·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ocak 2025 20:12 Farklı bir gezegende işlenen akılalmaz bir cinayet... Peki, ne bu kadar akılalmaz? İşte bunun cevabı gezegenin özelliklerinde saklı. Burada, insanlar birbirlerinden tamamen kopmuş durumdalar. İletişim yalnızca sanal olarak, hologramlar üzerinden gerçekleşiyor. Karı kocanın bile birbirine yakınlaşmasının tuhaf ya da ayıp olarak nitelendirildiği bir toplum bu. Tüm işler robotlar tarafından yapılıyor, sanat ya tamamen soyut bir biçimde icra ediliyor ya da hiç edilmiyor. Duygulardan arındırılmış bu dünyada, evlilikler bile genetik uyuma dayalı bir sistemle yürütülüyor.
Böyle bir toplumda, kim birine yaklaşarak onu öldürebilir? İşte bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız.
Ana karakterimiz Elijah, bizim dünyamızdan geliyor. Ancak bizim dünyamız gerçekten "bizim" dünyamız mı? Bakıldığında, cinayet işlenen gezegenin tam tersi gibi görünüyor. İnsan nüfusu 8 milyarı geçmiş, çelikten duvarlar içinde yaşıyoruz. Siyasi ve sosyolojik sıkıntılarla boğuşuyoruz. Mantıktan çok, durumlara verilen ani tepkilerle yönetilen bir sistemin içerisindeyiz. Diğer gezegenler tarafından daha düşük bir konumda görülüyoruz. Aslında bu tasvir edilen iki gezegen de bizim dünyamız. Neden mi? Çünkü tüketim odaklı bir toplumda, yalnızca tüketicilere dönüştük.
Her şeyi bizim için yapan robotlarımız olmayabilir, ama her şeyi ayağımıza kadar getiren teknolojimiz var. Bir üst sokaktaki markete gitmeye bile üşeniyoruz. 8 milyar nüfusa ulaşmamıza rağmen, insanın insana olan temasının giderek azaldığı, sosyolojik olarak çöküşte olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Hiç olmadığı kadar kalabalık ama bir o kadar da yalnızız. Buna rağmen, yakınlarımızla bile görüşmeye tahammülümüz kalmamış durumda. Sanal ortamlar, yani sosyal medyanın bize sunduğu o çelik mağaralarda yaşıyoruz.
Gözümüzün önündeki gerçekleri görmüyoruz. Gitgide kendimizin içinde kaybolduğumuz bir dönemdeyiz. Bu çıkmazdan kurtulmak için, denizde yolunu arayan bir gemi misali, deniz fenerine dönmeliyiz. Kendi içimizde bulunan ışığı bulmalı ve hem kendimize hem de başkalarına yol göstermeliyiz.
Bu hikâyede işlenen cinayetin tuhaflığı işte burada yatıyor. Sebep, her zaman yanı başımızda. Çözüm ise vakit çok geç olmadan bir çıkış yolu bulabilmekte. Bunun için, önce kendimize bakmalı ve kendi içimizdeki ışığı keşfetmeliyiz.
Gerçek bir bilimkurgu ve iyi bir polisiye olduğunu düşündüğüm bu kitap, beni okuduktan sonra onlarca kez "vay be, vay be" dedirterek, iyi bilimkurgunun aynı zamanda iyi edebiyat olduğunu tekrar gösterdi. Asimov asla şaşırtmıyor ve hep aklımda taşıyacağım bu kitabı yazarak beni her zamanki gibi kendine hayran bırakıyor.
İyi okumalar
Allons-y