Bakınız dostlarım ben öyle kalbi sevgiyle dolup taşan bir kardeşiniz değilim, değilim yani barıştım bununla üstelik ama hiçbir şeyden de bu kitaptan nefret ettiğim kadar nefret etmedim heralde ya. Bakın gerçekten. Kitap şöyle kötüydü böyle kötüydü diyerek nefretimi makul bir zemine de oturtacak değilim. Nefretim hali hazırda zaten gayet makul bir zeminde. Bu kitaptan sadece ve sadece nefret edersiniz dostlarım alır okur ve nefret edersiniz. Ki ben de bunu layığıyla yapıyorum, şükür. Şimdi hislerimi yeterince netlediysem kitaba geçelim. Kitap müthiş başlıyor, bakın müthiş başlıyor ilk dört beş sayfası okuduğum en iyi şeylerden biriydi. Karakterlerden beyaz yakalı olanın iş için bulunduğu bir şehirde bir berbere yolunun düşmesiyle başlıyor. Berber karakteri (ki henüz iki karakterin de adını bilmiyoruz) bizi olanca karizmasıyla karşılıyor. Bir takım hal ve hareketleri sadece bizi değil beyaz yaka karakteri de heyecanlandırıyor okuyup okuyabileceğimiz en iyi seksüel tansiyona denk geliyoruz burada ve hani bu iş böyle yapılır ulan diye kıkır kıkır oluyoruz ve olduğumuzla kalıyoruz. Ordan itibaren hiçbir şey iyiye gitmiyor, İskender (berber olan) görüp görebileceğiniz en adi en kaypak en vasıfsız kişi ve kendini tamamladığını yaşadığı yere ve şartlara göre gayet kalifiye biri olduğunu sanıyor, sanadursun dostlarım. Beyaz yaka olanın adı da selim ve güzel bir süprizle daha karşılaşıyoruz yaş farkı var. Dünyada cennet falan derken bir anda İskender (28) ağzını açıyor ve alfa malfa bir şeyler saçmalıyor. Selim (42) hiçbir şey anlamıyor ki bana pek dinlemiyor gibi de geldi abimizin derdi öpüşelim koklaşalım falan altı üstü. Suçlayacak değiliz. Kitapta çok fazla yaşam tarzıma uymuyor deyip de geçemeyeceğim kadar etik dışı şeyler vardı. İskender ve tayfası asla yönelimini kabullenmiş gibi gelmedi bana, erkek ve onun oğlanı diye bir şey uydurmuşlar kendilerince alfa malfa diye bi şeyler zırvalıyorlar bildiğin dümdüz hetero bir ilişki yaratmaya çalışıyor kafasında. Rıza kavramından da haberi yok elemanın ki beni inanılmaz rahatsız etti. Selim kurguya çok aklı başında, kendini iyi ifade eden, insanlarla mesafeli biri olarak başladı götünün avuçlanmasına ses edemeyen birine, ulan benim buna rızam yoktan rızam var heralde ya zevk falan da aldıma evrildi. İskender bence adamın hayatını neredeyse mahvetti mesela kitapta çok üstünde durulmadı ama İskender selimi iş arkadaşının önünde öperek onu ifşa etti. BUNUN NE KADAR ETİK DIŞI OLDUĞUNU ne zaman konuşacağız merak ediyorum. Karakterler konuşmadı zira. Ana karakterler değil ama kurguda hayli yer kaplayan karakterlerin yaşı tutmayan kişilerle olması ve 'oğlanımı eğittim' diye övünmesi NE OKUYORUM BEN NE OKUYORUM diye aynadan ağrı kendimle kavga etmeme sebep oldu. Yazar bunları güzellememiş şimdi bunun ayırdındayım ama karakterler çok oturmuş hani okey güzellemiyor ama bi ayıplama da yok. Bir kitaba kötülük olarak bunlar yeter diyorsunuz Rafet ana diye bi mahluk var o çıkageliyor, 'oğlanlara' birliktelik esnasında erkekliklerini pek göstermemelerini erkeklerine hizmet etmelerini süslenmelerini onlar ne isterlerse tamam demelerini bir şeyi sevmeseler bile en az üç kere denemelerini 'erkeklere' ise gidip kadınlarla evlenmelerini evliliğin sigorta olduğunu bir erkek evli olduğunda her şeyin mübah olduğunu falan öğütlüyor. Sadece bir karakter onun dediklerini saçma buluyor diğerleri gayet okey. Rafetin yaşadığı dönemi baz alırsak evlilik konusundaki yorumuna bir yere kadar hak veriyor insan ama Rafet ana denen mahluk sanki etrafındakileri korumak için değil de düzen bozulmasın diye bu öğütlerine devam ediyor. Çünkü kendisi 'açık' bir karakter ve zannımca o muhitte barınabilmesi için ahalinin huyuna suyuna gitme gözlerine batmama derdinde. Bi de toplamış etrafına cahilleri iyice tarikat liderimsi bir şey olmuş. Korkunç biriydi tanıştığıma asla sevinmedim. Selim zaten bir yerden sonra saldı mevzuyu İskender ne derse ne yaparsa okey en son birbirlerine yumruk atıyorlardı. Öyle yani. Bitirdim ama kitabı biliyor musunuz, yarım bırakmadım. Aynaya baktım ve sırf sansüre uğradığına dair söylentileri duydun diye araştırmadan etmeden koşa koşa edindin bu kitabı şimdi de bitireceksin aşkom dedim kendime ve bitirdim. Yılın henüz ikinci okuması ve net bir şekilde diyebilirim ki bu yılın en kötü okuması benim için bu kitap.