·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ocak 2025 20:49 Zeynep Baki adlı kadın yazarımızın 'Güzel Kadınlar Çabuk Tükenir' adlı kitabını okudum ve bu yazarın ilk kitabı.
14 kısa öyküden oluşan bu kitapta aşka, aşksızlığa, umut ve umutsuzluğa yani kısacası olabilecek tüm duygulara erişmek ve onları yaşamak mümkün.
Normalde pek hikaye ve öykü okuma taraftarı olmadığım için yine de içinde kendimi bulduğum bir kitaptı üstelik kadın ağzıyla yazılıp kadınsal problemlere değinilse de bir erkek olarak beni kadın yerine koydurup öyle okumamı sağladı.
Kitaba ilk başladığımda aklımda, düşüncemde, hayalimde ve gözümün önünde sürekli Didem Madak belirdi. Sanki onun ağzından okuyor hatta sanki onun ağzından dinliyordum.
Akıcılık, süreklilik, öykü başlangıç ve bitişleri, betimlemeler mükemmel şekilde Didem'i andırdı bana.
İkisinin arasında bir bağ olduğuna eminim.
Bir şair ve şiir sever olarak Orhan Veli'ye adanan öyküde sürekli gözlerimi yaşlı bulmuş okudukça gözlerim buğulu buğulu kalmıştı.
Ama bu bir yana hepsi bir yana kendimi yazarla en yakın hissettiğim konular 'baba' figürlerini içeren öykülerdeki gerçeklik oldu öyle bir gerçeklik ki bazı cümlelerde durup uzun uzun dalıp öyle devam edebildim kitaba.
Tek eleştirim şu olabilir ki öykülerde akılda kalıcı ve kişiyi etkisine alacak daha fazla cümleler olabilirdi yani demek istediğim az daha betimlenen cümleler veya yoğunluk olabilirdi elbette ki bu benim fikrim herkesin düşüncesi farklı olabilir.
Son olarak yazara tekrardan teşekkür ediyor ve okurunun bol olmasını diliyorum .
Özellikle kadınların, kadınlarımızın muhakkak okuması gereken bir kitap deyip birkaç alıntıyla tamamlamak istiyorum.
*Kış ayları çok netameliydi, evimizin penceresinden dışarıya her baktığımda kaygılanırdım, sanki unutulmuş değildik de hiç yokmuşuz gibiydik.
*Annesi hayattayken hep içerideydi, dışarıda kalmanın acımasızlığı vurmamıştı onu. Bütün rüzgarlar kardeşti ve henüz hiç kimse Marx'ın penceresinden Londra'ya işememişti. Habil ölmemiş, Kabil keçileriyle mutluydu, Lilith kulesinden uzatmamıştı saçlarını, Havva bütün çocuklarını eşit seviyordu. Hasan Sabbah afyonu henüz keşfetmemiş, Şems gelmemişti mahallesine ve hiç kimse birbirine düşmemişti.
Annesi hayattayken Zeliş ve kardeşleri güzel çocuklardı, annelerinin doldurduğu yün yastıkları dünya niyetine kucaklarlardı.
*Yoksulluk öyle silkelenip de kurtulabileceğin bir şey değildir. Kendini kurtarıp orta sınıfa tâbi olsan da yine de üstüne sinen kokusu kolay kolay gitmez. Memleket gibidir, seni tanımlamaya devam eder.
*Babam öldü ve ben babamın ölümünü parantez içine aldım, hastane bahçesinde acılarımın parantezinde kaldım.
*İnsanın babasını kaybetmesi ne tuhaf şey!