Ve son kitap… İnce Memed’e veda… çok zor ayrılmıştım ondan. Artık günlük yaşamımın bir karakteri haline gelmişti Memed. O yüzden son kitabı yavaş yavaş, sindirerek okumuştum. İnce Memed, bir önceki kitapta da olan Ağa’nın zulmüne son vermiş, mücadelesini kazanmıştır. Halk da ona hak ettiği değeri ve ilgiyi gösteriyor, onu koruyordu. O da artık rahata ermek ister ve sevdikleriyle beraber Çukurova’nın deniz kenarında, portakal bahçelerinin içinde bembeyaz bir evde yaşamaya başlar. Yeni bir çevre edinir ancak içindeki kurda bir türlü engel olamaz. Kötülüklere başkaldırmaktan geri duramaz. Yaşadığı yerde yine zulmeden bir ağa ve beyler görünce onlara da hak ettiği karşılığı verip, asıl meskeni olan dağlara döner. Yine, yeniden eşkıyalık yapmaya başlar.
Tadı damağımda kalan bir seriydi. Türk edebiyatının en iyi 100 eser arasında 1. olması tabii ki tesadüf değil. Eğer hala seriye başlamadıysanız, bir an önce başlayın ama acele etmeden okuyun. Memed’i hayatınızın başköşesine koyup, onu sindire sindire anlayın, tanıyın ve hissedin. Anadolu’nun ruhunu yüreğinizde hissedin. Çünkü bu sadece bir roman serisi değil; Anadolu’nun ruhuna bir yolculuk ve insanın özgürlük arayışına tanıklık etmek demektir. Bu roman, insanlığa armağan edilmiş en özel eserdir.