Kötü kitap deneyimlerimden sonra Stephen King bir nevi temizleyici görevi görüyor artık. Sadist, okuma listemde olan bir kitaptı ancak bir türlü elime alamıyordum.
En sonunda başladım ve KAFAYI YEDİM!
Başlangıçta pek havaya girdiğimi söyleyemem. Annie ciddi anlamda garip bir kadın ve sevdiği yazarı kaçırma fikri de bana öyle ciddi bir suç gibi gelmemişti Benim de kaçırıp devam romanı yazdırmak istediğim birkaç yazar var.
Ama ben Annie gibi hasta ruhlu bir kadın olmadığıma ilerleyen sayfalarda kanaat getirdim. Çünkü Paul'e yaptıkları... Allah, Ya Rabbi... Tövbe bismillah, elemtere şiş kem gözlere şiş...
Annie normal görünüp içeriden öyle bozuk bir kadın ki romanın başında neyin yanlış olduğunu çok kavrayamadım. Paul bir araba kazasında yaralanıyor ve eski bir hemşire olan Annie ona yardım ediyor. İşi garipleştiren; Annie'nin Paul'ün hayranı olması.
Elbette sevdiği yazarın evinden ayrılmasını istemiyor. Sapıklık da orada başlıyor zaten. Annie'nin kendince değerleri var.
İlerleyen sayfalarda bu hanım abla iyice dellenmeye başlıyor. Aptal gibi görünmesine rağmen asla aptal değil. İnsan iyice tedirgin oluyor. Ben bile sayfaları çevirirken gerildim açıkçası.
Kitabın adı niye Sadist onu anlamış değilim. Çünkü eğer Annie için bir atıfsa bu, alakası yok. Annie bir sadist değil. Sadistler acı vermekten zevk alan ve bu eylemi gerçekleştirmek için fırsat kollayan tiplerdir. Annie bildiğin hasta. Psikopat desen o da tam karşılamıyor. Ama sadist değil.
Stephen Bey, yine roman içinde roman yazmış. O kısımları sevmiyorum maalesef. Biraz üfleye püfleye okudum.
Gerilmeyi seven herkese tavsiyemdir. Kalite akıyor ya, adam biliyor bu işi!