Puan vermedi·344 syf.··
2024 80. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 13:53
Yıldız Gezgini İnsanın fiziksel sınırlarını aşarak zihinsel özgürlüğü aradığı etkileyici bir kitap.Kitap,bir yandan insan ruhunun özgürlüğünü, direncini ve sınırsız potansiyelini işlerken, diğer yandan hapishane yaşamının acımasız gerçeklerine ve insan haklarının ihlaline dair sert bir eleştirisunuyor. zengin betimlemeleri ve akıcı dili, hem hapishane hücresine hem de geçmiş yaşamların sıradışı dünyalarına taşımakta Romanın dili zaman zaman karmaşıklaşsa da, bu durum karakterin içsel yolculuğunu ve insan ruhunun gücünü derinlemesine yansıtmak için etkili bir şekilde kullanılmıştır. Darrell Standing’in hapishanede maruz kaldığı işkencelerden kurtulmak için zihnini kullanarak geçmiş yaşamlarına yolculuk etmesi, hem bireysel direnişi hem de insan ruhunun dayanıklılığını gözler önüne seriyor.Darrel’in hikayesini sadece bir karakter olarak değil, çeşitli şekillerde ve bağlamlarda bir bütün olarak görmek gerekir. Bu, onun kimliğini ve varlığını çok katmanlı bir şekilde ele almayi gerektigini dusunuyorum. Kitapta Bazen yoğun ve felsefi bir anlatıma sahip yerler olduğu için dikkatimi toplamakta zorluk çektiğim yerler oldu. - Alıntılar - —-Maddenin belleği yoktur. Yalnızca ruh anımsar; —-Zihin mi? Zihin dışında kalıcı bir şey yok. Madde değişir, billurlaşır, yeniden değişir ve aldığı biçimler hiçbir zaman yinelenmez. Biçimler sonsuz hiçliğin içinde dönüşü olmayacak şekilde çözülürler. Biçim, görüntüden ibarettir ve geçicidir, tıpkı Om Hanım’la Chong Mong-ju’nun fiziksel biçimleri gibi. Ancak anıları kalır, ruh var olduğu sürece de kalmayı sürdürür ve ruh da yok edilemez. —-Genelde herhangi bir kadının herhangi bir erkek için temel bir çekiciliği vardır. Bu çekicilik özel bir duruma dönüştüğünde ise adına aşk diyoruz. —-İnsanın yaşamı ayaz ve fırtınayla savaşarak biçimlenir. —-“Basit bir halksınız, siz,” diye atağa kalktı. “Bir kar yığınının üstüne bir dam çekip ateş yakıyor ve buna da cennet diyorsunuz. Benim cennetimde fırtınadan ve kardan kaçmamıza gerek yok.” —-Politik olan her şey dinsel, dinsel olan her şey de politikti. Bu yüzden de bütün temsilcilerin işleri başlarından aşkındı. —-Herkes ölecek. Ölmek basit ve kolay bir şey. —-Geçici ölüm, ne bitkilerin dünyasında ve hayvan yaşamının daha aşağı formlarında ne de insan gibi epeyce evrim geçirmiş, karmaşık bir organizma için yeni bir şeydir. —-Sayısız yeniden doğuşumun anılarından oluşan ruhum ben. —-Yaşamın mayası plastikten. Aynı zamanda da bu maya asla unutmuyor. İstediğiniz kalıba dökün, eski anılar varlığını sürdürüyor. —-Yine de insanoğlu, en tuhaf ve ne yapacağı kestirilemeyen bir yaratık. —-İnsan en tuhafıydı yaratılanların; doymak bilmez, hoşnut kalmaz, Tanrı’yla ya da kendiyle asla barışık olmayan, günlerini huzursuzluk ve boş gayretlerle geçiren, geceleri kasıtlı ve yanlış arzuların nafile düşleriyle dolu. —-Pascal bir yerlerde şöyle diyor: “İnsan evriminin ilerleyişini incelerken felsefi akıl, insanlığı bireyler yığını olarak değil, tek bir insan gibi görmeli.” —-Çünkü kadın güzeldir… erkeğin gözünde. Dilindeki tat, burun deliklerindeki güzel kokudur. Erkeğin kanındaki ateştir ve borazanların gümbürtüsüdür; onun sesi kulaklarında tüm müziklerden ötedir —-Aşk için öldüm. Aşk için ölüyorum. —-Erkek kadından farklıdır. Kadın şimdiki zamana bağlıdır ve bir tek, anlık gereksinimleri bilir. Biz onun onurunun üstündeki onuru, onun en çılgın gurur tasavvurunun ötesindeki gururu biliriz. Bizim gözlerimiz yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri, ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün üstündeki âşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez. Ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan, kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır, bu yüzdendir ki âşıkların doğru biçimde söylediği gibi dünyanın tamamına bedel kadın, bizim için düşlerden, uzak görüntülerden ve yaşamın özsuyundan daha fazlasıdır. Yine de yalnızca budur, yoksa erkek erkek olmazdı, tüm öteki ve aşağı yaşamı ayakları altına alıp kendi kızıl yolunu çizen savaşçı ve fatih olmazdı; erkek âşık, soylu bir âşık olmasaydı asla soylu bir savaşçı da olmazdı. Sevdiğimiz için en iyi biçimde savaşır, en iyi biçimde ölür ve en iyi biçimde de yaşarız. —-Eğitim, günümüzün insanıyla on bin yıl önceki insan arasındaki tek ahlaki farktır. Üstüne cila niyetine kapladığı ince ahlaki derisinin altında, on bin yıl önceki aynı yabanıldır. Ahlakilik bir sosyal fon, zahmetli çağların bir birikimidir. Yeni doğmuş bir çocuk, uzun zamandır biriken soyut ahlak tarafından eğitilip cilalanmazsa tam bir yabanıl olup çıkar. —-Burada kesiyorum. Yalnızca kendimi tekrarlayabilirim. Ölüm diye bir şey yok. Yaşam ruhtur ve ruh da ölemez. Yalnızca et ölür ve geçip gider, hep kendisini belirleyen kimyasal maya, hep plastik, yalnızca akışkana dönüşmek için daima billurlaşan, yeni ve farklı fani biçimler almak için billurlaşıp sonra yeniden akışkana dönüşen bir sürünme. —-Bütün yaşamım boyunca başka zamanlara ve başka yerlere ilişkin bir farkındalığım olagelmiştir. İçimdeki öteki kişilerin hep farkındayım. Sözüme güven, sen okuyucum olacak kişi, sen de öylesin. Çocukluğuna geri dönersen; sözünü ettiğim bu farkındalığı çocukluğunun bir deneyimi olarak anımsayacaksın. O sıralarda henüz oturmamış, billurlaşmamıştın. Plastikten yapılma, akışkan bir ruh, oluşumdun; ah, oluşum ve unutuş sürecindeki bir bilinç, bir kimliktin. —-Zeki insanlar zalimdir. Aptal insanlar ise canavarcasına zalimdir. —-“Sen iyi birisin, Standing,” diye kıkırdadı. “Asla ötmedin.” “Ama hiç bilmiyordum ki, Jack,” diye fısıldadım; fısıldamak zorunda kaldım, çünkü beş yıldır kullanılmamaktan sesim neredeyse kaybolmaya yüz tutmuştu. —-Bu güzel yeryüzünün üstünde yürüyeceğim, yeniden yürüyeceğim, hem de sayısız kere. Ve etim kemiğimle yürüyeceğim, prens ve köylü, bilgin ve soytarı olacağım, yüksek yerlerde oturacak ve tekerin altında inleyeceğim. —-Beyni sürekli çalışan bir adamı da bu yolda delilik bekler. —-Ve iki adamın duvara yumruklarıyla vurarak birbirleriyle konuştuklarını ve bu yüzden cezalandırıldıklarını da biliyordum. Kullandıkları şifrenin basit olduğundan en ufak kuşkum yoktu; ama yine de boşuna bir çabayla saatlerimi bunu çözmeye adadım.(12 yillik esaret filmi geldi aklima) —-Gece ve gündüz biz karanlıkta yaşayanlar için birdi. —-Unutabilme yeteneği akıl sağlığı anlamına gelir. Aralıksız anımsamak ise saplantı, delilik anlamına gelir. Dolayısıyla aralıksız anımsamanın beni ele geçirmeye uğraştığı tecritteyken yüz yüze kaldığım sorun unutma sorunuydu. Sineklerle oyun oynarken ya da kendi kendime satranç oynarken ya da yumruğumla konuşurken kısmen unutuyordum. Gönlümden geçen ise tümüyle unutmaktı. —-Ölmek güç bir şey değil, ama böyle yavaş ve korkunç bir biçimde ölmek çıldırtıcıydı. —-Ve unutmanın yolu da unutmaktan geçiyor. —-“Öldüğünde ölüsündür ve ölüler ölü kalır;” —-“Çok fazla öğrenmek bir hastalık,” —-insanlar yumuşak kabuklu yengeçler gibi; öylesine narin, kırılgan ve savunmasızlar. —-Konfüçyüs’ün de çok uzun zaman önce söylediği gibi: “Yaşam hakkında son derece bilgisizken ölümü bilebilir miyiz?” Ve onu anlaşılabilir kavramlarla açıklayamadığımızda, gerçekten de yaşam hakkında son derece bilgisiz kalıyoruz. Yaşamı yalnızca olgusal olarak anlayabiliyoruz, ilkel insanın bir dinamoyu anladığı gibi; ama yaşamı akılla idrak edemiyor, yaşamın özünün doğasıyla ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. —Asıl gerçeklik gizem ve yaşamdır. Yaşam, yüksek hızla akan kimyasal maddeden büyük ölçüde farklıdır. Yaşam süregider. Yaşam maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır. —-artık benim savım açıklığa kavuşuyor. Ruh kalıcı olan tek gerçeklik. Ben ruhum ve kalıcıyım. —-Maddenin belleği yoktur, çünkü biçimleri gelip geçicidir ve bu biçimlere kazınan her şey biçimlerle birlikte can verir. —-Soruyorum size, yineleyeyim, size soruyorum herhangi bir biçim içindeki madde ya da et, on üç hücrenin arasındaki boşluğu yalnızca yumruk vuruşlarıyla doldurarak hayali taşlarla hayali bir tahta üzerinde nasıl satranç oynayabilir?
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
·
162 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.