·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ocak 2025 22:58 Han Kang, 2024 Nobel Edebiyat ödülü ve 2016 Man Booker Uluslararası Ödülü’nün sahibi olarak edebiyat dünyasında dikkat çeken isimlerden biri. Yazarlık kariyerine kısa öykülerle başlayan Kang’ın ilk romanı Vejetaryen, “Vejetaryen,” “Moğol Lekesi” ve “Alev Ağacı” isimli üç bölümden oluşuyor. Kitap, adının aksine, bir gece gördüğü rüya nedeniyle aniden vejetaryen olmaya karar veren Yonğhe’nin duygu ve düşüncelerine odaklanmıyor. Bunun yerine, hikâye kocası, eniştesi ve ablasının gözünden anlatılıyor ve her bir bölüm o kadar farklı bir anlatım diliyle kaleme alınmış ki farklı kişiler tarafından yazılmış gibi hissettirebilir.
Birinci bölüm, Yonğhe’nin kocasının perspektifinden anlatılıyor. Bir gece gördüğü rahatsız edici bir rüya sonrası Yonğhe’nin ruh hali ve davranışlarında büyük bir değişim meydana geliyor. Ancak kocası, eşinin yaşadığı bu içsel dönüşümün arka planını anlamak yerine, kendi hayatına etkilerine odaklanıyor. Yonğhe’nin artık kahvaltı hazırlamıyor oluşu, iş yemeğinde patronu ve eşleri karşısında onu utandırması ve ailesinden yardım istemesi gibi olaylar üzerinden Yonğhe’nin karşı karşıya kaldığı psikolojik şiddet detaylı bir şekilde gözler önüne seriliyor.
“Moğol Lekesi” bölümünde anlatıcı, Yonğhe’nin eniştesi. Ancak ilk başta bu hikâyenin aynı karakterlerle ilgili olduğunu anlamak güç. Enişte, kendi sanatsal hayatına ve eşine olan ilişkisine odaklanarak başlıyor. Ancak ilerleyen sayfalarda Yonğhe ile olan bağını görüyoruz. Bu bölüm, birçok okuyucu için rahatsız edici olabilir. Sanatsal bir ilgi gibi gösterilen ancak derinlikte sapkınca olan bir kadın bedenine yaklaşımı konu alıyor. Yazar, burada kadının metalaştırılması ve bedeninin sanatsal bağlamda bile olsa sömürülmesi gibi sert bir eleştiri sunuyor.
Son bölüm, “Alev Ağacı,” Yonğhe’nin ablasının gözünden anlatılıyor. Hayatı boyunca güçlü olmak zorunda hisseden, aldatılmış, çocuğuyla yalnız bir kadın olan abla, Yonğhe’e merhamet ve vicdanla yaklaşan tek kişidir. Yeong-hye bu bölümde artık hayattan tamamen kopmuş bir şekilde bir bakım evinde yaşamaktadır. Ailesinin diğer tüm üyeleri — annesi, babası, kardeşleri ve kocası — ona sırtını dönmüştür. Ablası ise tek başına onun yanında kalır. Yeong-hye’nin “ağaç olmak” arzusu ve kendisini bir bağaç gibi hissetmesi, bana Shahrnush Parsipur’un Erkeksiz Kadınlar kitabında kendisini bahçeye diken Mehdoht karakterini hatırlattı.
Vejetaryen, kısa sürede okunabilecek ama uzun süre akıldan çıkmayacak bir roman. Yazarın psikolojik derinliği ve katmanlı anlatımı, hem bireysel hem toplumsal çatışmaları etkileyici bir şekilde ele alıyor. Han Kang’ın üslubuna alışmak için harika bir başlangıç olan bu kitap, diğer eserlerini okuma isteğini kesinlikle artırıyor.