Sevgili yazar, şair Gonca Ataç'ın, yeni romanım HAZİRAN için kaleme aldığı incelemeyi ekledim. Kendisine sonsuz teşekkürler...
☆☆☆☆☆☆☆☆
"Yıl bitmeden yazar Sibel Günesdoğdu ’nun bu yıl Kasım ayında Edebiyatist yayınlarından çıkan son romanı ‘HAZİRAN’ üzerine kalemim yettiğince bir şeyler yazmak istedim.
‘Geniş kolçaklı ahşap sandalyedeki battaniye gidenin yokluğunu ısıtmayı sürdürüyor.’ (Gitmek-Sibel Güneşdoğdu-Edebiyatist 2022)
İşte Haziran’ın yüreği; farkında olmadan yoklukları ısıtıp durmuş. Haziran ayakta kalabilmenin denklemini ‘güçlü olmak’ olarak kurduğundan, bu parlak cilalı iki kelimeyi önceleyip bağrına bastığından yüreğine hep buzlu bir cam arkasından bakabilmiş. Çocukluğunda yediği umulmadık darbe sonrası kapıldığı hayat labirentinde amacı peynire ulaşmak değil de labirentin yollarını derli toplu katetmek olmuş. Labirentin çıkmazlarına her saplanışında onay duygusundan yoksunluğu onu hep yarım hissettirmiş belki de.
‘Kızgın bir sac yüreğim, benliğimi seriyorum üzerine, dağlanıyor çiğliklerim.’ (Gitmek-S.G.)
Bu cümleyi Nazan mı söylemeli Asaf mı?
Belki de asıl söylemesi gerekenler başkalarının öykülerini acımasız bir at gözlüğünün içine hapseden ‘elalem’ denen topluluktur.
‘Yaşamayı soluk almak sanan babalar, kararsız direnişinden çabucak vazgeçen anneler.’ (Gitmek-S.G.)
İşte yine onlar, hep onlar...Belki ‘Haziran’ romanında bu küskün ayçiçekleri hatalarını anlayıp geç de olsa güneşe çevireceklerdir yüzlerini...
‘Asmadaki bir salkım mor üzümün tanelerini sarmalayan buğuyu silmek gibi kolay mı yaşamdaki yanlışları silmek? (Gitmek-S.G.)
Öyle mi Haziran? Öyle mi Nazan? Öyle mi Asaf? Öyle mi Koray? Öyle mi diğer herkes?
‘Silip atılmayan her şey, canımızı acıtmayı bekliyor bir yerlerde.’ (Gitmek-S.G.)
Bunu bir ömür sürdüren de var, yaralarını erken keşfedip elinden geldiğince iyileştirme çabası içine giren de... Haziran romanında kim ne kadar bunu başarıyor bunun cevabını bulmayı da okuyucularına bırakalım.
Sevgili yazar Sibel Güneşdoğdu’nun ikinci romanı Haziran, iki öykü kitabı ile dördüncü kitabı oluyor bu roman. İşte bir önceki öykü kitabı ‘Gitmek’ ‘den alıntılarla anlatmak istedim ben de Haziran’ı. Adeta şiir gibi dizelerden oluşmuş ‘Gitmek’ kitabını yazan biri ancak Haziran’ı yazabilirdi. Sibel Güneşdoğdu bu romanda bir hikaye anlatıyor, mavi sularda gıcırdayan teknenizde dinliyorsunuz bu hikayeyi, yavaş yavaş alışıyorsunuz atmosfere, bazen ferahlıyorsunuz, bazen de mavinin tonu koyulaşıyor, canınız acıyor. Hayatın ta kendisi gibi. Hikayenin ötesinde bir şey var bu yazılanlarda. İnsanın, kadının, erkeğin, çocuğun hatta köpeğin bile duyguları öyle güzel çözülmüş ki işte bunu ancak duyguları yazıya kendiliğinden akıtıveren biri yapabilirdi diyorsunuz, bir güzel yürek, bir usta kalem...
Bu karanlık kış günlerinde Haziran mavisi çağırıyor sizi, kulak verin. Bittiğinde hepinizi farklı bir şiir uğurlayacak, kendi hayatınızdan damıtılmış. Kaleminin gücüne hayranlığımla bir kez daha teşekkür ediyorum Sibel Güneşdoğdu’ya; iyi ki yazıyorsunuz..."
Gonca Ataç