Tarih okumanın her zaman bir ağırlığı vardır. Bazen gerçekler ağır gelir, bazen o dönemleri yaşamadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varırız. Bu kitabı zor okudum. Akıcı olmadığından ya da sayfa sayısının fazla oluşundan değil. Hikayenin çok üzücü olduğundan..
Kitabın geçtiği dönemlerde Fransa’nın Almanya sınırı dikenli tellerle, aşılması zor beton duvarlarla, en son teknoloji top ve tüfeklerle sarılıdır. Fransa’nın Almanya sınırı, Hitler’in şaşırtma harekatı ile kısa sürede aşılır. 40-45 Gün gibi kısa bir sürede dünyanın en büyük askeri güçlerinden biri olan Fransa işgal edilir.
Kitapta, 2 kızkardeş İsabelle ve Viann’ın oturdukları geniş ve büyük ev, Naziler tarafından el konulur. Birçok aile Nazi subaylarına ya evlerini açmak zorunda ya da kendi evlerini bırakıp gitmek zorunda kalır.
Fransa’da yetişen bütün ürünler cephelerde savaşan Alman askerlerine gönderilir. Fransızlar temel tüketim maddelerini karne ile almak zorunda kalırlar.
ABD’nin savaşa girmesi ile Nazilerin yaptırımları daha da sertleşir. Fransadaki Yahudiler, komünistler, eşcinseller, Romanlar hızla toplanıp tren vagonlarına sürü gibi istiflenip, Gestapolara, toplama kamplarına gönderilir..
Romanda İsabelle savaşta aktif rol alırken, Viann ailesini korumak ve Yahudilere kilisenin yetimhanesinde saklayıp yardım etmek gibi daha pasif rol alır.
İsabelle ve Viann’ın cesareti, duruşu, biz kadınların aslında ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlatır.
Bir kadının özgürlük uğruna neler yapabileceğini okurken, çok duygulandım. Ülkesi için cesur adımlar atan bu korkusuz kadınlara büyük saygı duydum.
Çünkü savaş denince hep erkekler ve silahlardan oluşan bir ordu aklımıza gelir ya. ‘Bülbül’de bunun öyle olmadığını, kadınların da var olduğunu okursunuz..
Kristin Hannah Fransa’da Fransız direnişçilerinin yaşadıklarını anlatan bu kitabı, özellikle benim gibi II. Dünya Savaşını farklı açılardan okumayı seviyorsanız, mutlaka okumalısınız...