Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 06 Ocak 2025 23:32 Öyle bir kitap ki başrol kim, bu adam ne alaka, ne bu şimdi dediğimiz insan başrol oluvermiş ve o silik karakter neler yaşamış neler. Hepimiz için sıradan, ilgimizi çekmeyecek hatta gözümüzün önünde olsa görmeyeceğimiz kadar görünmez yaşayan o adamın iç dünyasına inip bir süre çıkamıyoruz. Yaşadığı duygular ve olaylar ne kadar güzel ve ne kadar kaliteli sevmiş dedirtse de o gizem öyle bir sarıyor ki git gide içine çekiyor seni. Hayalperest ruhumu öyle bir okşuyor ki o aşk sarhoşluğu, o aşkın körlüğü, yeri geldi kalbim hızlandı, yeri geldi nefesimi tuttum, yeri geldi yerimde oturamayıp bir dolandım. Bir aşkın etkisi insanı ne hallere düşürüyor, aşk neler yaşatıyor insana ve yok saydıramıyor kendini. Ruhunu da bedeni de esir alıyor sanki. Ve biz insanlar nasıl da kolayca yakıştırıyoruz karşımızdakine kötülüğü ve ihaneti. Spoiler vermicem hayır hayır sadece kitabın bendeki etkisinden bahsedicem. Sona yaklaştıkça heyecanlandım ve dedim ki kim bilir ne hayatlar var görmezden geldiğimiz ya da göremediğimiz. Kitapta da söylediği gibi " ne müthiş ve karışık ruha maliktir insan." Çözemeyiz efendim çözemeyiz! Bu kitaptan öğrendiğim en kıymetli şey kimse sıradan değil, kimse dümdüz dışarıdan göründüğü kadar basit hayat ve düşüncelere sahip değil. Velhasıl kimse kimsenin derinliklerini o kuyuya inmeden bilemez. O kapalı kutu açıldığında içinden öyle şeyler çıkar ki ya bizi mest eder ya da alır içine ve o karanlığa hapseder. Sonra kendi kendimizle yüzleşiriz yok saydığımız her insan adına. Unutmayalım her insan farklı bir dünya, farklı bir göz ve farklı bir görüş..