·176 syf.····Okunma: 03 Ocak 2025 19:03 2016 yılı, kahırlı bir aile toplaşmasındayım. kaderci konuşmalardan ölesiye bunalıyorum, daralıyorum. akraba evi üsküdar selamsız’a yakın bir yerlerde. bir anda kendimi evden sokağa atıyorum. nerden nasıl biliyorum şu anda hatırlamıyorum, fakat sokaklarda gezerken bir zamanlar oralarda ermenilerin yaşadığından haberdarım. cumbalı eski evlerin olduğu sokaklar, surp haç ermeni kilisesi. kendime bile açıklayamadığım bir şeyler hissediyorum; hem çok hüzün hem yakınlaşma hissinin verdiği bir aidiyet ve rahatlama.
tam sekiz yıl sonra zabel yesayan’ın silahtar bahçeleri kitabında o gün dolaştığım sokaklardaki evlerde 1800 lerde nasıl insanların, nasıl hayatlar yaşadığını okudum. gelenekler, inançlar, beraber yaşam, komşuluk pek çok şeyi anlatmış zabel yesayan. üstelik okullardaki tarih kitaplarından öğrendiğimizden çok daha keyifli çok daha gerçek bir gündelik yaşamın tarihi. mesela libadiye’nin küçük bir müslüman köyü olduğunu, alemdağ’a bir gece önceden kağnılarla pikniğe gidildiğini öğrendim. mesela maltepe’nin çavuş üzümü bağlarının olduğu bir rum köyü olduğunu, orta alt sınıfın denize girmek için orayı tercih ettiğini öğrendim. mesela ayrımcılığa dair o zamanki mahallelerde neler olduğunu öğrendim. mesela ilk ermeni yazar kadın sırpuhi düsap’ı (1841-1901) ve o dönem feminizm ve kadın hareketindeki yerini öğrendim.
zabel yesayan çok güçlü bir karakter, haksızlıklar karşısında kim ve neyle ilgili olursa olsun, uzun uzadıya düşünmeden fiilen mücadele etmeye çalışan bir kadın. hayatı boyunca bu tavrından hiç vazgeçmiyor. onun yazdıklarından bu kadar etkilenmem de yazdıklarıyla başlayıp, kişiliğine dair okuduklarımla pekişti diyebilirim.
zabel yeseyan’ı hala okumadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz haber vermiş olayım.