Ahmet Mithat Efendi çok şahsına münhasır bir kişilik. Türk roman tarihine bakınırken, kendisinin peş peşe onlarca romanına denk geldim. Derhal ilk kitabı -incelememe konu- Yeniçeriler'i alıp okumaya başladım. Kısa zamanda bitiriverdim zira kitap hepi topu 60 sayfaydı.
Ahmet Mithat, Namık Kemal gibi Ebüzziya Tevfik gibi Jön Türklerle beraber yargılanıp Rodos adasına sürgün yemiş olsa da döndüğü ilk andan itibaren bütün siyasi meşgaleyi terk etmiş biri. Evvelinde de çok içlerinde olduğu söylenemez gerçi ama sonrasında Abdülhamid'in gözdesi olacak kadar uzaklaşmıştır Jön Türklerden. Buna bir çok sebep sayabiliriz: karakteri diyebiliriz, kalabalık ailesine bağlılığı diyebiliriz, işin okuma-öğrenme yanına odaklanmak istiyor diyebiliriz. Ne dersek diyelim, emeklerine saygı gösterelim. Çünkü vefat ettiğinde bile 68 yaşında Darüşşafaka'da öğretmenlik yapmakta olan bir efendiden bahsediyoruz.
Kitaba gelince; güzel bir, terk edilmiş bebeğin bilmeden ailesiyle karşılaşma hikâyesi. Antik bir hikayedir. Ahmet Mithat da bu hikâyeyi, Osmanlı'ya, yeniçerilere dönemin meşhur olayı Vaka-i Hayriye'ye gayet başarılı uyarlamıştır. Etliye sütlüye karışmamak karakterine öyle işlemiş ki kitapta bile her iki tarafıyla ele almış iki taraftan da gelebilecek eleştirilere kalkan tutmuştur :)
Görsellerle desteklenmiş daha detaylı incelemesi için sizi youtube videoma davet ediyorum. Şimdiden teşekkürler!
youtu.be/I703T6LhT9c
YeniçerilerAhmet Mithat Efendi · Dorlion Yayınevi · 202358 okunma