Kitabı hüzünle okudum. Geçmiş tarihe ayna tutmuş yazarımız Sema Soykan yaşanmışlıkları kurgulayarak ve gerçek hikayelerden yola çıkarak bize aktarmış.
Çerkes soykırımını, onların yaşadığı acıları, zorlukları ve kayıplarını, yaşanılan hasret dolu masum aşklarını anlatmış..
Bir de en hüzünlüsü, karşılıksız bir aşkı anlatıyordu yazarımız Sema Soykan şu etkileyici cümlelerle;
"..Olsun," diyordu sevdalı yüreği. "Kalp, sevdiği kendisini sevmiyor diye sevmekten vazgeçer mi?..."
Insanı duygulardan duygulara salan, müthiş cümleler vardı.Beni de okurken çok etkiledi.
Rus mezalimini o kadar güzel anlatmış ki sevgili yazarımız, Sema Soykan bununla ilgili bir alıntı ile bitirmek isterim.
"Soykırımın 150. yıldönümünde Rusya, Çerkeslere yapılan büyük zulmün simgesi sayılan Soçi'de kış olimpiyatları düzenledi.
Sistematik olarak katledilen kurbanların toplu mezarları üzerinde yükselen olimpik köyde, acı geçmişin tüm izlerini örtmek için spor müsabakaları organize ettiler. Çerkesler için ne kadar aşağılayıcı olduğunu düşünebiliyor musun? "Görüldüğü üzere
Rusya Federasyonunun Soçi kentini bilerek ve planlayarak seçtiği belli..."
Böyle tarihe ışık tutan Roman'ları okumayı seviyorum.
Insan okudukça geçmişin devamlı tekrarlandığını daha da iyi anlayabiliyor, görebiliyor..
Kitabı hüzünle ve keyifle okudum, gönülden tavsiye ederim .
Yazarımız Sema Soykan selam olsun, kalemi daim olsun.
Keyifli okumalar dilerim ..