Yaşamak kitabını okuduğumdan beri ilk kez bu kadar insansı insanlar okudum sanırım. Elbette kurgusal bir gerçeklik kitaplarda bize anlatılan, o yüzden her şeyin birebir gerçek olmasının gerekli olmadığı gibi gerçekliğe tamamen zıt olması da gerekli değil. Bu yönde ölçüyü her yazar ayrı ayarlar elbet ama bu gibi eserler bence mükemmel ölçüyü yakalıyor. Parisa, Dalton, Libby, Tristan, Nico, Reina, Callum, Atlas ve Ezra. Her biri birbirinden eşsiz yeteneklere sahip, birbirinden parlak medeialılar (yani farklı büyü yetenekleri olan insanlar) ancak yine her birinin rahatsız edici özellikleri olduğu kadar iç ısıtan hikayeleri ve özellikleri de var. Klasik özel yetenekleri olan süper kahraman ya da kötü adam gibi değiller. Örneğin Tristan, parlak yetenekleri olan bir İngiliz. Ama içten içe babasına daha çok gençken duyduğu ihtiyaç, sevgi ve nefret karışımı Tristan'ı sosyal ilişkilerinde muhtaç ve sağlıksız bir birey hâline getiriyor. Yani gerçek bir insan hâline, hatalarıyla, güçlü yanlarıyla, zayıf yanlarıyla tam tekmil bir insan.
Kitabın beni etkileyen bir diğer unsuru ise ilişki dinamikleriydi. Tüm karakterler arasında gerek diyaloglar, gerek yaşantılar çok derin ilişkiler seriyordu gözler önüne. Karmaşık aşk ilişkileri, bir karakterin birden fazla kişiye romantik ya da cinsel olarak hissettiği çekim, nefret ve sevgi arasında dalgalanan duygusal bağlar, nefrete rağmen kurulan iş birlikleri veya nefretten evrilen sevgi ve arkadaşlıklar yine çok yoğun bir gerçeklik hissi yaşatıyordu.
Bu yoğun ilişkiler ve dünyamıza uyumlu bir yapboz parçası gibi gömülü fantastik dünyanın yanı sıra karakterlerin Cemiyet'e kabul sürecinde ilgilendiği konulara derin ve farklı bakış açıklarıyla bakma fırsatı yakaladım. Karakterlerin, zaman, mekan, bilinç gibi konularda kendi büyülerinin dallarına ve kişiliklerine bağlı değişen fikirlerle yaklaşmalarını okumak zevkliydi. Gerçek hayatla, fizikle, bilinçle, yaşamla ilgili metaforik veya doğrudan açıklamalar adeta vizyonumu genişletti diyebilirim. Bol bol alıntı ve ders çıkardım bu kitaptan.
Ancak bu kitap da bahsettiğim gerçekçiliğe uymak istemiş sanırım. Bu kadar güzel ve zevkle kısa sürede okunan bir öykü tüm bu güzel özellikleriyle yeterince gerçekçi olmaz diye sevgili çevirmenler aralara bol keseden yazım yanlışı serpiştirmişler ki bu kitabın da kötü bir özelliği olsun akıllarda kalacak. Ancak her şeyin ötesinde gerçekten kaliteli bir öyküydü, ikinci kitabını aşırı merak ediyor ve izninizle oldukça heyecanlı olacağına emin olduğum bu okumaya giderken bu incelemeyi burada sonlandırıyorum.