“Gulyabani’nin boyu minare kadar.” Cümlesinin minare boyuna takıp durdum. Her gördüğümde “Hangi minare acaba ya?” diye düşündüm. Rahmetli Hüseyin Rahmi’nin ruhuna ulaşıp “Hangi minare, n’olur söyleyiver.” demek istedim. “Sivas Gök Medrese mi, Selimiye mi, İnce Minare mi? Hangisi be, hangisi? Söyle be adam!” diye sürekli isyan ettim rahmetliye. Kusura bakmayın.
Cadı filmi yerine bunu yapsalarmış ya tekrardan… Ne kadar güzel olurdu.