Bir yaralı, bir asi, bir uyumsuz ve bir büyücü. Güzel İş.
8/10
·120 syf.··
2024 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 19:39
Taşların Anlattığı, bir aile dramını konu alıyor. Roman, iki çocuğu olan bir ailenin engelli olarak doğan üçüncü çocuğu üzerinden, yaşanan olayları anlatıyor. Fransız yazar Clara Dupont-Monod, romana keskin bir giriş yapmış. Eğip bükmeden anlatmak istediğini direkt vermiş: ‘‘Bir gün, bir ailede uyumsuz bir çocuk dünyaya geldi.’’ İşte bu konuşamayan, göremeyen, hareket edemeyen; sadece duyabilen ve kokuları alabilen tepkisiz bebek ailenin yaşamını değiştirir. Romanı farklı kılan esas nokta ise anlatıcı. Romanın anlatıcısı romanın adında verilmiştir; taşlar. Olayların yaşandığı ev bir kasaba, köy evidir. Tabiatın ortasında, yakınında akan bir nehir ve karşısında kocaman bir dağ. Özellikle roman boyunca bu dağ ve nehir vurgusunu çokça görüyoruz. Romanın betimleyici unsurları dikkat çekici. İşte bu mekân içerisinde evin avlusunu oluşturan taşlar, bize olan biteni anlatır. Yeri gelir gözlem yaparlar, yeri gelir çıkarımlarda bulunurlar. Tabii görebildikleri alanın dışına çıkıldığında da anlatım devam eder. Belki bu açıdan anlatıcıyı kusurlu ve eksik bulabiliriz. Mekân değiştiğinde sanki taşlar oradaymış gibi anlatım devam eder ama anlatıcı rolündeki taşlar alelade taşlar değil, evin avlusundaki taşlardır. Roman, üç bölümden oluşuyor: Ağabey-Kız Kardeş-Sonuncu Aile fertlerinden özellikle kardeşlerin; bu uyumsuz, yeni doğan çocuğa olan yaklaşımını ayrı ayrı bölümlerde okuyoruz. Önce ağabeyin gözünden, sonra kız kardeşin gözünden okuduğumuz bu bölümlerde aslında bu iki kardeşin engelli küçük kardeşe olan yaklaşımının ne kadar zıt olduğunu görüyoruz. Ağabey çocuğu koruyup kollarken kız kardeş ağabeyini kıskanır ve onunla geçirdiği vaktin çocuk tarafından çalındığını düşünerek küçük çocuğa âdeta bilenir. Ağabeyin koruyuculuğu, merhameti ile kız kardeşin ağabeyini kaybetme hissi, kıskançlık ve onu kazanmak için yaptıkları romanın temelini oluşturur. Anne ve baba daha yardımcı rollerde iken kardeşler romanın temel unsurudur. Kitabın arka kapak yazısında da yazdığı için içerik bilgisi olarak düşünmeden bazı detayları paylaşıyorum. Bu engelli çocuk 8 yaşında ölür. Ağabey bu ölümün acısını derinden hisseder. Kız kardeş de çocuğun ölümüyle birlikte bir şeylerin farkına varır fakat son pişmanlık fayda etmez. Tüm bu acının ardından anne ve babanın yeni bir çocuğu olur. Geç yaşta gelen bu üçüncü çocuk anne ve babayı endişelendirir. Acaba yine engelli mi doğar, benzer acılar yaşanır mı gibi kaygılar eşliğinde çocuk doğar. Sağlıklı bir çocuk olan sonuncu, romanın üçüncü bölümünde başroldedir. Romanda kahramanların hiçbirinin ismi yoktur. Sadece kız kardeşin sevgilisi ismen belirtilir, onun dışında herkes akrabalık ismiyle anılır. Son gelen çocuk da sonuncu adıyla romanda kendisine yer bulur. Sonuncunun büyümeye başladıkça ölen kardeşini merak etmesi, suçluluk duygusu yaşaması, o sağlıklı olsaydı ve ölmeseydi ben doğmazdım gibi düşüncelerle kendisini sorgulaması dikkat çekicidir. Hiç görmediğiniz bir insanı merak etmek, onu hiç değilse bir kez olsun görebilmeyi dilemek ve onun yokluğunun ağırlığını hissetmek. İşte sonuncu bu duygular eşliğinde büyür. Ölen kardeşi aslında hep onunladır. Sürekli onunla konuşur, bir şeyler anlatır. İçinde yaşattığı biri gibidir. Beni de en etkileyen bölümler bunlar oldu. Bu esnada kız kardeş, ailenin son ferdini bağrına basarken ağabey bunu beceremez. O, engelli kardeşin ölümüyle kendisini kapatmıştır. Yıllar geçer; kız kardeş ve ağabey büyür. Herkes kendi yolunu çizer ama anne, baba ve sonuncu tabiatla iç içe, kasabada yaşamaya devam eder. Kısacık bir roman olmasına rağmen insanın duygularına dokunuyor. Başlarda üslup biraz soğuk geldi ki o da belki taşların anlatımıyla alakalıdır, bilemiyorum. Sonra sonra daha keyif alarak okudum. Romanda okuru ağlatacak kadar bir dram da göremedim, anlatımı yer yer donuk buldum. Anlatıcı olan taşların da zaman zaman mekânı aşarak anlatıma devam etmesi bana biraz kusur gibi göründü. Her şeye rağmen okuduğum için memnun olduğum romanlardan oldu. Çok abartılı yorumlar görmüştüm, o kadar olmadığını düşünüyorum.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,581 okunma
·
362 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.