“Mutluyken gülümsenmez, gülümseyince mutlu olunur.”
diyor Mösyö İbrahim. Somurtmanın ördüğü duvarları, koyduğu mesafeleri bir gülümsemeyle nasıl aşacağını öğretiyor Momosuna. Möisen nam-ı diğer Momo, anne babasından göremediği sevgisizliğin üşüttüğü, Mavi sokağın bakkalı Mösyö İbrahim’in bakkaliyesinin raflarında bulduğu ilginin ısıttığı on bir yaşında bir yahudi çocuğu. Paris’in çok dinli bir arka sokağından Anadolu’nun küçük bir köyüne uzanan kısacık yolculuklarında Momo’nun aslında kendi içsel yolculuğuna tanık oluyoruz. Köyünden koparıp Kuranının arasında sakladığı çiçekler gibi, koruyup kolluyor Momo’yu Mösyö İbrahim. Hal diliyle ekiyor tohumları gönlüne.
Kısacık sayfalar arasında keşke daha fazlasını okuyabilseydim diyerek gezindim. Bazı cümlelerin altı o kadar dolu ki herkes kendi nasibine saklanmış çiçeği bulup alsın diye sanki. Bazı sayfalarda sanki arka planı kendimiz dolduralım diyerek boşluklar bırakılmış gibiydi. Birkaç tanımlamanın rahatsız ettiğini söylemeden geçemeyeceğim ama genel olarak beğendiğim bir okuma oldu.