Memed, haksızlığa başkaldırıyordu ancak bir Abdi Ağa gidiyor, bir Hamza Ağa geliyordu. Ağalar değişiyor ancak zülüm değişmiyordu. Böyle olunca serinin ikinci kitabında, Memed’in içine kapandığını, yorgun düştüğünü görürüz. Onun kendi içindeki fırtınası, ne yapsa köylülere yaranamaması ve ağaların hiç bitmemesi, umutsuzluğa sürüklenmesine neden olur. Kendi ile uzun bir iç hesaplaşmaya girer. Köylüler onu bir efsaneye dönüştürürken o mücadelesinin boşuna olduğu düşüncesiyle savaşır. O, bu ruh halindeyken bu kez köylü başkaldırır ağalara, beylere. Onlar hep bir kurtarıcı beklemekteydi. Bu yüzden kendi güçlerinin farkında değillerdi. Ancak İnce Memed çok kızdığımız yerde umutlarımızı yeniden yeşertecekti.