Metanetiyle karışan sessizliğinde gizlidir bir kadının gücü.
Umuda perçinlediği kimi zaman..
Kadın olmanın bedelini yaşadıkları coğrafya kültürünün etkisiyle en ağır şekilde ödemiş iki muhteşem karakter Leyla ve Meryem. Acıyı,çaresizliği,savaşın birbirinden kopardığı hayatları,küçücük bir kız çocuğunun en masum hayallerini,herseye rağmen mücadeleyi,kadın olmanın verdiği sorumluluğu iliklerimize kadar hissettiriyor hikaye.Bir toplumun temel taşıdır kadın. Büyüten,üreten,insanî meziyetlerin vücut bulduğu,merhamet,sevgi ve şefkatin timsâli naif, fakat gerektiğinde bir o kadar güçlü.Sevdikleri için yapamayacağı şey yoktur bir kadının.Koca bir dünyadır kadın.
Ne yazık ki hayat ve koşullar herkese aynı perdede sunmuyor mahiyetini.Bu şekilde dünyaya gelmeyi seçmemiş olan Meryem, yine irade etmediği bir şekilde kendi hayatının başkasının elindeki piyonu olarak, ömrünün en güzel yaşında geri dönüşü olmayan bir evliliğe mecbur bırakılır.Hem de bir zamanlar adeta taptığı,kulübelerine uğrayacağı zamanı dört gözle beklediği babası tarafından...
Meryem'e göre çok daha şanslı büyüyen Leyla'nın ise savaşın en acımasız yüzüyle tanışmasının ardından başlar mücadelelere dolu hayat yolculuğu. Ve kesişir iki kadının hayatı tek bir hanede.Umut,sevgi,diğerkâmlık yeşerir ikisi arasında. Öyle bir yeşerir ki; eşi benzeri görülmemiş bir fedakarlıkla birinin hayatının sonu olacak karar, diğerinin hayatının başlangıcına,sevdiğine, hayallerine kavuşmasına vesile olacaktır.
Oyuncular değişse de,senaryo değişmiyor ne yazık ki!Filistin'de,Uygur'da,Suriye'de,Yemen'de ve daha birçok memlekette yine benzeri dramlar yaşanıyor.Savaş ve gaddarlık nice ailenin,kadınların soluğunu kesmeye devam ediyor.Tâ ki mazlumların âhı tüm dünyayı yakıp kavuruncaya dek!...
He! Kitabın sonunda yazarın "BM insani yardım "güzellemesi yapmış olmasının ne kadar trajikomik olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.