Kehribar Geçidi her ne kadar hevesle başlasam da zor bir okuma yolculuğu oldu. Kitapla alakalı araştırma yaptığımda yapılan müspet yorumlara üzülerek katıldım. Konu çok ilgi çekici olmasına rağmen kitabın ilk 150 sayfası o kadar yorucuydu ki bir ara bırakmayı bile düşündüm. Her kitapta başlangıçta kimin kim olduğunu, anlatılan olayın nereye varacağını kestiremediğimiz oluyor. Fakat yazar ilk kısımlarda hem karakterleri hem de onlara dair detayları o kadar sündürmüş ki, hiçbir şey anlayamadım ve bu durum odaklanma sürecime ket vurdu. Kitap bir süre elimde süründükten sonra odağımı toplayıp başına geri döndüm ve ondan sonra istediğim ivmeyi yakaladım. Keşke başlangıcı daha derli toplu ve kısa tutsaymış yazar. Onun haricinde MS. 300lü yılların Roma'sına gitmek şahane deneyimlerden biriydi. Pagan Roma ve dönemin Hristiyanlık algısı hakkında bilgi sahibi olmak da bir o kadar merak uyandırıcıydı. Yedi Uyurlar, namı diğer Ashab-ı Kehfin hayatını bu macera ile okumak da bir o kadar güzeldi. Nazan Bekiroğlu okurlarının alışık olduğu ve çok da sevdiği güzel tasvirler ve ifadeler bu romanda da kendine sıkça yer buluyor. Bazı yerlerdeki anlatım ve olaylar da çarpıcı etkiler bırakıyor. Genel itibariyle yoğun bir roman ve zihnen yoğun olduğunuz bir dönemde okumanızı tavsiye etmem. Başlangıçta sabırlı olup okumaya devam ettiğiniz takdirde güzel bir maceranın içine girmiş olacak, severek okumayı sürdüreceksiniz. Eylülün SesiyleNazan BekiroğluKehribar Geçidi