Beş yaşında kimsesiz bir çocuğun; her şeye güzel bakmayı öğreten bir büyükbaba ve büyükannenin yanında aldığı kısa süreli eğitimini anlatıyor.Büyükbaba; doğanın dengesini iyi kavrayıp özümsemiştir torununa da anlayabileceği bir metaforla anlatmaya çalışır. Torununa okula gitmeden okumayı öğretir.
Dipnot: Okula gitmeden okuma öğretimi konusuna gelirsek: Bunun doğruluğunu yanlışlığını tartışmak istemem ama okul öncesi eğitiminde okuma yazma öğretimi kesinlikle yoktur.Okuma yazmaya hazırlık çalışmaları yapılabilir.Çizgi çalışması, psikomotor becerilerini destekleyici etkinlikler vb. yapılabilir. Çocuğun akranlarından ve okuldan sıkılmaması için ayrıca ilerleyen süreçte akademik hayatına ket vurmaması için erkenden okuma yazma öğretimi uygun görülmez.
Büyükbaba torununa az ve öz konuşarak onu hayata hazırlar. Tarih anlatır, satış yaparak para kazanmayı öğretir. Kısacası hayatı öğretir.
Öğretim yöntem tekniklerinden hayatilik ve transfer etme becerilerini uygulatır. Küçük Ağaç, yaşayarak ya da doğadan edinilen deneyimlerin metaforlar üzerinden aktarımıyla hayata hazırlanır. (Aktiflik/yaparak yaşayarak öğrenme ilkesi)
Küçük Ağaç’ın hayatına idame ettirmesi için bazı şeyleri öğrenmesi konusunda ona öğütler veriyor. Biriyle konuşurken karşısındaki kişiye saygılı davranmak, onun söylediklerini dikkatle dinlemek gerektiğini vurguluyor. (Değerler eğitimi)
Büyükanne ve büyükbaba Küçük Ağaç’ın geçmişini bilmesi gerektiğini de düşünüyor. Büyükbaba “ Bir adama kendi başına bir şeyler yapmasını öğretirsen, o da o zaman iyi olur” ifadesiyle bireyselliğin de önemli olduğuna işaret ediyor.
Sanal ilişkilerle ve gerçeklikle sarmalandığımız gündelik hayatımızı, yapıp ettiklerimizi derinden sorgulamamızı sağlar. İlişkilerin yalnızca insanlarla değil; doğayla, dünya üzerinde var olan bütün canlılarla birlikte sürdürülmesi gerektiğini vurgular.
Eğitim ile ilgili okuduğum kitapların enlerine yerleşen Küçük Ağaç’ın Eğitimi, küçük bir çocuğun gelişiminin hızla devam ettiği zamanda eğitimine nasıl başlanacağı ve normal hayatında ona yardımcı olacak bilgiler içermektedir. İlk sayfasından itibaren eğitim ile ilgili düşüncelere yer veren, insanlarla ilişkilerde nasıl davranılması gerektiğine değinen ve Kızıldereli yaşamından kesitler sunan bu kitabı keşke daha önceden okusaydım diyorum kendime.
İnsan sevmediği ve anlamadığı bir şeyi yapmaz, yapmak istemez. Küçük Ağaç’ın kitap boyunca Büyükbabası ve Büyükannesinin hatta diğer kahramanların dediklerini severek isteyerek yaptığını gördüm.
Döngü haline getirilmiş bir sürü harman bilgi mevcut.Küçük yaştan itibaren bir çocuğun hayvanlarla iç içe büyümesi gelişiminde büyük bir artı puandır. Hayvanlar insanın hayatına pozitif enerji verirler. Ve hisleri kuvvetli olduğundan onları seven insanlara karşı güçlü bağ kurarlar. İnsanın yaşamı boyunca yandaşı hatta yeri geldiğinde sırdaşı olabilirler. Küçük Ağaç’ın hayvanlarla iç içe büyümesi ona hediye gibi, verilmiş bir armağan gibiydi. Hayvanlara kötü davranan insan olarak yetişmesine engel oldu. Aile içindeki saygı ve sevgi insanlara pozitiflik veren diğer koşullardandır. Ailede sevgi varsa çocuk mutludur, sevildiğini hisseder. Sevgisiz ailede yetişen çocukların görmedikleri sevgiyi başka şeylerden başka kimselerden karşılama ihtiyacı hissetmesi, derin bir boşluk açarak büyümeye devam etmesine yol açar. Büyükanne ve Büyükbaba’nın birbirlerine olan sevgileri Küçük Ağaç’ta boşluk açarak büyümesine engel olmuştur. Birincil eğitimin alındığı aile ortamı çocuklar için önemli bir kurumdur. Küçük yaşta ne görürlerse beyinlerine öyle yerleşir. Büyükbaba ile ilişkisi, sürekli birlikte bir şeyler yapmaları Ağaç’ın kendine güvenmesine ve yeni yeni bilgiler öğrenmesinde büyük söz sahibidir. Küçük Ağaç sürekli dedesiyle vakit geçirdiği için dedesini rol model alıyor.
Beni etkileyen kısımların başında “Yaşayarak öğrenme” geliyor. Sonunu düşünen kahraman olamaz ama babalar hep kahramandır. Büyükbaba’da kahramanlığını ortaya koyarak Ağaç’ın iyi bir iş çıkartmasına yardımcı oldu diyebiliriz. Ama ailesinden öğrendikleri Ağaç’ın yanlış bir davranış sergilemesini engelledi. Son olarak kitapta ilgimi çeken ve kitabın sonunda yer alan, Büyükbabanın ölümü. İnsanlar öldükleri zaman geride bıraktıkları arkasından ağlar, üzülür ağıtlar yakar. Ama Küçük Ağaç’ın Büyükbabasından öğrendiği birini kaybettiğinde ve bu iyi bir kişiyse onun hep iyi yönlerini hatırlarsın. Ve üzülmezsin. Sadece boşlukta hissedersin. Küçük Ağaç, Büyükbabasının dediklerini onu kaybettiğinde bile dinlemeye devam ettirdi. Çünkü Büyükbaba ona vermesi gereken en önemli şeyi vermişti.
Anne ve babasını yeni kaybetmiş ufak bir çocuğu, hatta 5 yaşını daha yeni dolduran çocuğa verilebilecek en mühim şeydi bu. Sevgi…
Kitap alışverişimin videosunu paylaşınca arkadaşımın ilk bu kitabı oku diye söylediği kadar varmış gerçekten…
Ba yıl dım.
Sevgiyle okuyun.