Kız Koşucu aslında her şeyden çok kadın olmayı ve ömür boyu tutkusunun peşinden gidecek Smart’ın mücadelesi üzerinden, kadınların ilk defa 800 metre koştuğu efsanevi Amsterdam Olimpiyatları’nı ve Kanadalı kadın koşucuların dünyasını anlatıyor.
104 yaşında olan Aganetha(Aggi) Smart’ın hayatının farklı dönemlerine gidip gelen roman geçmiş ve bugünü dengeli biçimde harmanlayarak bazen eskide kalmış gibi gözüken ama çoğu zaman hemen yanı başımızda duran sayısız kadın sorununu gündemine taşıyor.
Aslına bakılırsa Aggi geçmiş ve bugün arasında neler hatırlayıp anlatmıyor ki, babasının ilk karısından olan kardeşlerini, onların o yıllar içinde hastalık ve doğa nedenleriyle ölümlerini, kendi kardeşlerini ve hikayelerini, kendisinin Kanadalı Kız Koşucular takımına girişini, altın madalyayı alışını, şöhretin getirip götürdüklerini, etrafındaki kızların annelik ile değişen hayat hikayelerini, bırakılan çocukları, düş kırıklıklarını, niteliksiz işlerde çalışan kızların durumunu, kızların önünü açmaya çalışan saygın kişileri, şifacı annesini, etrafı herkes için sessizce toparlamayı bilen babasını, arkadaşlığın tanımını, sevgililiği, sırf anne olduğu için tıkanan hayatında çocuklarını öldürmeyi çare görmeyi, iş hayatında kadın olmanın kırılganlığını, nine odasını, toprağın geçici sahiplenişini zihninde koşarak bulanık bir atmosfer de aktarıyor.
Kanada tarihini Aggi üzerinden kurgu şekilde anlatan kitabı en güzel haliyle bize aktaran Çiçek Öztek’e çevirisi için tşk ederim..
Keyifli okumalar..