Bir kimsesiz olan Elsa'nın hocası Artur tarafından büyütülüp konservatuvar eğitimini tamamlayarak hocalığına başladığı dönemleri genel olarak arka planda anlatan yazarımız,Yunanistan turu esnasında Patnos'da bir bit pazarında Elsa'nın kendi ruh eşi kadın Flora ile karşılaşması ve Flora'nın müzik çaldığı esnada hareket eden 2 atı ondan önce alması üzerine kendince çıkmış olduğu bir inat yolculuğunu bir kaybolmuş ikizini arama aslında o iki karış büyüklüğündeki iki atın kendisinin alması,kendi hakkının olduğunu düşünmesi üzerine bir duygu durum aforizmalarının bizi Yunanistan'daki sonrasında İtalya'da oradan da Paris'e kadar uzanarak bir psikolojik kaçma kovalama aidiyetini pandemi dönemlerindeki yaşadığımız maske dezenfektan kaoslarına da ilave ederek anlatan yazar.Hocası ve üvey babası Artur'un ömrünün son dönemlerini de bu kaçma kovalamanın sonlarında hikayeyi huzura erdirmek amacıyla bize anlatmakta.
Benim şahsi tecrübem konservatuvar yolculuğunun ağır süreçlerini bilmemden kaynaklı olarak beni bu kitaba iten bu hikayede geçen sanatsal ögelerin uyumunu okumaktan ileri geliyor ve Agnes Varda (ünlü yönetmenden) bahsettiği bilgileri okumak keyfi veriyor.Pandemi sürecini de çok gerçekçi olarak tekrar okumak o dönemlerde neler yaşadığımızın şuanda şaka gibi ağırlığını tekrar görmemi sağlıyor.Okuruna kısa ama güzel bir hikaye anlatıyor.Benim tek rahatsız olduğum nokta Artur'un ölümü sonrasında ve o dönemde anlatılanların çok zorlama ve oldu bittiye gelmesi idi. Ağustos MavisiDeborah Levy