Wikileaks 2006'da kuruldu ve o zamandan bu yana dünyada birçok değişiklik meydana getirdi. Devletler, şirketler, örgütler: Kenya, İzlanda, Hollywood, Türkiye, Asya, Avrupa, Julius Baer Group, Scientology, Sony… Etkileri ise son derece büyük oldu. Kenya’da ve Ortadoğuda yönetimlerin değişmesine, özel kurumların tahakkümlerini kırmaya, algı yönetimi yapan Amerika Birleşik Devletleri kurumlarının yarattığı kurguların toplum tarafından geri tepmesine yol açacak türden etkiler.
Julian Assange ve onun misyonunun vücut bulmuş hali olan Wikileaks, algıların yerine gerçekleri yerleştirmeyi amaçlar. Gayesi, kişisel bilgileri ortaya saçmak veya bir dedikodu ve ifşa kültürü yaratmak değildir. Aksine Assange, bireysel gizliliğin korunumunu destekler. Onun yapmak istediği, kamuyu ilgilendiren yalanların ve gizli bilgilerin ifşa edilmesidir. Yani toplumu ilgilendiren meselelerde şeffaflık ilkesini benimser.
Ayrıca Wikileaks, hackerlık yapan bir kuruluş değildir. Wikileaks yayımcılık yapan ve kar amacı gütmeyen bir medya organizasyonudur. Tüm halkların vatandaşlarını, herhangi bir kurumun suçlarının kanıtları olan belgeleri Wikileaks’e ulaştırmak için cesaretlendirir. Kurduğu teknik mekanizma sayesinde bu kişileri anonim tutar ve sağladıkları belgelerin önemi ve gerekliliğine bağlı olarak belgeleri yayımlamayı onlara vaat eder. Bu yüzden, ne bilgiler çalan, ne casusluk yapan, ne de gizlilik karşıtı olan bir organizasyon değildir. Sadece vicdanı tarafından harekete geçirilmiş vatandaşların ulaştırdığı bilgilerin editörlüğünü yapıp, bu belgeleri işleyerek bir haber haline getirir. Ve bu haberleri tekrar toplumun kendisine iletir. Aynı zamanda tüm belgeleri olduğu gibi yayına sürer, diğer kuruluşlar ve insanlar da faydalanabilsin diye.
“Kötülük problemi, bir bilgisizlik, bir cehalet problemidir” diyen Sokrates haklıdır. Büyük çoğunluk, doğru olanı ve iyiyi ister. Fakat kararımızı oluşturan bilgiler yanlış ise, nasıl bir doğru çıkar oradan? Gerçekleri biliyor olmamız, tüm kartları yeniden dağıtır. Daha adil bir dünyanın mümkünatını burada gören Julian Assange, tam da bu sebepten son derece haklıdır.
Bir örnek verelim. Amerika Birleşik Devletleri Ordusu ve Irak operasyonları. Ortalama bir batılı(bu yazıyı yazan ve okuyan da dahil), Amerikan Ordusunun Irak’taki operasyonlarının ifşa belgesini görmüş olmasaydı, büyük ıskalamaya devam edecekti. Bir batılı, böyle bir insafsızlığın mümkün olabileceğini bilemezdi. Görüntülerin ifşasından sonra, öfkeli milliyetçiler durgunlaştı. Karşıtlıktan bir empati kültürüne geçildi. Hatta Amerika Ordusu’na dava açılacak ve davaların sonucunda akıllara durgunluk veren daha neler keşfedilecekti.
Gerçeğin bu bilgisiyle çok şeyler değişti. Amerikanın saldırgan tutumlarına bizzat Amerikalıların kendisi karşı çıkmaya başladı. Irak’ta hayatını kaybeden sivil vatandaşların yakınları, ömür boyu zulme uğrayıp, haklarını arayamayacaklarını bildikleri o distopik dünyadan kurtuldular. Hatta, o operasyonda Irak’ta bulunan bir Amerikan askeri ile o gün araçtan çıkartılan çocuk, yıllar sonra buluşup sarıldılar. (Bu buluşma Deutsche Welle’nin Assange belgeselinde meydana gelmiştir. Enteresan bir tesadüfle bu belgeselin yaratıcısı Can Dündar’dır.)
Kısacası: maksat hasıl olmuştur. Wikileaks’in kuruluş amaçları, birden çok güzel sonuç doğurmuştur.
Fakat dünyanın süper gücü ve merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri, bu konunun ve özellikle Julian Assange’ın peşini bırakmayacaktı.
yazının tamamı için: delibasahmet.medium.com/ger%C3%A7eklerl...