Gönderi

Asosyal bir adamın aşkla imtihanı
7/10
·100 syf.··
2025 3. kitabı
Klara Miliç’in şahsında kendinden birçok şey gördüğünü söyleyen Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnası’nı hakkıyla okumak için bahsi geçen eserle çapraz okuma yapmak sanıyorum okura bambaşka kavrayışlar hediye edecektir. Edebî mirasa neler kattığının tespiti için ise bunu yapmak neredeyse zaruri bir ihtiyaç. Turgenyev daha önceleri gerçekçi çizgide eserler vermiş bir yazar olmasına rağmen bu eserinde aşk ve ölümün ne olduğu ve birbirleriyle münasebetini irdelediği söylenmektedir. Olay örgüsü olabildiğince yalındır: Yakov Aratov, arkadaşı Kupfer’in ısrarıyla bir etkinliğe katılır. Şarkı söyleyip şiir okuyan bir genç sanatçıyı, Klara’yı dinler, gözler. Kadını da icrasını da beğenmez ve oradan ayrılır. Sonra sonra oradan ayrılmasının sebebi olarak kadını görmeye başlar. Bir süre sonra ondan bir pusula gelir. Değişik düşüncelerle (ne cüretle onu bu saçma buluşmaya davet eder) ve biraz da öfkeyle buluşmaya gider. Çünkü kendisiyle dalga geçtiğini düşünür. Aralarında dişe dokunur bir diyalog bile geçmeden kadını sorgular durur, kadın bu muameleyi gururuna yediremez ve ağlayarak orayı terk eder. Aradan aylar geçer ve Yakov, tesadüf eseri bir gazete haberinde kadının intihar ettiğini öğrenir. Öncesinde olduğu gibi onu düşünür durur, ölen birine âşık oluverir ve ölür. Bu kadar. Eserin ana kahramanı, kitabın adının aksine Yakov’dur. Hatta anca onun tetkikiyle öğrendiği kadarıyla Klara hakkında bir şeyler öğreniriz. Anlatının ana harcı da Yakov’un Klara’ya dair iç konuşmaları, monologları ve ruh tahlilleridir. Yazar, mistik bir şeyler yazıyor görünmek istemezmiş gibi Yakov’un başına gelecekleri kaderine işler: Vereme yatkın, zayıf, hassas, narin… Üniversiteye gitmesini gerektirmeyecek derecede zekidir. Hep evde takılır, ama yine de, nasıl olduysa Kupfer adlı bir arkadaşı vardır. Bir de her işini gören halası Platoşa ile birlikte yaşamaktadır. Kadın onun zayıf bünyesini bildiğinden ona daima iyi gelecek içekler hazırlar, bol bol Tanrı’dan yardım diler. Adamın ileride ona musallat olacak aşk hayaletine yol vermek için kadınlarla romantik bir ilişkiye girmeyi bırak, asla iletişim kurmadığını da ekler. Bu karakter tanıtımı bende Yakov’un müzmin bir asosyal olduğu izlenimi çizdi. Etkinlikte Klara’nın “Çingene” ve “Yahudi” esmeri ve çirkin olduğunu, yaptığı işin amatörce ve kötü olduğunu düşünen ve âşık olunacak kadının tıpkı annesi gibi mülâyim, edepli, “kadın gibi kadın” olması gerektiğine inanmış Yakov’un yukarıdaki özellikleri olmasaydı, Klara’nın intiharından sonra kadına nasıl âşık olurdu, hiç bilmiyorum.* Psikolojik açıdan yazarın kuvvetli bir tespiti ve tasviri yok ama yukarıda söylediğim gibi mistik, ruhani ve gayrıhakiki görünmemek için özellikle bir karakter yarattığını düşünüyorum. Bu anlamda yazarın aşkı bahane ederek ölüm ile alakalı spiritüel bir arayışta olduğu fikrine pek katılmıyorum. Nitekim bir kadının kendisine âşık olmuş olma ihtimaliyle dengesini yitiren, kafaya takmalarla hayaller görmeye başlayıp İncil’den ve birkaç edebiyatçıdan ölümle alakalı sözler alıntılayan Yakov su yüzeyinde asılı kalmış gibidir. Derinleşememiştir. Kadın onu sevdiği için o kadına aşık olmaya başlar. Yüzünü güzel görmeye, şarkıcılığını ve oyunculuğunu başarılı bulmaya başlar. Bir nevi beğenilmenin, takdir görmenin zevkiyle o müntehireye, ölümüne sebep olduğu kadına tutuluyordur. Zaman zaman annesiz büyümenin kimi neticelerine dair ufak tefek bilgi kırıntıları sunulur. Elbette, rüyalar, hayaller, halisünasyonlar, hayaletler görmeye başlar. Klara’da annesinden izler keşfetmeye başlar. Zayıf ve hastalıklı vücudu ateşlenir. Aşka gelir. Ve Allah rahmet eylesin. Daha önce de dediğim gibi Klara Miliç bir kahraman olarak neredeyse hiç yoktur. Kitapta iki kere görürüz ve Yakov onun intihar haberinden sonra kafa karışıklığı ile “Beni neden buluşmaya çağırdı? Neden ağladı?” sorularına cevap bulmak için tahkikata girişir. Evet, gerçekte kadının ona âşık olma ihtimali de vardır fakat biz süreci daima Yakov’un gözüyle okuruz. Halbuki sevmiş olma ihtimaline karşılık, gerek kendi günlüğü/hatıra defteri gerekse ablasının sözlerinden pek tabii Klara’nın onu sevemeyeceğini de çıkartabiliriz. Tabiri caizse zıt kutuplardır. Yakov ne kadar içe dönük biriyse Klara o kadar dışa dönük görünmektedir. Belki de Yakov’un dediği gibi yaşamdan usanmıştır, hayatı için anlam arayışında iken Yakov gibi dişine göre olmayan biriyle şansını denemek istemiştir, o kadar. Kim bilir! Doğrusu şu ki romantik biri olmama rağmen Yakov’un kendine yakıştırdığı Romeoluğu hiçbir yerde göremedim. Nitekim bir Juliet’in mevcudiyeti de oldukça tartışmalı. Turgenyev’in bu öykümenini gerçek bir olaydan hareketle yazdığı malum. Bana öyle geliyor ki “Bir adam, aşk sebebiyle nasıl ölüme sürüklenir?” diye kendisine soru sorulmuş ve cevabı Yakov Aratov olmuştur. Mantık sınırları dahilinde, bilimden çok sapmadan yer yer psikolojinin olanaklarından faydalanarak ortaya aşksız bir aşk hikâyesi çıkarmış ama biz onu pekala asosyal bir adamın bir kadın tarafından beğenilmesi ile başlayan çöküş hikayesi olarak da okuyabiliriz. Ruhsal betimlemelerin ve buna hizmet eden anlatım tekniklerinin doğası gereği bu öykümeni pek akıcı bulmadım. Buna rağmen her bölümde çizilen resim hiç de can sıkıcı değildi. Sona yaklaştıkça kurgu, güçsüz de olsa “Delirdi mi, delirecek mi? N’oluyor bu adama!” gibi ifadelerimin eşliğinde kendini bitirtti. Çeviride 6. sayfanın “Bir gün Aratovlarda…” ile başlayan upuzun cümlesinde, verin>versin olmalıyken harf eksikliği nedeniyle anlatım bozukluğu ortaya çıkmış. İki defa okuduktan sonra pes ettim ve kitap bittikten sonra tekrar döndüğümde hatanın sebebini anladım. Onun dışında güzel bir çeviriydi. *Gogol’ün Karşılıksız Bir Aşk‘ındaki Petruşa da aslında hem onu hem de oyunculuğunu beğenmediği bir tiyatrocuya âşık olar. Daha fazla içerik için yazı defterimi ziyâret edebilirsiniz: evcimenkalem.wordpress.com
Edebiyat
Klara MiliçIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20233,489 okunma
··
880 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Evvela kaleminiz ve analiz etme kabiliyetiniz çok güçlü🌿👏 Lâkin ben başlık seçimini başarılı bulduğumu söylemek isterim. Her ne kadar Aratov anlatılsa da cümlenin öznesi su götürmez Klara Miliç'tir. Yoksa Aratov bize neyi anlatsın. Hem Klara kitap boyunca bir iki yerde de geçiyor demek doğru olmaz. Aratov nerdeyse tüm kitap boyu Klara'yı aklından çıkartamıyor. Aşk zaten her daim seveni değil de sevileni özne yapmaz mı? (Bunun doğru olduğunu savunmuyorum bu arada.) Fikrimce Klara da Aratov kadar baş karakter ki aklıma Aşık Veysel'in dizeleri geldi 😅: "Güzelliğin on par'etmez Şu bendeki aşk olmasa..." Klara'nın -çok anlatılmayan- sevgisi de büyük yer kaplar bu durumda diye düşünüyorum.
Evcimenkalem
Gönderi Sahibi
Özlem B. iltifatınız için çok teşekkür ederim, kendimce kurguları irdelemeye çabalıyorum, beğenmenize çok sevindim 🌾🌼 Aratov'la ilgili tespitiniz cok yerinde, Klara olmasa hakikaten bize ne anlatabilirdi ki... Ama n'ettiyse, kendisi etti, hakkını teslim edelim 💔 Aşık Veysel'le ilgili alıntınız Aratov'a da uyuyor ancak nedense doğrudan doğruya Karşılıksız Bir Aşk'taki Petruşa aklıma geldi. Fiziken çekici bulmada da karakterine, hâline âşik oluyordu...