·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Aralık 2024 00:00 İlk kitabı ruhen çok darda olduğum bir zamanda bir arkadaşımın tavsiyesiyle okumuştum. Okudukça kendimi buldum, dinledim, gördüm. Gerçekten teselli olmuştu bana. Hatta yazarla sosyal medyada mesajlaşmıştım özellikle teşekkürlerimi sunmuştum. Bu kitap da aynı şekilde ruha çok iyi geliyor. Okumanızı tavsiye ediyorum. Kitaptan birkaç bölüm aşağıdaki gibidir.
Kişi, zevk esnasında kendini, varlığını unutur, bir başkası olur, âdeta bir yabancı... Ve insan ancak acıyla içine döner, kendine gelir, kendi olur.
Nerede keder varsa orası mukaddes topraktır. Bir gün bunun ne demek olduğunu anlayacaksın ve o güne kadar hayatın anlamına dair hâlâ hiçbir şey biliyor sayılmazsın.
Demek ki bir işin korkusu, kendisinden yüz kat betermiş.
İnsan teselliyi başta kendine vermeli. Derdinizi sizden daha iyi kim anlar?
“Cor ne edito”. Yüreğini yeme!” Biraz sert söylemek gerekirse içini dökecek arkadaşı olmayan kişi, kendi yüreğini kemiren bir yamyamdır.
Gelecekle ilgili korkuların mı var? Bu korkuların hiçbiri korktun diye senden uzaklaşıyor değil. Geçmişle ilgili üzüntülerin mi var? Üzüldün diye o hatıralar yeniden düzenleniyor ve tamir ediliyor değil. Biliyorsun ki şimdiki sorunlar ağladın, sızladın, feryat ettin diye yoluna giriyor da değil.
Yersiz korku ve üzüntüler çoğu zaman zarara sebebiyet verir. En iyimser tahminle de perdeyi sıfır faydayla kapatır.
Geleceğe vardığımızda kuracağımız “Bari o kadar endişe etmeseydim.” cümlesi ile bu duyguların geçmişe bir faydası olmadığını anladığımızda kuracağımız, “Keşke o kadar üzülmeseydim.” cümlesi, hemen hemen aynı mananın iki farklı tezahürüdür.
Enaniyet, çağının çocuğu olduğu için günümüz insanı aczini kolay kabullenmez.
İnsanın acıları, dünya sevgisi ve dünya hayatına bağlılık nispetinde artar.
“Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu
Çûn ezelden gam turâbıyla yoğrulmuş bir bedendir bu.”
Kaderimizdeki insanlar ve hadiseler, bizi kemale erdirecek özellikteki “seçilmişlerdir”. O sebeple hiçbir zaman ürkecek, telaşa düşecek bir şey yoktur.
Yalnızım, diye düşünme. Kendimle vakit geçiriyorum, diye düşün.
İslam öyle güzel bir fikir dünyasıyla gelmiştir ki nereye yönelsek bir güzellik, nereye baksak kaygılarımızı dindirecek bir yol görürüz. İslam bize, başımızı yastığa rahatlıkla koyup yatabileceğimiz şekilde geniş bir görüş açısı hediye etmiştir.
Kötü, istenmez bir şey bile olsa, seni sevgiliye götürürse, o şey sevimlidir, güzeldir.
Buna hayret edilmemeli. İnsan budur işte. Onarılmış yanlarıyla, onaramadığı yanlarıyla insandır bu. En iyi onardığını düşündüğü yanlarının meğer hâlen en büyük yaraları olduğunu görmekle ve üstelik bu tabii haline şaşırmakla da insandır bu.
İnsan hep yitirdiklerini düşünür, mazhar olduklarını değil. Eğer tersini yapsaydı kendisine yeterince nimet bağışlandığının farkına varabilirdi.
Şükürle mutluluk arasında kuvvetli bir bağ vardır. “mutlu olursan şükredersin.” cümlesi yanlıştır. doğru cümle şudur: “şükredersen mutlu olursun.
İnsan, gelecekle ilgili çıkarımlar yaparken, daha en baştan, hep aynı duruş ve kararlılıkta olamayacağını kabullenebilmelidir.
Öte yandan başkalarının derdini dinlemek, onları teselli etmek ve onlara yardımcı olmaya çalışmak daha çok bize yarar. Tıkanmış birine rehberlik etmek, asıl bizim tıkanık noktalarımızı açar.
Gelecekle ilgili endişe, aslında imanın özüne ters bir endişedir. Çünkü iman, güven demektir. Her şeyin Cenâb-ı Hakk'ın kaderiyle, takdiriyle olduğunu bilmektir. Gelecekle ilgili endişeler, kuvvetli bir imana değil, zayıf ve yaralı bir imana yaraşır.