·112 syf.····Okunma: 07 Eylül 2024 00:00 On sekizinde yaşlandım. Herkeste böyle mi olur, bilmiyorum, hiç sormadım.
.
.
İlksöz: Bir Lolita hikâyesinden daha fazlası.
İkinci Dünya Savaşı öncesi Vietnam'ında-ki o yıllarda Fransız sömürgesi- sıkışıp kalmış bir Fransız aile. Ülkedeki yoksulluğu kendileri de fazlasıyla yaşamakta. Anne tek umudunu büyük erkek çocuğuna bağlamış, eline geçen sayılı imkânlar hep ona sunulmakta. Ortanca erkek çocuk ve küçük kız çocuk ise bu yoksul ve zor hayatta anneye kalsa tam anlamıyla başa büyük dert. Sevgiden hele hele anne sevgisinden nasipsiz büyüyen iki kardeş. Böyle bir ortamda üstelik evden uzakta yurtta kalan ve buradan okuluna giden küçük kız. Anneyle geçirilen tatil dönüşü yolunda 15 yaşındaki kızın karşısına yirmili yaşların sonlarında zengin bir Çinli çıkıyor ve kıza aşık oluyor.
Filme çekilen kitaplarda o filmler kitabın kamburu oluyor çoğunlukla. Film kitabın genel havasından çok, ticari bir konuyu alıp işliyor, ön plana çıkarıyor. Sevgili de filmi ile sesi daha çok duyulan bir kitap. Ama filmde, iş yapan bir "Lolita" konusu merkeze alınınca kitabın diğer ana konuları sahipsiz kalıyor sanki. Yalan değil, ben de ilk okumaya başladığımda umarım filmden farklı şeyler bulurum diye düşünüyordum. Açıkçası iyi ki kitabı okumuşum noktasındayım şu an.
Sevgili kitabının sadece bir Lolita hikâyesine indirgenecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ya da şöyle diyeyim, kitaba sadece bu gözle bakarsak çok büyük haksızlık ederiz. Duras'ın yaşamıyla benzerlikler olması, hatta yaşadığı bir zamanın kurgusu olması, kitabı çok ileri yaşlarda yazması ve bu yaşta birinin bu kadar yoğun cinselliği kurguya yedirmesine yapılan yorumlar vb, bir de bitmeyen Lolita sevgisi kitabı ister istemez bu noktaya getirip demirletiyor. Ama bakışlarımızı sadece bu noktada tutarsak diğer konuları nasıl göreceğiz. Uzattım, şunu demek istiyorum. Şahsen ben, 15 yaşındaki kızın Çinli ile yaşadıklarından, onun tensel bir zevk peşinde koşmadığını aksine annesine ve büyük abisine karşı kazandığı zaferin ruhsal bir zevk olduğunu hissettim okurken. Hele o lüks restoranda hep birlikte yenilen yemek bölümü bence bu zaferin zirvesi. Her şeyi bilen, susan ama lezzetli yemeklerini yiyen anne ve abi.
.
Cinsellikten daha çok anneye duyulan öfkenin (ama anlayışlı öfkenin, çünkü yer yer anneye duyulan sevgi de işlenmekte) bana göre öne çıktığı bir kitap Sevgili. Farklı noktaları görebilmeniz dileğiyle. Sağlıcakla. Kitapla.
.
.
.
Sonsöz:
... üçümüzün de bu iyi niyetli kadının, toplumun öldürdüğü annemizin çocukları olmamızın öyküsünün en derin noktasındayız. Annemize umutsuzluktan başka hiçbir şey bırakmamış olan toplumun yanındayız. Öylesine güven dolu, öylesine sevecen olan annemize yapılanlar yüzünden, yaşamdan nefret ediyoruz, birbirimizden nefret ediyoruz.
.
.
.