·88 syf.····Okunma: 31 Aralık 2024 00:00 Innsmouth’un Üzerindeki Gölge, Lovecraft’ın yaşamı boyunca kitap olarak yayımlanmış tek hikâyesiymiş. Roman demek için fazla kısa bir anlatı, hikâye ya da novella demek daha doğru olacaktır. Korku-gerilim unsurlarını barındıran, sürükleyici bir hikâyesi var. Özellikle hikâyenin yarıdan sonrası oldukça gerilimli bir atmosferde geçiyor.
Lovecraft’ın anlattığı Innsmouth, kurgu bir mekân olsa da civarı gerçek mekânlarla çevrilidir. Lovecraft, Innsmouth kasabasını 1923’te ve 1931’de ziyaret ettiği Massachusetts, Newburyport'taki izlenimlerine dayandırmıştır. Ben bu bilgiye ulaşmadan önce Innsmouth gerçek bir mekân zannetmiştim.
Innsmouth ıssız, harabe bir liman kasabasıdır. Etrafı bataklıklarla çevrili, gözlerden uzak, zamanında yaşanmış bir salgın sebebiyle çok az insanın yaşadığı ürkütücü bir yerdir. Hikâyenin anlatıcısı olan isimsiz kahramanımız, 1927 yazında bu kasabada yaşadığı tuhaf bir olayı bizlere aktarıyor. Aslında biz, anlatıcı da olan kahramanın korkunç anısını okuyoruz.
Ailesinin kökenlerini araştırmaya hevesli bir kahramanımız var. Hem geziyor hem tarihî eserler hakkında bilgi topluyor ve annesinin akrabalarının yanına gidiyor. Yolculuğunu daha ucuza getirmek adına kendisine sunulan bir seçenek neticesinde işte bu tuhaf kasabanın varlığından haberdar oluyor. Kasaba ile ilgili kendisine anlatılan tuhaf hikâye de bir hayli ilgisini çekiyor. Bu kasabaya külüstür bir otobüsle gitmeyi, oradan da kalkacak olan bir başka otobüsle asıl gideceği yere varmayı planlıyor ama evdeki hesap çarşıya uymuyor.
Cthulhu'nun Çağrısı’nı da bu hikâyeyle beraber okumak gerektiğini fark ettim. Henüz o hikâyeyi okumadığım için ‘‘Cthulhu Mitosu’’ üzerine pek bir şey bilmiyorum. Öğrendiğim kadarı da bu hikâyeden kaynaklı. Fakat bu hikâyenin ondan bir parça taşıdığını öğrendim ve yakın zamanda o hikâyeyi de okuyacağım.
Hikâyemizin isimsiz kahramanı bu kasabada birtakım olaylar yaşar. Kasaba harabedir, çok az insan yaşar. Burada yaşayan insanlar geçimlerini rafineri ve balıkçılık üzerinden sağlar. Fabrika bölgesidir de diyebiliriz. Lovecraft bize oldukça kasvetli bir atmosfer sunar. Kasabanın mimarisi de bu atmosfere uygun olarak anlatılır. Bu kasabanın insanları da ucube gibidir. Görünüşleri de tuhaftır, hastalıklıdır. Sanki genetik bir bozuklukları varmış gibidir. Yabancıları sevmezler ve meraklı bazı yabancıların kasabada ortadan kaybolduğuna dair de söylentiler vardır. Bu bilgileri otobüse binmeden önce biletçiden öğrenen genç kahramanımız, kasabaya gittiğinde anlatılanlardan fazlasına şahit olur.
Kasabada kahramanımıza yardımcı olan market çalışanı bir genç vardır. Onun dışında anlattıklarının gerçekliğinden asla emin olamayacağınız bir de yaşlı bir sarhoş vardır. İşte kahramanımız da o yaşlı sarhoşun anlattıklarından sonra bir şeylerin yolunda gitmediğine ikna olur.
Hikâye, özellikle mekân ögesini ön plana çıkarıyor. Mekân kurgusu çok başarılı. Anlatılan Innsmouth kasabası, yaşanan gerilime çok uygun betimleniyor. Kasabanın etrafı, Şeytan Resifi, kasabanın mimarisi korku-gerilim unsurlarıyla bezenmiş. Aynı zamanda bir de balık kokusu var ki okuyanlar kokunun nasıl bir gerilim yarattığını anlayacaktır.
Hikâyenin gerilimi başta da dediğim gibi kitabın yarısından sonra zirveye ulaşır. Daha fazla detay vermek istemiyorum. Kasabada olan biten nedir, kahramanımızın başına neler gelmiştir; onu da okurlara bırakıyorum. Hikâyenin kurgusunu sevdim. Özellikle sonlarda ters köşe olacağınızı da söyleyebilirim. Kitabın sonunda bir de soyağacı bulunuyor. Benim size tavsiyem, soyağacına hikâyeyi okuduktan sonra bakın. Lovecraft’ın tuttuğu notlar esas alınarak hazırlanmış bu soyağacı, hikâyenin sonunu anlamlandırmak açısından önemli. Yine burada isimsiz zannettiğimiz kahramanın ismini de görmek mümkün. Gerilim seviyorsanız bu hikâyeyi de severek okuyacağınızı düşünüyorum, tavsiyemdir.