesiyle başlamıştı yine bu kitapta öğrenmiştik ki aslında Herbie de öksüz ve yetimdi bu kasabaya limon kasasının içinde denizde sürüklenerek gelmişti. Gargantis'te Herbie'nin ailesiyle ilgili açıklanmayan ufak tefek ayrıntılar vardı. Bu kitapta da Herbie ailesinden vurulmaya çalışıldı yine. Aslında serinin en önemli kısmı bu konudaki devamlılığı bence. Herbie nereden geldi onu bu kadar özel yapan nedir? Kötü adamımız Yılanbalık'ın da her kötülüğün arkasından çıkması serinin seri olma özelliğini güçlendiriyor.
Geriye kaldı 2 kitap efenim çözeceğiz bu gizemleri de kaçar mı bizden!