5 gün kaç zamandır? Ne kadar eder? Bu noktada Albert Einstein’ın “Zaman görecelidir ve yerden yere farklılık göstermektedir.” sözünü söylemek cevap niteliğinde güzel bir söz olduğunu düşünüyorum.
Evet gelelim kitapta bizi neler bekliyor. Bir arkadaşının ihtiyaç olduğunu belirterek, ki sözüm ona hayat memat meselesi, 5 yaşındaki kızı Tuğde’yi (evet Tuğçe değil) ana karakterimiz Nermin’e bakıcılık için bırakılması. Aman ne güzel. Onlar dışarıda tatil yapıp sözde tehlikede olan evliliklerini kurtarmaya çalışırken bakıcı Nermin 5 yaşındaki uyuz, sinir bozucu kızla 5 koca gün geçirsin. Neler söylüyorsun alt tarafı 5 yaşında bir kız çocuğu. Hadi bunu yazarın sözleriyle sözüm ona ispatlamaya çalışalım. Sayfa 14: “Şunu itiraf etmeliyim ki, bana bu öyküyü yazdıran aslında o Allah’ın belası kız çocuğu oldu. Onu tanıdıktan sonra hayatım değişti. Aslında hayatım karardı demek daha doğru olur.” Kitaba yeni başlamışken yazılan ne güzel cümleler :). Koskoca kitap şu iki basit cümle üzerine kuruldu. Nermin kızıma bakabilir misin? Evet. Kitap bu şekilde yani içeriği.
Yeni yıla başlarken yanlış kitapla mı başladım diye düşünmüştüm daha ilk sayfaları okurken. Malum daha ilk sayfalarda gerek Tuğde’ye duyduğum önyargı gerekse okumaya değer mi sorusu. Bir merak işte aldı başını gitti kitabı bitirtti. Bu kitabı bitirdikten sonra bilmediğim ya da işime gelmeyen mi desem önemli olduğunu bildiğim, düşündüğüm iki noktayı tekrardan hatırlamış oldum:
İlki, bu dünyadaki belki de en güçlü kelimeler arasında ilk sıralarda yeri olan “Hayır” kelimesi ya da cümlesi. Ne kadar basit bir kelime değil mi? Peki Nermin o malum soruya “Hayır” demiş olsaydı ne olurdu?
İkincisi, “Zaman” kavramı ve önemi. Bu kavramın önemini güzel bir örnekle pekiştirmek istiyorum.
Bir Sene’nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun. Bir Ay’ın değerini anlayabilmek için prematüre bir bebek dünyaya getiren bir anneye sorun. Bir Hafta’nın değerini anlayabilmek için haftalık bir derginin editörüne sorun. Bir Saniye’nin değerini anlayabilmek için bir kazayı kılpayı atlatan bir adama sorun. Bir Milisaniye’nin değerini anlayabilmek için olimpiyatlarda gümüş madalya alan sporculara sorun.
Tekrardan sormakta fayda olabilir diye düşündüğüm sorumu sormak istiyorum.
5 gün kaç zamandır? Ne kadar eder?
İncelemeyi şu şekilde bitirmek istiyorum. Kitabı okurken Nermin'in bakış açısından yararlanarak düşüncelerimi ifade etmiş bulundum. Sonradan şöyle bir cümle zihnimin kıvrımlarından açığa çıktı:"Ya öyle değilse?" Denilir ya herkes hikayesini kendisine göre yorumlar biçimlendirir. Ama bu hikayeyi bir de Tuğde'den dinlemiş olsaydık Tuğde ne derdi acaba? Kime hak verirdik?
Bu yüzden birini yargılamadan önce ya da bir durum hakkında yorumda bulunmadan önce özellikle şu soruyu hatırlamakta fayda olabilir:
Ya öyle değilse?