Umursamazca hayatta sürüklenen Ömer, genç akrabası Macide’yi bulur. Macide körpecik bir genç kız olsa da ayakları yere basan, gerçeklere göğüs germiş, hayatını değiştirme çabasında olan bir hanım kızdır. Birtakım sünepe ve arsız aydınlardan oluşan muhitindeki ve yaşantısındaki bayağılıktan bıkkın Ömer Macide’deki başkalığın tesiriyle Macide’ye görür görmez aşık olur. Müzik muallimi, dostane, iyi kalpli, cömert ve bir o kadar da aklı başındaki eski aşık Bedri hayatlarına dahil olurken şefkatinden ya bu iki aşığın aşklarını idame ettirebilmeleri için elinden geleni yapar. Oysaki Macide neden Ömer’e aşık olduğu bile bilmez ve iradesizce Ömer’le sürüklendiğini düşünmektedir. Ömer de içindeki şeytanı boğacağına ve her şeyden çok değer verdiği Macide’ye layık olacağına inanmaktadır. Ömer içindeki şeytanın aslında kendi özünde varolan yine kendi düşüncesizliklerinin ve iradesizliklerinin tesiriği olduğunu keşfettikçe maalesef ne Macide’nin tahammülü kalmıştır ne de Ömer’in Macide'ye verebileceği bir söz. Sonrasında Macide ile Ömer’in hayat arkadaşlığı sona yaklaşır.
Kitaptaki son kısımda Ömer’in Macide’yi Bedri’ye sunuşu beni rahatsız etti, Nihat’a yer yer hak verdim ve Bedri’nin aydın kötülemesi de hoşuma gitmedi.Onun dışında birçok içsel sorgulamayla çoğu zaman Ömer ve Macide ile bağ kurdum.