·191 syf.····Okunma: 29 Aralık 2024 15:19 Sınavım yine ve yine çok yakın olmasına rağmen elimden düşüremediğim bir kitap oldu #k:331654. Gerçekten beni derinden etkiledi ve yaşadığımız olaylarla, insanların bu tür t*ciz t*cavüz suçlarına nasıl baktıklarını gerçekten çok çok iyi yansıtan ve bu sebeple beni bir o kadar üzen bir kitap oldu. İnanılmaz gerçekçi ve etkileyiciydi. Heyecanımı tutamayıp biraz bahsetmiş olsam da yavaştan kitaba geçelim...
"2005 ve 2009 seneleri arasında, Bolivya'da ücra bir Mennoit kolonisi olan Manitoba'da pek çok kız çocuğuyla kadın sabahları uyuşukluk hissi ve acıyla uyanıyordu. Bedenleri çürük ve yara içindeydi; geceleri saldırıya uğruyorlardı. Önceleri saldırılar hayaletlere ve iblislere dayandırıldı. Koloninin bazı üyeleri, kadınların günahları yüzünden Tanrı ya da şeytan tarafından cezalandırıldığına inanıyordu; çoğu kadınları dikkat çekmek ya da yaptıkları zinaların üstünü örtmek için yalan söylemekle suçladı, bazılarıysa her şeyin dişilerin vahşi hayal gücünün bir ürünü olduğunu düşündü.
Nihayetinde kolonideki sekiz erkeğin kurbanlarını hayvanlarda kullanılan bir uyuşturucu ilaçla bayıltarak onlara t*cavüz ettiği ortaya çıktı."
Bu, yaşanmış gerçek bir olay ve kitap da bu gerçekliğin üzerine çok realist bir şekilde kurgulanmış. Bu kadar geri kalmış bir toplumdaki insanların bu konu üzerine tartışmalarını dinlemek, yaşananları tabiri caizse seyretmek -yazarımızın üslubundan dolayı bazı kısımlar gerçekten hızlı hızlı gözümün önünden geçiyor gibi oldu ve sanki ben de hiç sesimi çıkarmadan o kadınlarla birlikte o ahırda bir süt kovasının üzerinde oturuyordum- çok üzücü ama aynı zamanda kendi fikirlerimizi, insanların fikirlerini sorgulamaya sebebiyet veriyor. Ve okurken şunu fark ediyorsunuz aslında, bu toplum bizim toplumumuz, bu kadınlar bizim kadınlarımız, bu insanlar biziz. Bu kişiler bizim ilkellerimiz. Ataerkil toplum düzeninin hiç sorgulamadan boyun eğerek her dediklerini yapsak ve onlar bize din üzerinden dayattığı her şeyi sorgusuz sualsiz kabullensek nasıl olacağının bir ön izlemesi sanki. Ama işte modernleşme dediğimiz şey de aslında bir noktada ilkellerimize irademizin ne ölçüde katılabildiği ya da önüne geçebildiğidir bence. Dolayısıyla bu insanların hikayesini okurken onlardan çok da uzakta bir yerde olmadığımızı görmek beni gerçekten üzdü diyebilirim. Ve insanların bakış açısını sosyal medyada, sokakta, herhangi birisiyle konuşurken, en ufak bir hareketinde öyle anlıyorsunuz ki, gerçekten maalesef ilkellerimizden çok da uzakta değiliz.
Kitapta alıntıladığım yerler, okurken fark ettiğim şeyler o kadar bana bir farkındalık kazandırdı ki, gerçekten ben bu kitabı okuduğum için çok çok mutluyum. 2024te okuduğum belki de en iyi yazılmış kitaplardan birisi diyebilirim.
Özellikle bu kadar geri kalmış bir yerde kadınların bu kadar ne söylediğinin farkında olması, bu kadar güzel konuşmaları, özellikle psikoposun ve köyün yaşlı erkeklerinin bütün manipülasyonlarına ve bütün kendi vicdanlarının iyiliğine rağmen her şeyin farkında olmaları beni o kadar etkiledi ki... Aslında bu realist bakış açısı, bu beraberlik ve birbirlerine dayanma benim kafamdaki feminizme de çok yakın bir şey.
Şu kısmı da eklemek için not almışım, incelememi bitirirken es geçmeyeyim,
"Erkekleri ıssızlığın ortasına atıp onları hapsedersen, suistimal edersen, belirsizliğe sürersen olacağı bu."
Size de bu bakış açısı çok tanıdık gelmedi mi? Aslında suçlu olan erkeği mağdur göstermek. Yani özellikle medyanın ya da insanların bir kısmının kafasında erkeği aklama ve yine bütün suçu kadına yükleme çabası... "O saatte tek başına eve dönerse olacağı bu." Çok aynı cümleler değil mi?
Özetle, eğer ki bu dediklerimden sonra kitabı biraz olsun merak ettiyseniz ve özellikle bu konulara da ilginiz varsa alın ve okuyun, size çok şey katacağını düşünüyorum.
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Herkese iyi okumalar.