Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabı, öncelikli olarak Atatürk’ün okulların müfredatına koyulmasını istediği bir kitap olduğu için ilgimi oldukça çekmişti. Peki neden Atatürk bu kitabı okulların müfredatına koyulmasını istemiş olabilir? Kitabın içeriğini genel olarak ele alırsak yoksulluklara, imkansızlıklara ve elverişsiz olan doğa koşullarına rağmen bir avuç aydının önderliğine askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan iş insanlarına kadar her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek; Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl bir mücadele verdiklerini tüm insanlığa örnek olacak şekilde gözler önüne seriyor. Atatürk’ü bir toplumun küllerinden yeniden doğmasını ele aldığı için etkilemiş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Atatürk asker kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir devlet adamıydı ve diğer ülkelerin hasta adam olarak gördükleri bir ülkeyi yeniden küllerinden doğurmak istiyordu. Ancak Atatürk’ün kimliklerini asker ve devlet adamı olarak kısıtlayamayız Atatürk aynı zamanda başöğretmendi ve bu kitap aslında eğitimle o ülkenin nasıl küllerinden doğduğunu göstermektedir.
Kitabın içeriğine baktığımızda ise ilk olarak Finlandiya’nın nasıl bir ülke olduğunu açıklıyor: Rusya’nın egemenliği altındaki fakir, bataklıklarla kaplı, eğitimsiz bir halk, ekonomik sıkıntılar ve sosyal gerilikleri vurguluyor, tıpkı yeni kurulan Cumhuriyet gibi. Evet bizim ülkemiz coğrafi olarak Finlandiya’dan ayrılan bir noktadaydı: Coğrafi konumumuz, iklimimiz, bitki örtümüz… gibi unsurlar açısından Finlandiya ile karşılaştırdığımızda avantaja çevirebileceğimiz yönlerdi. Kitabın ilerleyen sayfalarında ise Johann Wilhelm Snellman’ın Finlandiya’nın kültürel ve ulusal kalkınmasındaki liderliği ve fikirleri ele alınıyor. Snellman eğitim, dil ve milli değerlere dikkat çekmektedir, Atatürk gibi. Snellman önderliğinde Finlandiya’da eğitimin nasıl bir öncelik haline geldiği, halkın bilinçlendirilmesi için yapılan reformlar anlatılıyor. Okulların, öğretmenlerin ve kütüphanelerin toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. Bu noktada ise halkın fedakarlıklar yaparak toplumun refahını arttırmak için birlikte çalışmasının önemini vurguluyor, bireyselden ziyade toplumsal kalkınmayı anlatıyor. Atatürk de benzer şekilde eğitim noktasında yeni gelen alfabeyi halkın öğrenmesi için çeşitli halk evleri açmış ve toplumsal kalkınmayı amaçlamıştır. Daha sonraki sayfalarda tarım ve sanayi reformları, doğa ile uyumlu yaşam, sanat ve kültürün gelişimi, ahlak ve liderlik gibi konulara değiniyor. Son sayfalarda ise Finlandiya’nın model bir ülke haline gelmesinde başarıların sadece hükümet politikalarıyla değil halkın ortak çabalarına dayandığı vurgulanıyor. Son olarak ise sadece Finlandiya’yı değil dünyanın diğer ülkelerini de kendi kalkınmalarını yaratmaya teşvik ederek tamamlanıyor.