Büyülü gerçekçilik, gerçekliğe büyülü bir bakış anlamı taşır Franz Roh’a göre. Türünün en iyi örneği olarak Yüzyıllık Yalnızlık kitabı gösterilir. Yazar kitabı yazmak için söylenene göre 18 ay evde dünyadan elini eteğini çekip masasına oturmuş ve karısından evin geçimini sağlamasını rica etmiş. Sonucunda uçup kaçtığımız, gökyüzüne yükseldiğimiz, bir gizemi zekice çözdüğümüz rüyalardan uyandığımızda aldığımız tat ne ise o tadı alabileceğimiz bir roman çıkarmış ortaya.
Kitap tam ayrım yapabileceğimiz keskin bölümlerden oluşuyor denilemez. Her şey en başından beri harmanlanmış, gelecek geçmiş karışık bir biçimde verilmiş. Kitabın en başında kitabın ortaya yakın kısımlarında yer alacak idam mangası sahnesinin verilmiş olması çarpıcı bir başlangıç açısından harika. Karakterleri sevip onlara zaman zaman kızmamızı biraz üzülüp yaptıklarına gülmemizi onları biraz, bazen de bolca tuhaf bulmamızı istemiş yazar. Toplumun değişimi istemesi, özgürlük, özgürlüğün güç sahipleri karşısındaki savaşı ve çabasızlığı, bireysel değişimi, değişime direnci, sezgiselliği, sihri, tüm olup biten bu büyüsel dünyada Güney Amerikalı bir toplumun bakış açısını olaylar ve karakterle aktarmış Marquez. Anılar unutulur, insanlar unutulur, evirip çevirerek de yaşasak yüzyıl boyunca bir çemberin etrafında döneriz ve gün gelir domuz kuyruğu efsanesini gerçekleştiririz kaderciliğini hiç sırıtmadan buluruz son sayfalarda. Yazar yepyeni bir dünyayı keşfetme arzusuyla çıkılan yolda büyülü bir hızla kurulan Macando Kasabasını yine aynı büyülü hızla gözlerimizin önünden uçurur. İsimlerle ilgili espri yapmak isteyen varsa buyursun okusun bu kitabı zira yazar bile kitabın ilerleyen sayfalarında kendini alamamış bu konuda espri yapmaktan.
Not: Kitabı okumaya çalışmış ama başaramamıştım yıllar önce. Tekrar bir şans verilmesi(ne münasebetse) gerektiğini düşünerek memleketimden görev yaptığım yere getirdim bu yıl. Sanırım Pilar Ternara’nın kartları açıp kitabı çok seveceğimi kulağıma fısıldamasının faydası oldu bu durumda. Kitabı okuyacak olanlara önerim hızlı okumaları gerektiği olacaktır. Çünkü kitap çok hızlı, çünkü Marquez kitabın hızlı okunması gerektiğini düşünüyor bence. Çünkü yavaşlarsanız kitabın ruhu ölür. (Gerçekten abartmıyorum.) Ve son olarak kitabın içerisinde yapılan katliam ve savaşlar gerçeklere dayanmakta olduğu için Kolombiya tarihine, Güney Amerika’ya yüzümüzü çevirip ne oluyor bu dünyada sorusunu kendimize sorup olayları araştırma fırsatımız var hemen arkasından yazara cesareti için son gürültülü alkışlarımızı da sunabiliriz.