Yazarın biyografisi aslında bu kitap. Gerçeklere bağlı kalarak romanlaştırmış. Mormon bir ailede dahası Mormonluğu uç noktasına kadar yaşayan bir ailede büyümüş kitabın yazarı. Bu da onun okuyanın bile canını yakan, psikolojisini bozan hikayesi.
"2018'in En İyi 10 Kitabı" arasında.
Okuduktan sonra o listeyi neden girdiğini anlıyorum. Roman yönüyle değil, sosyolojik bir durum var.
Mormon ailenin kızı Tara, pek çok açıdan cehennemi yaşamış, ailesi psikolojik ve fiziksel şiddetle dolu. Fakat o aile içinde büyüdüğü için de pek çok trajediyi normal görmüş. Ta ki birgün okuyarak, zihnini açarak gerçekleri görünerek kadar... Yani "educated" (tahsilli/eğitimli) olana kadar. Kitabın orijinal adı bu.
Mormonluk bir inanç ve yaşam tarzi adeta. Westover ailesi ise başlı başına bir tez konusu.
Baba şizofrenik, anne belirsiz, kardeşlerden biri en basit tabirle canavar. Tıbbi olarak bakılsa ya hapse ya da yüksek güvenlikli bir akıl hastanesine yatırılır.
Yobaz ve cahil dediğimiz toplumlarda olan yaygın durum bu ailede de var. Kız çocuğunun değersizliği erkek çocuğunun her şeye rağmen korunması.
Tara'nın hayatı çocukluğunda devlet tarafından öğrenilse kesinlikle sosyal hizmetler Tara'yı almadan gitmezdi. Westover ailesinin hayatı mayın tarlası gibi. Çocukları ölümcül derecede yaralandığında baba "eve git" veya "abartma" diyor. Anne resmen kafatası delinmiş çocuğunun otlarla iyileştirmeye çalışıyor. Kafasından uydurduğu terapiler, enerjilerle...
Bunlar bizim gibi "normal" insanlara inanılmaz gibi geliyor. Ama bu ailenin en derin inançları bunlar.
Tara bu aileden çıkıp okuyor, Oxford ve Harvard'a gidiyor. Zihni açılıyor adeta. Durumun vahametini görüyor. Fakat eğitim sürecinde de sonrasında da kendi içinde ve ailesiyle sürekli çatışmada.
Her şeyi bırakıp ailesine dönmek istiyor. Yeniden kabul edilmek, ailenin bir parçası olmak.
Sanki onu öldürmek isteyen bir abisi yokmuş gibi, kızını suçlayan, şeytan tarafından ele geçirildiğini söyleyen anne ve babası yokmuş gibi.
Ne de olsa Tara da bu ailede büyüdü, yaşadığı pek çok acıyı ve travmayı içselleştirdi.
İnsan ne kadar okusa da, karakteri ve zihniyeti değişse de manevi yaralar ya düzelmiyor ya da kabullenilmiyor.
Tara ailesiyle farklı bir hayata inanmak istiyor, aidiyet hissini yeniden hissetmek istiyor.
Bir açıdan ailesini de bu şekilde kabul etmiş durumda. Onları bu dar bakış açısından kurtarmak da istedi, hastalıklı abisinin yalanlarını onlara göstermek istedi ama ne ailenin bakış açısı değişti ne de bu yalanlara gözü açıldı.
Okumanızı tavsiye ederim.
Kitap bittiğinde Tara'nın acısını, ruh halini hissettim. Bu da bana şu müziği defalarca dinlettirdi.
youtu.be/PpP-TU9zZzA?si=...